Başkanlık sistemi ve Demokrasi; Medya ve STK’lar, hangi “Düzen!”in güvencesidir? (son)

Önceki Yazı
Eylemler, söylemleri desteklemiyorsa ifade edilenler, Samimiyetten uzak, "kuru bir laf" olmaktan öte bir anlam taşımaz.

Eylemler, söylemleri desteklemiyorsa ifade edilenler, Samimiyetten uzak, “kuru bir laf” olmaktan öte bir anlam taşımaz.

Başkanlık Sistemi ile Kuvvetler ayrılığı’ndan sonra sıra halkın kendi çıkarları için “yanında!” olduğunu iddia eden Medya ve Sivil Toplum Kuruluşları’nı tanımaya ve uygulamalarındaki samimiyetlerine test etmeye geldi.

Medya Nedir

Medya demokrasinin işlemesinde ve yaşamasında bir araç, güvence midir?

Medya ( Latince) Araç, ortam anlamına gelen medium kelimesinin çoğul halinden türemiştir.

Bu terim, iletişim başta olmak üzere değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Günümüzde; Gazete, dergi, radyo, televizyon, internet gibi iletişim araçlarının geneli için bu (Medya) terimi kullanılmaktadır.

Medya ilk kez haber alma ihtiyacına binaen ortaya çıkmıştır.

Ancak günümüzde medya artık sadece bir haber alma aracı değildir.

Medya, günümüzde daha az haber daha çok çok alışveriş ve eğlence sektörlerine hizmet etmektedir.

Medyayı artık bir iletişim değil bir ekonomik araçtır. Dediğimizde fazla abartmamış oluruz.

Yeri gelmişken Medyanın geldiği noktayı çarpıcı olarak vurgulamak için bir örneği tekrar edelim.

Saddam Körfez bölgesinde savaşmaktadır. (aslında düşürüldüğü tuzakta bitirilmek için savaştırılmaktadır)  Onu şeytani bir kurgu ile oraya yönlendirenler, işini bitirmek için karşı atağa geçerler.

Kullandıkları en önemli silahlardan birisi de medyadır. CNN bu konuda ön plandadır.

Bir kurgu ile Fransa kıyılarında petrole bulanmış Karabataklar,

Körfez savaşında “Saddam’ın bombaları ile kirlenen sahillerde ölmekte!” olduğu yalanı ile, 7 gün 24 saat dünyaya pazarlanır. Ve Saddam’ın bilinen sonu.

Medya burada asli görevi olan “habercilik” yapmamıştır.

Ne yapmıştır? Buna herhalde “tetikçilik!” demek uygun olabilecektir.

Gerçeğinde medya Fransız (sermaye) Devrimi’nin arifesinden bu yana halkı etkilemek ve yönlendirmek için kullanılmaktadır.

Son dönemde, Web ortamındaki “Haber siteleri”ne  bakıldığında, site’ye verilen reklamlara daha fazla sayıda okuyucu toplamak için, “porno” içerikli görüntülerinin yanında, haber içeriği ile ilgisi olmayan kısa, tamamlanmamış başlıklarla ve alenen “yalan haber”ler üretilmektedir.

Amaç, “birkaç fazla tık” ve daha fazla reklam geliri. (Bir Sosyal bir dayatma konusu, başka yazıda verilecektir)

Amacı “haber vermek!” değil, “Reklam almak” olan bir medya bitmek üzeredir.

Gerçeğinde “Sosyal Medya” da bir balondur.

Neden?

Yeni “Bir bilgi” üretmek için, “on –eski-yeni- bilgi”ye sahip olmak gerekir.

Okumayan bir halkın, deneyimsiz bir gençliğin “Sosyal Medya”da üreteceği ne olacaktır?

-Harmanı yel sosyal medyayı siyasi- ekonomik çıkarlar döndürecektir.

Sosyal Medya’nın etken olduğu ülkeleri hiç merak ettiniz mi?

-Hayır, etmedik! Edilmediğine inanınız hiç şaşırmadık! Etseydiniz, sanal da değil, gerçek yaşam da olurduk!

Bakınız bakalım, Sosyal Medya, Sömürgeciler de mi gelişmekte, sömürgeler de mi?

Aaa.. sahi ya!

Bir düğme ile, sürüleri! “Hooop”, masrafsız, zahmetsiz….

Ve Sivil Toplum Kuruluşları…

Başlamadan 1 Mayıs kutlamaları ve Soma Madenleri’ni biraz açmamız gerekecektir.

Karl Marks’ın, “İşçiler Birleşin” ifadesinin arkasındaki düşüncesini anlamak için İngiliz Sanayi Devrimi’ni ve o dönem çocuk ve kadın işçilerin (Rezalet derecedeki) durumunu, yaşantılarını öğrenmek, bilmek gerekir.

Sendikaların kurulmasındaki amaç;

-İşçilerin çok kötü şartlarının düzeltilmesi, ezilmemeleri için birlik olmaları, bu birlikleri, birilerinin ikbali, konforu için değil, alınterlerinin, emeklerinin karşılığını almalarıdır.

Sendika’lardan amaçlananlar  bu olması gerekirken, ortaya; Patronlar ile anlaşan “sendika ağaları” çıkmış ve bu anlayışla işçinin sırtından yeni bir sömürü, lüks yaşantı sahipleri doğmuştur.

I Mayıs’ta Taksim’de boy göstererek! Devletle (sözde) restleşerek, sömürüleri ve;

Meslek hastalıkları nedeniyle (önlem alınmadığı ve uyarılmadığı için) kaybedilen binlerce işçinin dramı (ortaya konulmadıkları gibi) örtülmekte ve kamuoyunun dikkatine sunulmamaktadır?

Bu noktada Medya’da en az sendika ağaları kadar suçludur.

Soma’da yaklaşık 300 eve ateş düşmüş ve (görünürde!) ülke günlerce bu olaya kilitlenmiştir.

Peki, Bu ocaklarda veya kötü ortamlarda her yıl meslek hastalıklarına yakalanan binlerce insanın evine her gün bir ateş düşmemekte midir?

Düştüğünde de kimin umurunda olmaktadır?

Bunlar neden hiç gündeme getirilmemektedir?

Demek ki Medya ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın adı var ancak ilk planda halka bir hayırları yoktur.

“Kendisi muhtacı himmet bir dede, nerede kaldı gayrıya himmet ede’

Sivil Toplum Kuruluşları ne işe yarar?

-Misyoner faaliyetleri yapar,

-Siyaset üzerinden çıkar sağlar,

-Topladıkları paralarla vakıf kurarak Ağa’lık yapılır!

-Balolar düzenler ve “Oh… Yarasın Mirim!” der.

Sonsöz;

-Halkı ile aynı yere bakmayan,

-Halkının derdini derdi bellemeyen, onunla ağlamayan ve gülmeyenler,

-Halka tepeden, “Ağa-Paşa!” anlayışı ile bakanlar;

-Padişah olsalar ne yazar,

-Başkan olsalar ne yazar,

-Cumhurbaşkanı olsalar ne yazar,

-Mesele, gücün, “tetiğin üzerindeki el!” olmak değil,

-Halkına çekilecek bir silahın, belanın, tetiğin namlusu önünde durabilmek samimiyetine cesaretine sahip olmaktır.

Kuvvetler Ayrılığı, halkı kolayca yönetmek için Halkın Birliği’ne mani olmak değildir.

Unutmadan;

-(“Din Devleti” denilen) Osmanlı için, Havra, Klise ve Camii Cemaati’nin bir farklılığı olmamıştır

-Sonrasında, hiçbir Cemaatin değerinin…

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*