Avrupalılar “Alevi Hassasiyeti”ni hangi olaylardan sonra bir kurtarıcı olarak görmeye başladılar? (1/2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
"Düşünen Varlık İnsan" ın önemli göstergelerinden birisi de;  Kendisini tanıyabilmesi, durumunun farkında olabilmesidir.

“Düşünen Varlık İnsan” ın önemli göstergelerinden birisi de; Kendisini tanıyabilmesi, durumunun farkında olabilmesidir.

Meraklıları, 1936’da Hitler Almanya’sından Türkiye’ye göç eden Yahudi asıllı Alman iktisatçı Prof. Neumark’ı bilirler. İstanbul Üniversitesi ‘nde uzun yıllar görev yapan Prof. Neumark, Türk öğrencilerine anlattığı hikayeye geçmeden biraz gerilere giderek, “Alevi” (*) veya “Şii anlayışı”nı batılıların hangi şartlar altında “Bir kurtarıcı!” olarak gördükleri ile ilgili bir tarihi tespiti aktaralım.

Bir Çinli düşünür, “Hem kendini hem de düşmanlarını tanırsan girdiğin yüz savaştan zaferle ayrılırsın.” İfadesinden hareketle Hristiyan Batılılar Türkleri tanımak için  yüzlerce kitap yazmış, yazdırmışlardır.

Peki, neden?

Otu çek köküne bak!

Bizde bu ifade doğrultusunda otu kökünden çekerek yaşananları anlamaya çalışalım.

-“…Şii militanların, yozlaşmış Sünni despotlar olarak gördükleri padişahlara karşı ayaklandıkları düşük düzeyli bir başkaldırıyla yıllarca uğraştılar; ama kanayan bu yara, Safevi şahının 1501’de kendini Ali’nin halefi olarak ilan etmesi üzerine iyiden iyiye irinlendi. Şii sorunu imparatorluğun aç, mülksüzleştirilmiş ve mazlum kesimine odaklanıyordu; bu insanların vahşi öfkesi en belalı askerleri bile dehşete düşürmekteydi: Bir çavuş asiler hakkında “her şeyi tahrip ettiler; kadın, erkek ve çocuk,” demişti. “Kedileri ve tavukları bile kestiler.” (2)

-“…1529’da Sultan Süleyman Viyana önlerinde karargâhını kurdu. Kenti zapt edemedi, ama kuşatma Hıristiyanların içini, Osmanlıların çok yakında bütün Avrupa’yı yalayıp yutacakları dehşetiyle doldurdu. İstanbul’a giden bir elçi, ülkesine yazdığı bir mektupta,

“(Büyük bir savaşın) sonuçlarının neler olabileceğini düşünmek bile tüylerimi ürpertiyor…Onların elinde imparatorluklarının muazzam zenginliği, zarar görmemiş kaynakları, silahlarda deneyim ve idman, tecrübeli bir ordu, kesintisiz bir zaferler dizisi var… Bizde ise boş bir hazine, lüks alışkanlıklar, tükenmiş kaynaklar, yılgın ruhlar… ve hepsinden kötüsü de, düşman zafere, bizse yenilgiye alışkınız. Sonucun ne olacağından kuşku duyulabilir mi?(3)

“Batı Avrupalı bir kara imparatorluğunun tekrar kurulma ihtimalinin doğması için 200 yıl geçmesi gerekti ve o döneme gelindiğinde diğer Batı Avrupalılar dünyayı dönüşüme uğratmaya koyulmuş bir Sanayi Devrimi’ni başlatmıştı artık. Habsburglar veya Osmanlılar 16. Yüzyılda Avrupa’yı birleştirmiş olsalardı, belki de bu Sanayi Devrimi asla olmayacaktı; belki Batı Avrupa’yı birleştirmeyi başaramayan Karl ve Felipe’nin veya Batı Avrupa’yı fethetmeyi başaramayan Sultan Süleyman’ın şahsında nihayet tarihin akışını değiştiren o beceriksiz ahmakları bulmuşuzdur.  Gelgeldim bir kez daha bu herhangi bir âdemoğlu için fazla ağır bir suçlama olur.”

Türk fethinden o kadar kaygılanmış olan Avrupalı elçi, “Bunun önünde tek engel İran,” diye belirtmişti, (4)

Yukarıda yazılanlar özetle:

Hristiyan Batı,1500’lü yılların başında, (özellikle 1453 İstanbul, 1458 Atina’nın Osmanlılarca fethedilmesinden sonra)  Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselişinin önündeki kullanacakları en büyük güç olarak neyi görmüşlerdir?

-İran’ı (Şiileri)

Konunun açılması adına bu noktada bir ilginç bilgi daha verilmesinde yarar olacaktır:

1738 Yılında Rus Çarı I. Petro’nun 1725 Yılında yazdığı vasiyeti açıklanır. Bu vasiyetten;

-Rusya devletini, dünya devleti yapabilmek için, onun başkentinin, Asya ve Avrupa hazinelerinin anahtarı olan İstanbul olması lazımdır. Acele ve noksansız olarak çalışıp, İstanbul’un batı topraklarına sahip olmak gerekir. Şüphesiz ki İstanbul’a sahip olan Şah, dünyada ilahi şah olacaktır.

-Bu maksadın hedefine ulaşabilmesi için, daima Türkiye ile İran arasına fitne-fesat tohumları ekmeli, kavga ve savaş çıkarılmalıdır.

Bu iş için Sünni ve şii mezhepleri arasındaki ihtilaflar en keskin silah ve yenilmez ordudur.

-…Hem Türkiye’nin hem de İran’ın din adamlarını elde etmek ve onlar vasıtası ile Sünni-şii ihtilaflarını kızıştırmak lazımdır..” (5)

Aradan yaklaşık beş yüz yıl geçer ancak:

-Bugünde konuya taraf olan insanların ve devletlerinin anlayışlarında değişen bir şey yoktur.

İnsanlar edindikleri deneyim ve bilgi sonucunda  sadece kendilerinin konforlarını artıracak makine ve araçlar geliştirmemiş;

İnsan beyninin çalışma anlayışını öğrendikçe onu amaçlarına uygun kullanacak sistem ve  araçlar geliştirmişlerdir.

Gazete, Sinema, Radyo, Televizyon ve (yüksek hızda –doğru-yanlış– bilgi transferini gerçekleştiren) Web ağları bunlara örnek verilebilir.

Beynimiz, bilgileri stoklarken –doğru/yanlış değil- “bir veri” olarak kabul etmektedir. Bu nedenle aldığımız her bilgi/görüntü mutlaka sorgulanmalıdır.

Nedenleri hakkında bir örnek;

Bugün dünya kendince “Saygın!” kabul edilen, CNN yayın kuruluşu’nun Saddamı’ın Kuveyt işgali nedeniyle uzun süre Yedi gün 24 saat ekranlarda gösterdiği  “Körfezde petrola bulaşmış Karabatak” görüntüleri, gerçeğinde Fransa sahilinde batan bir tankerden yayılan petrolde yüzenlerdir.(**)

Aynı mantık “Gezi olayları”nda da devreye girmiş ve yaptıkları “yalan” haberlerle kamuoyunu yönlendirmişlerdir. Ön sıralarda yer alan (Siyahlı-Kırmızılı!) bayan  göstericiler “profesyonel öğrenciler!. (***)

Toparlanırsa;

-Hristiyan Batı (Ve diğerlerinin) gerçeğinde Asli unsurlarımız olan “Alevi” anlayıştaki kardeşlerimizi kullanma stratejileri çok eskilere dayanmaktadır.

Bizlere düşen ve birliğimizi korumak adına yapmamız gereken: Asli unsurlarımıza, Kürt ve Alevi kardeşlerimize her zaman; “Bir kardeş-Bir Can” gözüyle bakmaya devam etmek ve bu konuda hata yapmamak, yapanları uyarmak ve dışımızdakilere fırsat verecek uygulamalardan kaçınmaktır.

Devam edecek;

Prof. Neumark’ın Türk öğrencilerine anlattığı hikaye nedir?

Resim (;http://www.biyolojisozluk.com/denize-dusen-yilana-sarilir-peki-tatli-suya-dusen/ ) alıntıdır. Yazılar tarafımızdan düzenlenmiştir.

Açıklamalar;

(*)“ALEVÎLİK VE ŞİİLİK; …Yüzyıllar sonrasının bir adlandırılması olan Alevilikten önce, Ali’den yana olanlara, Ali’nin tarafı, grubu, topluluğu anlamına gelen “Ali’nin Şiası” adı verilmişti. Şialar, Muhammed’in ölümünden sonra, Muhammed’in en çok değer yerdiği, en çok güvendiği Ali’nin Halife olması gerektiğini savunanlar ve bu haksızlığa karşı olanlardı. Muhammed’in ölümünden sonra, iktidar Emevilerin egemenliğine girmiş ye şialar (Ali’nin grubu, partisi) muhalefete düşmüştü.

Arap yayılmacılığı İran’a kadar uzanınca, herşeyden önce bir Ülkeyi işgal etmelerinin yanında, baskıcı ve yağmacılıklarından dolayı Araplara karşı İran’da bir nefret toplumu oluşuyordu. Bu toplumun nefretini toplayan Araplar,  İran’ı sömürü ideolojisi haline gelmiş Sünni İslamiyet’i kabul etmeye de zorluyordu…”  (Aleviliğin Sosyal Mücadeledeki Yeri” , Rıza Algül)

(**) CNN ve Petrole batan karabatak, 1991 Körfez Savaşı döneminde aylarca ekranda gitmeyen, petrole bulanmış can çekişen karabatak görüntüleri vardı. Habere göre Saddam Kuveyt´i bombalamış ve denize dökülen petrol sonucu karabataklar bu hale gelmişti. Halbuki haberi hazırlayan ve CNN´den bunu kullanmasını isteyen Pentagon´du.

-Dış İşleri Bakanı Colin Powell´in Irak´ta kimyasal silah olduğu ve Saddam Hüseyin´in El-Kaide bağlantılarıyla ilgili yalan ve fabrikasyon haberler CNN üzerinden bütün dünyaya duyurulmuştu.

1 Nisan 2013´te eski CNN çalışanı Amber Lyon, kanalın kendisinden ısmarlama haber istediğini açıkladı. Lyon bunun sebebini sorduğunda CNN yetkililerinin ´ABD yönetimi böyle istiyor´ dediğini belirtti. Lyon özellikle Irak ve Suriye´deki durumu yetkililerin kendisinden abartarak vermesini istediğini söyledi. Lyon ayrıca İran´a karşı askeri bir müdahaleyi meşru kılmak için kamuoyuna yönelik haberler yaptıklarını ve bunun için CNN´in ABD yönetiminden büyük paralar aldığını da iddia etti.

Körfez Savaşı´nda Saddam´ı kötülemek için 15 yaşındaki bir kızı kullanıp, bebeklerin kuvözde ölüme terk edildiği yalanı CNN´e ait. 15 yaşındaki Kuveytli bir kız gönüllü olarak çalıştığı hastanenin Iraklı askerler tarafından baskına uğradığını ve bebeklerin kuvözlerden alınarak yerlere atılıp ölüme terkedildiğini söylüyordu. George Bush savaşa bahane oluşturmak için her fırsatta bu hikayeyi kullandı.Halbuki 15 yaşındaki kız o hastanede hiç bulunmamıştı. Kuveyt´in Amerikan büyükelçisinin kızıydı. Adı da Nayirah el-Sabah´tı. Gerçek ortaya çıkana kadar ABD Irak´ı bombalamaya başlamıştı bile. Fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/kuresel-sermayenin-medya-uzerinden-yalan-operasyonu-fransiz-ihtilaliyle-baslar-3.html

(***) Gezi Parkı olayında SEMBOL! Olan; “Siyahlı kadın’ olarak bilinen Kate Mullen BBC Türkçe’den Mahmut Hamsici’ye kimliği ve gerçekleştirdiği eylemle ilgili konuştu. ‘Değişim programı öğrencisiyim’ Cullen Avustralyalı bir öğrenci olduğunu söylüyor. Sydney’de sosyoloji okuyormuş. 21 yaşında bir Avustralyalı. Üniversitede okurken resepsiyonistlik gibi yarı zamanlı işlerde çalışıyormuş.” Ve… geçerken gösterileri merak etmiş, olaylara böylece karışmış, o an orada fotoğrafçı da tesadüfen geçiyormuş… Koç üniversitesinde değişim öğrencisi” Bakınız; http://www.canmehmet.com/kuresel-sermayenin-medya-uzerinden-yalan-operasyonu-fransiz-ihtilaliyle-baslar-3.html

Kaynaklar;

(1)”Aleviliğin Sosyal Mücadeledeki Yeri” , Rıza Algül

(2) “Dünyaya Neden Batı Hükmediyor (Şimdilik)” lAN MORRIS,  Tarihin Gelişim Seyrinin Kalıplan ve Gelecek Hakkında Ortaya Koydukları . Alıntı; İskender Çavuş (1511), (Kaynak; Finkel, 2005, s. 99.)

(3) Ogier Ghiselin de Busbecq, Mektup 3 (1560), alıntı: Ross ve McLaughlin, 1953, sahife: 255. (kaynak; “Dünyaya Neden Batı Hükmediyor (Şimdilik)” lAN MORRIS, )

(4) A.g.e; Sahife:255

(5) Daha fazlası için bakınız;http://www.canmehmet.com/car-i-petronun-1725-yilinda-yazdigi-vasiyetnamesi-ve-vasiyetnamenin-nato-ile-ilgisi.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*