Atatürk’ün öğretmeni Şimon Zwi, (Şemsi Efendi) ve Yeni Devleti kuran kadrolar (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
" Kamal Atatürk" için bakınız (**);  http://www.haberform.com/haber/ataturk-ismini-degistirmis-68534.htm

” Kamal Atatürk” için bakınız (**); http://www.haberform.com/haber/ataturk-ismini-degistirmis-68534.htm

 

Yeni Devlet’in Türkçülük üzerine kurulan Fikri Temelleri, bildiğimizin aksine ağırlıklı olarak Türkler tarafından değil Sabataistler/Siyonistler tarafından atılmıştır.

Kalınan yerden devamla;

Sabetaycı Eğitim Kurumları

Eğitim bir ulusun, bir cemiyetin, bir cemaatin ya da en küçük toplumsal yapı taşı olan aile kurumunun nesiller boyunca yaşamasını temin edecek, gelecekte geçmişe ait değerleri yaşatacak en önemli faktördür. O kadar ki, aileden ilk kez ayrılan bireyin ilk sosyalleştiği aile dışı kurum onun okuduğu okul olmaktadır…

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı toplum ve siyasî hayatında yaşanan gelişmeler, devlet içindeki unsurların kendi kaderlerini tayin etme arzularının doğmasına yol açmıştı.

Ancak o yıllara kadar ne yazık ki modern bilimlerin okutulduğu okullar yerine öğretim üyeliğinin babadan oğula geçtiği, dinî bilgilerin öğretildiği bir sistemin benimsendiği görülmektedir. Burada tek egemen güç devletti.

Nitekim her ne kadar dil, örf ve adetlerini yaşam alan konusunda oldukça serbest olan etnik gruplar, kendi okullarına sahip olamadıkları için kültürel bir olgu olarak varlıklarını gösterememekteydiler.

Özellikle Batılı anlamda eğitimin ortaçağ sonrası Avrupa’sında kazandığı başarıların bu toplumların ilerlemesi konusunda sağladığı faydalar da gözönüne alındığında gerçekapaçık ortaya çıkmaktaydı.

Nitekim salt Osmanlı otoritelerinin de mülkiye, Bahriye ve tıbbiye gibi daha sonra ülkenin kaderini derinden etkileyecek okullar kurmuş olmaları, çok geç kalınmış olsa da konunun ne kadar önem arzettiğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha sonraları doğacak olan İttihat ve Terakki Hareketi’nin de bu yapılar içinden doğduğu ve bir döneme damgasını vurduğu bilinmektedir.

…İşte tüm bu olayların yaşandığı bir sırada giderek dinsel otoritesini kaybeden Sabetaycı topluluklar da eğitimin önemini kavramışlar ve bu konuda çabalar içine girmişlerdir.

Bu çabaların hiç kuşkusuz ki en önemlisini o yılların aslında bilgin bir Kabbalisti ve din adamı olan Şemsi Efendi (Şimon Zwi) yapmaktaydı.(1)

Cemaat gençlerinin ne denli bir sorunla karşı karşıya kaldığını gören Şemsi Efendi, bir müddet sonra kendi düşüncelerini Sabetaycı topluluk içinde duyurma çabasına girişti.

Bu çaba bir “anda o denli taraftar topladı ki, insanlar adeta onun fikirlerine yapıştılar, ancak kendisi tamamen kendi imkânları ile Selanik’te ilkokul seviyesinde bir kurumu da kurdu. Aslında onun esas ve birincil amacı Sabetaycı hareketin doğumundan İtibaren Ladino’yu ana dil olarak benimseyen bir topluluğun kaderini değiştirmekti, çünkü giderek “dönme” adı altında aşağılanan bu cemaat üyeleri o yıllarda kendileri aleyhindeki bir  tepki ile karşı karşıya kalmışlardı.

O kadar ki hemen hemen hiçbir cemaat üyesi Türkçe konuşamamaktaydı ve bunun da neticesinde içe kapalı bir dinî yapı yaşanıyordu. Halbuki bu durum ne yazık ki hiç istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına yol açıyordu. Hareketin ilk yıllarında özellikle Avrupa’daki Yahudi toplulukları ile kurulan ilişkiler sonucunda sürekli bir bilgi ve yenilik akışı sağlanmaktaydı. Ama inançlarının gerekli kıldığı gizlilik bir müddet sonra giderek içe kapanarak dış dünyâ ile ilişkilerini kesmelerine neden olmuştu.

Sonuçta içerdiği reformist karakterini tamamen kaybetmiş bir topluluk ortaya çıkmıştı. Bu nedenle hiç vakit kaybetmeden tedbirler alınmalıydı, İşte böyle bir anda ortaya çıktı Şemsi Efendi,  almış olduğu Batılı eğitimin de etkisiyle bir süre sonra okulu Selanik’te önemli başarılar kazanmıştır.

Atatürk de sadece cemaat üyesi kişilerin kabul edildiği bu okulda bir süre okumuş ve orada verilmeye çalışılan Batılı anlayıştan etkilenmiştir, bunu daha sonraki fikirlerinde de görmekteyiz..”(2)

“..Şemsi Efendi ilk olarak böyle bir hamle yaparak, hem Sabetaycı toplulukları eğitim yoluyla bir araya getirmeyi amaçlıyor ve hem de yetişen yeni neslin nitelikli ve sözsahibi olmasını arzu ediyordu. Fakat bir süre sonra Kapancılar kendisine maddî yardım vaad ederek okulunu bir başka şekle soktular ve çok sonralar da kendisini sadece birleşme fikrinden dolay dışladılar.

O da diğer gruba, Karakaşlar’a gitti ve böylelikle de Feyziye Mektepleri doğmuş oldu. Karakaşlar kendisine o kadar hürmet ettiler ki, onu kendi Kabbalitik dünyalarına da soktular..” (3)

 

Devam edecek…

Kaynaklar;

(1) Evet Ben Selanikliyim, Ilgaz Zorlu,  A.g.e; sahife; 115

(2) A.g.e;  Sahife;116

(3) A.g.e;

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*