Başbakan Erdoğan, 31 Mart 1909’un (2. Abdülhamid’in) açık hesabını, 30 Mart 2014’de kapatabildi mi?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Osmanlı İmparatorluğu, 31 mart 1909'da, Sultan 2. Abdülhamid'in tahtan halli ile birlikte fiilen sonlandırılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu, 31 mart 1909’da, Sultan 2. Abdülhamid’in tahtan halli ile birlikte fiilen sonlandırılmıştır.

Başbakan Erdoğan, seçimdeki başarısı nedeniyle ilk olarak Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından tebrik edildi. Peki, ABD ve Avrupalı başkan, başbakanlar nerede? (yenildikleri için mi) tebrik etmediler veya kısık sesle ettiler de medyaya mı yansımadı?

2014 Yerel seçimleri’ne nasıl ve hangi anlayışlarla geldiğimiz özetle ifade edilirse,

Osmanlı İmparatorluğu, 1909 Yılında, 2. Abdülhamid Han ile birlikte sonlandırılmıştır.

Bu iddia, Hem Sultan 2. Abdülhamid, hem de Mustafa kemal Paşa tarafından (*) açık olarak ifade edilmiştir.

1922’de, Osmanlı Saltanatı; 1924’deki hilafetin kaldırılması için aradan geçen yaklaşık 15 yıllık sürede: “Osmanlı Hanedanlığı” ve “Hilafet” kurumunun itibarsızlaştırılması vardır.

1914’deki Birinci Dünya Savaşı, uzun yıllar evvel planlanmış süre yaklaştıkça düşünülenler açığa çıkmaya başlamıştır.

Öncülüğünü İtalyanların yaptığı Trablusgarp Savaşı (1911-1912) bunlardandır. İtalya (Osmanlının) paylaşımından yeterli payı alamayacağı endişesine kapılır ve acele bir pay kapmak için erkenden işgale başlar.

Birinci Dünya Savaşı’nın en büyük amaçlarından birisi de; Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşımı, Osmanlı hanedanlığı-Hilafet Kurumu’nun kaldırılmasıdır.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Antlaşması, (Osmanlının fiili teslim belgesidir.); 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Antlaşmaları, (Osmanlının varlığının resmen sonlandırılması) bize dayatılmıştır. Bizim anlaşma masalarından olmamız sadece bir usul (imza) gereğidir.

Biz İstiklal Savaşı’nı, İşgalci İngiliz-Fransız ve İtalyanlara karşı değil, onların para karşılığı taşeronluğunu yapan Yunanlılara karşı yapmış (aslında o da anlaşmalıdır) gözükürüz.

Gerçeğinde Yunanlıların o dönem değil Osmanlının cançekişen bedeni ile savaşmak, ölü bedenine dokunacak ne cesareti, ne gücü, ne silahı ne de parası vardır.

Bu taşeron operasyonundan sonra geriye; aklanmış bir Büyük Britanta/İngiltere, ve (zoraki) düşman haline sokulmuş bir komşu (Yunanlı) vardır. İngilizler’in Yunan askeri kıyafetleri içerisinde bizimle savaştıkları  bilinmektedir. İzmir’in yakılmasının  bilinenlerin dışında bir hikayesi vardır.

31 Mart 1909, (İttihatçı darbesi) Müslüman Türklerin, İstanbul ve Atina’yı Fethi ile 500 yıl Güney Avrupa’yı yönetmesinin hazımsızlığının verdiği bir intikam operasyonudur.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Er-Doğan’ı, ilk olarak Rusya Devlet Başkanı Putin’in  tebrik etmesi, hiç sevmediği, ABD’ye ve Batı Avrupa’ya (Belki de seçimde yenildikleri için) bir mesajdır.

Biz milletimizi çok iyi tanır ve güveniriz.

Milletimize bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bu eşsiz sağduyusu ve basireti için.

Her daim sağolunuz…

Resim: web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

(*)Mustafa Kemal, (Libya’daki) bu kumsallarda savaşırken bir gün emrindeki kabile reislerinden biri kum üstünde fala bakmıştı. Bedevinin şu sözleri mühimdi:

-“Ne görüyorum beyefendi, ne görüyorum!”

– Ne görüyorsun, aynen söyle!

– Aman beyim, bu olamaz, sizin bir gün bir taht yıkacağınızı görüyorum. Osmanlı hanedanı yıkılıyor, bu nasıl olur?

Mustafa Kemal o zaman bir kahkaha atmış:

Biz o tahtı 1909’da devirdik, buraya geldik Sen maziden mi, yoksa istikbalden mi bahsediyorsun?

Bedevi, başını sallayarak ve Arapça fikirlerini ifade ederek itiraz etmişti:

Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/oh-osmanlilari-turklestirdik-gezide-gazi-majestenin-gazetesinde-manset-olduk3.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*