Avrupa hakkedemediği, yönetemediği toprakların liderliği yeniden, Osmanlının varisi, 2023 Türkiye’sine devrediyor (13)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

Balıkların ve karıncaların birbirlerini yemelerini güçleri değil, suyun akışı belirlemektedir.

 

Batının bize artan hırçınlığının perde arkasında olan ve aşağıda açıklananlar, yaşanan birçok daha kolay anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Geçen bölümde, Fabrizio Tassinari, “Avrupa Komşularından Neden Korkuyor” kitabında ne demektedir?

-“..Osmanlıların sürekli oluşturduğu tehdit Avrupa’nın Hıristiyan kimliğini sağlamlaştırdı. Ortaçağda antikçağdan kalma klasikleri koruyan İslam’ken diğer yandan yine ortaçağda Haçlı Seferleri gerçekleşti…”(1)

Bu ifadeyi biraz açalım:

Avrupalılar Antik Yunan ve Roma’yı kutsar ve onları kendi geçmişi olarak kabul etmez mi?

Elbette eder ve bunlarla övünür.

Peki, Antik Yunan düşünürlerinin eserlerini, ilimlerini tercüme ederek geliştiren ve batının uyanmasını (Rönesans’ı) sağlayan bir adım ötesinde sanayi devrimini gerçekleştiren kaynak, İslam ve Müslüman ilim adamları değil midir?

Fabrizio Tassinari, “Avrupa Komşularından Neden Korkuyor” kitabında:

-Osmanlıların sürekli oluşturduğu tehdit Avrupa’nın Hıristiyan kimliğini sağlamlaştırdı.

-Ortaçağda antikçağdan kalma klasikleri koruyan İslam’ken diğer yandan yine ortaçağda Haçlı Seferleri gerçekleşti

Diyerek, bunu itiraf ederek, ispatlamamakta mıdır?

Bu diğer ifadesi ile,

Batı, gelişmesini İslam’a ve Müslüman bilginlere borçludur.

Bırakınız bir“kuru teşekkür”ü, bu halen (çoğunluk tarafından) hem inkâr edilmekte ve İslam, “Terör” ile irtibatlandırılmaya çalışılmaktadır.

Edep ya hu!

Birinci Dünya Savaşı, ağırlıklı olarak Osmanlının paylaşımı nedeniyle çıkmıştır. Bu nedenle ilk konu; Osmanlının mirası ve Osmanlının –yeni- geleceğidir.

Bu doğrultuda ilk olarak İngiltere başbakanı, (5 Ocak 1918) görüşlerini açıklar;

-“Biz Türkler’i ne payitahtlarından, ne de ekseriyetle meskûn bulundukları namlı Anadolu ve Rumeli topraklarından mahrum bırakmak için harp etmiyoruz.”

Bu tarihten üç gün sonra, 8 Ocak 1918’de ünlü Wilson ilkeleri!” nin sahibi, ABD başkanı Wilson da kongrede “Yeni Dünya düzeni” ile ilgili görüşlerini aktarır;

Madde 12; “Osmanlı imparatorluğunda Türklerin oturdukları, çoğunluk sağladıkları bölgelerin bağımsızlığının sağlanması, Türk egemenliği altında bulunan diğer uluslara da özerk bir gelişme için tam ve engelsiz bir fırsatın sağlanması, boğazların uluslar arası garanti altında tüm devletlerin ticaret gemilerine açılması.

Günümüzden yaklaşık, 170 yıl öncesinden İngiliz diplomatlar (Bir taraftan) bakınız ne demekteydi?

…Osmanlı devletinin yaşamakta devam etmesinin, İngiltere için hayati bir zaruret olduğunu kabul etmiyen kimse ile ben konuşmam… Eğer İstanbul ve boğazlar başka bir devletin eline geçerse Britanya menfaatleri bundan büyük zararlar görecektir...”

Peki, ya diğer taraftan Churchill vasiyeti’nde neleri ardıllarına miras bırakmaktadır?

“İngiltere siyasi tarihinde iz bırakan ve 20. asra damgasını vuranlardan biri de İngiliz devlet adamı ve savaş yazarı Winston Churchill’dir.

1940-1945 yılları arasında başbakanlık da yapan Churchill, İkinci Dünya Savaşında Roosevelt ve Stalin ile dünyayı aralarında taksim etti.

Son derece Türk ve İslam düşmanı olan Churchill’in Osmanlı ile ilgili görüşleri bugün bile onun küllerinden filizlenen Türkiye için geçerlidir.

Osmanlı toprakları parçalanmalı, Türklerle meskûn yerler işgal edilmelidir. Ama Osmanlı Devleti devam etmelidir. (Osmanlının yıkılmasını istemiyordu.)

Ancak Osmanlı tarih oldu. Şu anda Türkiye için önemli olan Churchill’in vasiyetidir. Vasiyetin özeti şöyledir:

 

-“Türkiye Batı’nın emrinde ve hizmetinde olarak Batı’nın tayin ettiği gücü aşmamalı. Zayıflayınca desteklenmeli.

-Varsayalım gücü aşırı artarsa Orta Doğu’da, Balkanlar’da ve de Kafkasya’da Osmanlının boşluğunu doldurmaya asla müsaade etmemelidir.

-Türkiye’nin aşırı güçlenmesini önlemek için her çareye başvurulmalıdır. Bu işte Batı sahnede yer almamalıdır.

-Milli ve manevi değerlerden koparılarak Batı kültür potasında eriyen aydınlar, Etnik ve mezhep kışkırtmaları, ideolojik ve iktidar kavgaları ile aşırı güç çökertilmelidir. Hatta iç savaş ya da komşularıyla savaşa bile gidilsin.

-Yeter ki Türkiye Batı’ya hiçbir konuda rakip olmamalıdır…”(2-3)

..

Türkiye son birkaç asırdan sonra şu anda ekonomi ve milli birliği ile en iyi durumundadır.

Cumhuriyetin 100. yılında dünyanın en güçlü 10 ekonomik gücü içinde yer almasını hedef olarak tayin etmiştir.

Bu hedef şimdi birinci sıradır.

 

Devam edecek!

-Batılı düşünürler kendi başlarına ekonomik boyutta neler geleceğini bir bir açıklamaktadır.

 

www.canmehmet.com

Resim tarafımızdan düzenlenmiştir.

(1)Fabrizio Tassinari, “Avrupa Komşularından Neden Korkuyor

(2)Vasiyet için ayrıca bakınız; (http://www.dinikitablar.com/iman-itikat/29-dis-politika/4569-churchillin-vasiyeti

(3)Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/kureselciler-gezi-parkinda-churchillin-vasiyetini-mi-yerine-getirmektedir-4.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*