“Başkana gerek var mı?” Lider, Başkan: Bir toplumun ruhu, çarpan yüreği, birlikte akan gözyaşıdır (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Başkanlık konusunda kararınızı siz veriniz. Bu her ne olacaksa. Çünkü kararınızın iyiliğinin veya isabetsizliğinin sonucunu önce siz yaşayacaksınız. Size akıl verenler değil.

Başkanlık konusunda kararı kendi değerlendirmenizle siz veriniz. Bu her ne olacaksa. Çünkü kararınızın sonucunu önce siz yaşayacaksınız. Size akıl, yön verenler değil.

 

Osmanlı içerisinden 36 padişah çıkarmıştır. Peki, bunlardan kaç tanesi halkın çarpan yüreği olmuştur? Dediğimizde, aklımıza kaç sultan gelecektir? Cevabı, I. Dünya Savaşı sırasında Sivas yöresinde yakılan bir ağıta bırakıyoruz.

Bizden selâm eylen Sultan Reşad’a

Kınalı beşikler kaldı köşede

Sultan Hamid gerek asker yaşada

O da hal edildi devrâna bakın.

Sivaslı aşık ne demektedir:

-Sultan II. Abdülhamid iktidarda olsaydı, çocuklar kınalı beşiklerinde yetim kalmazlardı. Peki, gerçekten de öyle mi olurdu?

Sultan 2. Abdülhamid, 33 yıl iktidarda kalmasına rağmen, içerisine itildiği 2 savaş (’93 Harbi ile ‘313 Teselya Harbi) haricinde halkını bir sıcak çatışmaya sokmamış ve eğitimli-öğretimli altın bir nesil yetiştirmiştir.  

Ancak, bu altın nesil (Milli Mücadele’yi yapan ve Cumhuriyeti kuranlar bunlara dahildir.) Ne yazık ki bugün hala nedenleri, sonuçları tartışılan Çanakkale Savaşları’nda, (lise talebeleri dahil) ülkenin iyi eğitimli on binlerce evladı) Çanakkale üzerinden memleketin bedeninden adeta bıçakla kazınmıştır.

Çanakkale Savaşları, iyi değil, çok iyi analiz edilmelidir.

Sultan II. Abdülhamid, çağına uygun, modern, yaklaşık 10.000 (onbin) ilkokul açmış, 30.000 km. de telgraf hattı döşetmiştir.

Milli Mücadele’de M. Kemal Paşa’nın çok yoğun kullandığı telgraf hatları Sultan II. Abdülhamid Han’ın eseridir.

Bunlarla birlikte İslam Alemi’nin mali katkıları ve Osmanlı teknik insanlarının emeği ile, yaklaşık 1500 km.de Hicaz demiryolu hattını döşetmiş, çok sayıda modern sivil-askeri hastahane, meslek okulları, üniversiteler açtırmıştır.

Onun döneminde hem kız okulları vardır, hem de karma ilk okullar. Dileyenler kadınlarımızın ilk kez devlet hizmetinde ne zaman çalışmaya başladığını da araştırabilirler.

Peki, bu hizmetleri yapan Sultan’ı, başkanını bu kadim millet unutmuş mudur?

Vefatından yüzyıl sonra dahi, cennetmekanı rahmetle andığımıza göre elbette unutmamıştır.

Başarırsın,

Eğer, hem milletine, hem de kendine inanıyorsan

Neden Er-Doğan?

Bir ülkenin orman yangınlarına müdahalesinin onun teknolojik gelişimindeki göstergeler arasında sayıldığını biliyor musunuz?

Orman yangınlarının söndürülmesinde kullanılan ileri teknolojiyi Bakan Eroğlu bize bakınız nasıl özetlemektedir:

Yangına müdahalede en ileri teknolojiye sahibiz… Yangına müdahalede dünyada hiçbir ülkede olmayan teknolojiye sahip olduklarını belirten Bakan Eroğlu,

-“Türkiye avucumuzun içinde. Nerede yangın çıkarsa anında görüyoruz. 10 dakikada yangına müdahale ediyoruz. Şu anda en ileri teknoloji bizde. Bir çok ülkeden teknoloji ve eğitim için bize geliyorlar…

-Uzaklığa bağlı olarak 10-15 dakika arasında yangınlara müdahale edebiliyoruz. Helikopterlerimiz 10 saatin üzerinde sürekli havada kalabiliyor… Ayrıca uçaklarımızı ve helikopterlerimizi yangın harekat merkezinden sürekli izliyoruz.

Türk Hava Yolları kısa sürede nasıl bir dünya devi olabildi?

THY, 2003’teki değerlendirmede Avrupa’nın 27’inci; 2009 yılı sonu itibariyle yapılan değerlendirmede 4’üncü sıradadır. Peki, ne oldu da birkaç yıl gibi kısa sürede Lufthansa, British Airways, Air France’dan arkasından dördüncü olabildiler? Ve en sonunda başarıları ile Alman Havayolu şirketi Lufthansa’yı da geçebildiler.

THY yetkilisi anlatmaktadır.

-“2003’ten, 2010 yılına kadar THY’ye hostesler hariç hiç lise mezunu personel alınmamıştır. Alınan personelin tamamı üniversite mezunu ve çok büyük bir oranı da master ve doktora yapmıştır. Bunlarla birlikte THY kadroları, Avrupa ve Amerika’nın önemli üniversitelerinde master yapmış kişilerle zenginleştirilmiştir…

Birçok projemiz var. 300’e yakın bilgisayar yüksek mühendisi çalışıyor. Türkiye’nin belki de en büyük bilgi teknolojileri personeline sahibiz. Birçok programı biz satıyoruz. Teknolojileri geliştiriyoruz. Yapamadıklarımızı dışarı veriyoruz. Hazır programları alıyoruz.

Başarının altında bu ekibin imzası var.

Toplam gelirde yüzde 86 artış yaptık. Net karımız yüzde 128 arttı. Baktığınız zaman geçmişle kıyaslanmayacak kadar iyileşmeler var. Daha da iyi olması için çaba sarf ediyoruz.

THY, 2005 yılında Avrupa’nın tüm yolcu pastasından 4.1 pay alırken, 2009 yıl sonu itibariyle bu pay 7.6’ya çıkmıştır. Bu 7.6’lık pay bize Avrupa üçüncülüğünü getirmiştir.

Milli gururumuz, teknoloji üretim üssümüz ASELSAN

2002 yılında birçok tesisi kapanma noktasına gelmiş olan savunma sanayi sektörü, hükümetin azim ve kararlılıkları ile Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının yurt içinde karşılanma oranının 2003 yılında yüzde 25 seviyelerindeyken; 2007 yılı itibariyle bu oranın yüzde 42’ye, 2010 yılında yüzde 47,5 ve bu yılın sonunda bu rakamı yüzde 50’ye çıkarılması hedeflenmiştir. (Bu oran 2016’da yüzde altmışlara ulaşmıştır.

ASELSAN’da, 2168’i  mühendis, 1084’ü teknisyen olmak üzere toplam, 3851 personel çalışmaktadır.  Çalışanlarımızın yaklaşık 60’ı mühendistir. Halen ASELSAN’da  çalışmakta  olan  mühendislerin, 1184’ü  ODTÜ,  348’i  Hacettepe  Üniversitesi,184’ü   Bilkent   Üniversitesi,  160’ı   İstanbul Teknik  Üniversitesi, 107’si  Gazi Üniversitesi mezunudur.

ASELSAN’da çalışmakta  olan  mühendislerin, 78’i  doktora mezunu, 1053’ü yüksek lisans ve 1037’si lisans mezunudur.

 “Adaleti Savunanlar Derneği” Genel Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi bakınız bu konuda ne demektedir:

Teknoloji var, irade yok!

“İnsansız uçaklar veya çeşitli silahları yapabilecek teknoloji, birkaç gömlek düşük de olsa Türkiye’de var. Ancak bu noktada 3 konu çok önemli.

-Öncelikle teknolojiye sahip olacaksınız.

-Sonra mali kaynak

-Ve bu kaynağı sürdürebilir hale getirmek için pazar bulmanız gerekir.

60 tane İslam ülkesi var. Ve hepsinin de bu silahlara ve uçaklara ihtiyaçları var. Ancak bunu gerçekleştirecek siyasi irade yok. Türkiye’nin İslam ülkelerine açılmasıyla pazar sorunu giderilebilir. Ve bu konuda ileri teknolojiyi yakalayacak kaynak da temin edilmiş olur.

Bir silahı üretmek için bir fabrika yapabiliriz, ancak seri üretime geçerek maliyeti düşürmek gerekir.

ABD, bizim gibi ülkelere silahı veya uçağı satıyor ama modernizasyonunu İsrail’e yaptırın diyor.

Dolayısıyla ABD ve İsrail’e bağımlılık oluşuyor. Ve bu sektörde dehşet paralar dönüyor. İslam ülkeleri ortak hareket ederek silah sanayini geliştirirse, hem bağımlılıktan kurtulur, hem de kaynaklarını dışarı akıtmazlar. Bu gerçekleşirse, Irak, Afganistan ve Filistin gibi halkı Müslüman olan ülkelerin işgal edilmesinin önüne geçecek güçlü bir irade de ortaya konulmuş olur.”

“Türkiye özgüven patlamasını yaşıyor’

Alman Cicero dergisi, “Türkiye’nin, AB’ye girme konusundaki o amansız isteği, çabası ve gayretleri çoktan geride kaldı. Ülke şu sıralar kendini de aşan bir öz güven patlaması yaşıyor” denildi.

…Cicero dergisi Türkiye-AB ilişkilerine ilişkin yorumunda Türkiye’nin yüzünü artık Berlin, Paris ve Washington’dan çok giderek Doğu’ya çevirdiğini öne süren dergi,

“Sonuç olarak karşımıza çift haneli ekonomik büyüme, Balkanlar’da, Rusya’da, Arap ve Asya coğrafyasında etkili ve ikna edici görüşmeler ile çok sayıda askerî iş birliği çıkıyor” dedi.

‘Öz patlamasının temel çıkış noktası İstanbul’

…Cicero, “Türkiye’nin bu yeni öz güven patlamasının temel çıkış noktası“gayriresmi başkenti” İstanbul” ifadesini de kullandığı yorumunda İstanbul için şunları da yazdı:

“Turistler ve kültür meraklıları şehri her dönemde ziyaret ederken, şimdi son dönemde yapılan çok sayıdaki beş yıldızlı oteli dolduran yeni bir grup dikkatleri çekiyor: Zengin Araplar ve Asyalı iş adamları Türkiye’de yeni yatırım arayışındalar.

Üstelik bu arayışlar meyvelerini de veriyor çünkü 2001 ile 2010 yılları arasında Türkiye’ye doğrudan giren Asya sermayesi bir milyardan 18 milyar dolara yükselmiş durumda.” (1)

Peki, ne değişti de, Türkiye özgüven patlaması yaşıyor?”

İnsan, mevcut bilgi ve deneyimi ile düşünerek bir sonuca giden varlıktır.

İnsan olmanın en büyük göstergesi, kendi iradesi ile bir sonuca gidebilmesidir.

Önümüzdeki referandumda, kararı siz veriniz, bu her ne olur ise.

Çünkü, bunun yarar veya sıkıntısını siz yaşayacaksınız. Size akıl verenler değil.

Bilgi, eşek yüküdür. Eğer, siz ondan ihtiyacınız olan yeni bir bilgi üretemiyorsanız.

Başarı: İnanmak, geriye bakmadan, “ama” demeden çok çalışmaktır.

İnanırsan oluyor.

www.canmehmet.com

(1)Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/turkiyede-ne-degisti-de-ozguveni-patladi-ileri-teknoloji-uretmeye-basladi.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*