Avrupalılar (Almanlar) “Alevi Hassasiyeti”ni neden kurtarıcı olarak görmektedir? (2/2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

her ne

Hristiyan Batı’nın, hangi olaylardan sonra  “Alevi anlayışı’nı bir kurtarıcı olarak gördüğünü açıkladıktan sonra sırada, Prof. Neumark’ın Türk öğrencilerine anlattığı hikaye vardır.

Avrupa’nın Tarihi Düşmanısınız!

‘Avrupa’nın düşmanısınız ve daima düşmanı olarak kalacaksınız!.. Siz Türkler gerçek kimliğinize döndüğünüz an, Avrupa medeniyeti yıkılır.”  (Prof. Neumark)

İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Alman asıllı Prof. Neumark ile bir kısım öğrencisi Boğaziçi’nde geziye çıkarlar.

Talebelerden biri Prof. Neumark’a şu soruyu sorar:

-“Avrupa bizi neden sevmez hocam?Prof. Neumark şu cevabı verir:

“Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı, Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince: Müslüman olduğunuz için sevmez, ama faraza laiklik şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam eder.

Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar:

Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz.

Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir Avrupa’nın pazarı idiniz, şimdi Avrupa’yı Pazar yapmaya başladınız.

En az 400 yıl, Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz. Selçuklular Anadolu’yu,  Osmanlılar İse Orta Avrupa ve Balkanları Haçlı ordusuna mezar ettiler.

Sizi silah ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hâkimiyet sağladılar.

Önce ahlaki değerlerinizi yıpratmaya başladılar; giyiminizden yaşantınıza kadar…

Sonra kendi içinizde sizi bölmeye başladılar.

Selçuklu ve bilhassa Osmanlı, İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler, İslamiyet bugün belki sadece e Hicaz’da varlığını devam ettirirdi.

Kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da, İngiliz Dominyon Bakanlığı’nın adamlarıdır.

Batı her yerde islamiyet’i, sapık inançlara yönlendirdi.

Ama Osmanlı, Asr-ı Saadet’i devam ettirdi. Kilise size kin kusmaktadır. Ve sebepleri yukarıdadır.

Ben Türkiye’ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı, şimdi 19 üniversite var.

Osmanlı zamanında ise her yerde bir medrese vardı, tarihinize bakın her medresede bilim eğitimi vardı.

İlk denizaltını Osmanlı’nın yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuzdur belki de. Ama Avrupa bunu biliyor Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Ama sizde bunun olması bu şartlarda çok zor.

Yine sizler, Avrupa’nın tarihi düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız” (1)

Neumark’ın yukarıdaki değerlendirmesinde, İngilizler’in Türklere yönelik düşmanlıkta öncülük yapmasının katkısı büyüktür.

Bunu kanıtlayan sayısız söylemler ve çok sayıda savaşların olduğu malumdur.

Burada, bu bölüme, biraz daha açıklık getireceğini düşündüğüm Halil Halid’in İngiliz Başbakan William Edward Gladstone(1809-1898) için yaptığı bir değerlendirmeyi örnek olarak veriyorum:

“Gladstone, gayrimüslimlere eyaletlere uygun bir şekilde muhtariyet (özerklik) verilmesini sürekli olarak Türkiye’ye tavsiye ede geldi. Doğu Anadolu’da Ermeni ve Kürt devleti kurulması için Ermenilere yardım etmiş ve 1880’den sonra sürekli olarak Osmanlı’ya Doğu Anadolu’da ıslahat görünümü ile baskı yaparak imparatorluğu parçalamayı hedef almıştı” (2)

Günümüzde de İngiltere, AB vasıtası ile bu tarihi amaçlarım yani Ermenilere toprak ve tazminat verilmesini, Kürtlere de en azından özerklik tanınmasını dayatmaktadır. Tarihte olduğu gibi, günümüzde de bir bütün halde Türkler’i görmeye tahammül edememektedirler. (3)

Ve Almanların Alevi-Bektaşi aşkı

Araştırmacı Dr. Muhammed Koçak, Berlin ve Hamburg şehirlerindeki kütüphanelerden bulunan, 20. yüzyılın başından günümüze dek Almanca yazılmış Bektaşilik ve Alevilik hakkındaki  21 kitabı inceleyerek aşağıdaki bilgileri vermiştir.

“Betimleme yöntemi kullanılan araştırmanın sonucunda Bektaşîlik ve Alevîlik kavramlarının bir bütün olarak kabul edildiği, Bektaşilik ve Aleviliğin inanç sistemlerinin, ritüellerinin, mizahının, tarihî geçmişinin yanı sıra Anadolu’daki Bektaşi tekkelerinin mimarilerine kadar ayrıntılarının incelendiği görülmüştür.

Birçok araştırmada ise Bektaşilik-Alevilik konusunun özellikle siyasi yönünün ön plana çıkarıldığı, Alevi ve Bektaşilerin toplum ve devlet tarafından sürekli baskı altında tutulan ve yok edilmeye çalışılan bir topluluk olarak gösterilmeye çalışıldığı ile karşılaşılmıştır.

Ayrıca, Alman kaynaklarında, hoşgörünün sembolü olarak görülen Bektaşilik ve Aleviliği ayrı bir din olarak görüp Zerdüştlükle ve Hristiyanlıkla bağdaştırmaya çalışan araştırmaların fazlalığı da dikkat çekmiş;

Bektaşilik-Aleviliğin bir din mi, mezhep mi, kültür veya bir cemaat mi olduğu konusunda kafaların karışık olduğu ve bu konuda birbirinden farklı ve çelişkili tanımlamaların yapıldığı tespitinde bulunulmuştur. “

Değerli araştırmacı Dr. Muhammet Koçak ne demektedir?

“…Birçok araştırmada ise Bektaşilik-Alevilik konusunun özellikle siyasi yönünün ön plana çıkarıldığı, Alevi ve Bektaşilerin toplum ve devlet tarafından sürekli baskı altında tutulan ve yok edilmeye çalışılan bir topluluk olarak gösterilmeye çalışıldığı ile karşılaşılmıştır. (*)

Günümüzdeki bir haberle konuyu sonlandırıyoruz.

Geçtiğimiz yıl, Gezi kalkışmasıyla ortaya çıkan ve her geçen gün tırmandırılmak istenen Aleviler üzerindeki oyunun yeni olmadığı, uzun yıllardan bu yana Almanya’nın başını çektiği yabancı ülkelerce desteklendiği ortaya çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemdeki konuşmalarında sıklıkla vurguladığı “Ali’siz Aleviler”e yönelik Almanya’nın başını çektiği Avrupa Birliği ülkeleri ile ABD desteğinin yeni olmadığı, 10 yıllardan buyana adım adım Alevileri şekillendirdiği belirlendi.

2000’DE SIR GÖRÜŞMELER

Bugün Almanya ve AB üyesi ülkelerin pek çok şehrinde sosyalist ve Sünnî karşıtı Alevileri destekleyip finanse ederek Türkiye’ye karşı kullanan Almanya’nın bu siyasetinin yeni olmadığı, bu siyasetini yıllardan beri uyguladığı ortaya çıktı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin, Diyarbakır’da “Amerikan irtibat bürosu” açma faaliyetlerini sürdürdüğü, 2000 yılının Haziran ayında dönemin AB Ankara Büyükelçisi Karen Fogg’un da Türkiye’deki bir takım Alevilerle temasa geçtiği ortaya çıktı.

1993 yılında yaşanan ve 33 kişinin hayatını kaybettiği Sivas olaylarının tahrikçisi olan Alevi dernekleri ile kapalı kapılar ardında diyaloğa geçen Fogg’un o dönemde Alevilere ‘Arkanızdayız’ mesajı verdiği biliniyor.

Cem Vakfı ile beraber Pir Sultan Abdal Alevi derneği ile görüşen Fogg, Alevileri Türkiye’deki azınlıklar arasına katarak yeni bir dinî oluşum üretme çabasına girmişti.

İSLAM DÜŞMANI ALMANYA’DA ALEVİ DERNEK BOLLUĞU

Avrupa’da her geçen gün yaygınlaşan devlet destekli İslamofobia ve Türkofobia’nın merkezi konumundaki Almanya’nın Alevilere yönelik hoşgörülü yaklaşımı ise şaşırtıcı bulunuyor. Devlet destekli Nazi çetelerini Müslümanların ve Türklerin üzerine salarak Müslümanları yıldırmak isteyen Almanya’da bugün yüzlerce Alevi dernek ve federasyonu bulunuyor. Bugün Almanya’nın hemen hemen her ilinde Alevî dernekleri bulunuyor. Almanya ve AB destekli bu derneklerin önemli bir kısmı, Türkiye’ye yönelik yürütülen operasyonların bir parçası olarak hizmet veriyor..” (4)

Sonrası ilgililerine ve araştırmacılarına kalmaktadır.

Resim; http://www.istanbulalevidernegi.org/default.asp?goster=detay&id=348

(*) Daha fazlası için bakınız;  http://www.hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/view/1260

(1) “Prof. Neumark’ ın İtirafları”, Yalçın Bayer, 09.06.2002, Hürriyet Gazetesi.

(2) “İngilizlerin Osmanlı’yı Yok Etme Siyaseti”, Halil Halid s. 40-41/Bitmeyen Hesap’taki dip not)

(3) “Bitmeyen Hesap”; sahife:113

(4) Daha fazlası için bakınız; http://www.yeniakit.com.tr/haber/alevi-tezgahi-ab-isi-19192.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*