Asiye BOP’la Kurtulur! Jön Türk, Jolie Türk, Model Türk, HOOOP, CumhurBOP! (son)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Günümüzde kendine "Gelişmiş insan" sömürü için  artık  geliştirilmiş yöntemlere sahiptir!

Aşağıda “Beyaz Adam”ların “kara hikayesi” anlatılmaktadır. Günümüzde kendine “Gelişmiş insan” sömürü için artık geliştirilmiş yöntemlere sahiptir!

 

 

“Ben Basralı Ömer”

Belki haberin yoktur diye yazıyorum Tommy Franks.
Önce demokrasi geldi göklerimizden
Sonra özgürlük geçti üzerimizden
Palet palet.

Ve insan hakları
Namlularından
Yüzü maskeli adamların
saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam on sekiz adet
İnsan hakları saymışlar
Vücuduna babamın.

Annem yoktu zaten
Ben doğarken
İlaç yokluğunda ölmüş.
Ambargo falan dediler ya
Anlamadım çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.

Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
İnsan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orada da

Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi pazar yerine demokrasi?
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orada da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
Ayaklarım hastanede
ve giymeye kıyamadığım pabuçlar kaldı elimde.
Seni demokrat Yapacaklar…

 

Birinci Cumhuriyetin sahibi Fransızların modelinin kod adı; “Jön Türk”,  Bunun Amerikalılardaki karşılığı; “Model Türk”tür.  Bu tanımlar, Arifler için BOP’un şifresi olup, Arif olmayanlara ise kaldığımız yerden devam ediyoruz.  Matthew Smith Anderson, Uluslararası Tarih profesörüdür. Bakınız usta ne demektedir;  “Lozan Antlaşması ile Doğu Sorunu ortadan kalktı. Doğu Sorunu, bir zamanların büyük devleti Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. Yüzyılda çökmeye başlamasından ve bu çöküşün büyük Avrupa devletleri arasında yarattığı rekabet ve Avrupalı devletlerin emelleri yüzünden ortaya çıkmıştı…”

“19. Yüzyıl boyunca ve 20. Yüzyılın başlarında, imparatorluk çökmeye ve Avrupa ülkeleri çekişmeye devam ettiler. Balkanlarda açgözlü ve yaygaracı ulus devletlerin ortaya çıkması ve Osmanlı yönetimi altındaki Arap topraklarında da devletlerin ortaya çıkması olasılığı, durumu daha da karmaşık ve tehlikeli bir hâle sokuyordu…”

Hoca ne demektedir? Lozan ile Doğu sorununu hallettik. Osmanlıyı, Avrupalının, rekabeti ile emelleri yıktı.

Bu gerçeği, Resmi tarihçilerimize ithaf ediyoruz.

“Öncelikle, Britanya emperyal devleti büyük çapta sermaye ve insan ihracına dayalıydı. Oysa Amerikan ekonomisi 1972’den beri (2002’de gayrisafi yurtiçi hâsılanın yüzde 5’ine kadar varacak ölçüde) bir net sermaye ithalatçısıdır ve geleceğin koloni kuracak göçmenlerini üretmek yerine, dünyanın her yanından göçmenlerin gözde hedefi olmaya devam etmektedir.

Britanya altın çağında kökleri Elizabeth dönemine kadar inen arsız bir emperyalizm kültüründen yararlanabilecek durumdaydı; buna karşılık – Bay Blair’in konferans konuşmasında ima ettiği gibi köleliğe karşı değil, Britanya İmparatorluğu’na karşı bir savaştan doğan – ABD, başka halkları yönetme konusunda her zaman isteksiz davranacaktır…”

“(ABD Başkanı) Woodrow Wilson’in 1913’te Meksika’da seçilmiş iktidarı yeniden başa geçirmek üzere müdahale etmesinden beri, Amerikan yaklaşımı çoğu kez biraz mermi yağdırmak, içeriye dalmak, seçimleri yaptırmak ve ardından hızla işin içinden çıkmak olmuştur. Tabii bir sonraki krize kadar.

Haiti yakın zamandaki bir örnektir; Kosova başka bir örnektir. Afganistan ya da belki Irak, sonraki örnek olabilir…

İmparatorluğun en büyük şairi  (Nobel edebiyat ödülü sahibi) Rudyard Kipling, 1899’da ABD’ye emperyal sorumluluklarını üstlenmesi için güçlü bir çağrıda bulunmuştu:

 

Omuzla beyaz adamın yükünü

Gönder soyunun en iyi ürününü

Oğulların bağlanıp kalsın sürgünde

Tutsak ettiğin insanların hizmetinde

Daha yeni kıstırdığın o asık suratlı

Yarı şeytan, yarı çocuksu tavırlı

Vahşi halkın çırpınışını durdursun

Başında durarak ağır koşumun

Omuzla beyaz adamın yükünü

Topla onun değişmez ödülünü:

Sırf adam ettiklerinin töhmeti,

Kol kanat gerdiklerinin nefreti. (1)

 

“Hiç kimse günümüzde siyaseten yanlış sayılan böylesi bir dil kullanmaya cesaret edemez.

Yine de işin gerçeği, ABD’nin – kabul etsin ya da etmesin – aynen Kipling’in bahsettiği türden bir küresel yükü omuzlamış olmasıdır.

Kendisini sadece terörizme ve başıbozuk devletlere karşı bir savaş yürütmekle değil, kapitalizmin ve demokrasinin yararlarını başka ülkelere yaymakla da sorumlu saymaktadır.

Aynen kendisinden önceki Britanya İmparatorluğu gibi.

Amerikan İmparatorluğu da kendi çıkarları açıkça ağır bastığında bile daima serbestlikten yana hareket etmektedir.

John Buchan’ın 1940’taki iç karartıcı ortamdan Milner’in emperyalist dönemdeki yuvasının altın çağına bakarken işaret ettiği nokta buydu:

-Ortak bir soy ve inanç geçmişine dayanan, barışa hizmet etmeye adanmış, dünya çapında bir kardeşlik hayal ediyordum; Britanya’nın kendi kültürü ve gelenekleri dışında kalanları zenginleştireceği ve dominyonlardaki ruhun sert bir rüzgâr gibi eski toprakların uyuşukluğuna zindelik getireceği bir kardeşlikti bu….

-Bir dünya federasyonunun temelini attığımıza inanıyorduk. … Şimdi, “beyaz adamın yükü” neredeyse anlamsız bir ibare gibi; oysa o zamanlar yeni bir siyaset felsefesini ve asla aşağılayıcı olmayan ciddi bir ahlak standardını içermekteydi.

Ama Churchill gibi, Buchan da bu miras için Atlas Okyanusu’nun öbür yanında bir vâris belirlemişti. Yerkürede gücü kanıtlanmış olan sadece iki tane büyük ölçekli sosyal örgütlenme vardır: ABD ve Britanya İmparatorluğu. İkincisi [artık] ihraç edilemez…

Ama ABD …  Oluşum halindeki bir federasyonun üstün bir örneğidir…

Dünya günün birinde refaha ve barışa kavuşacaksa, bence demokrasilerin değil, hukukun üstünlüğünü kabul eden devletlerin bir tür federasyonu zorunludur.

Bu görevi üstlenmek ABD’nin kaderiymiş gibi görünüyor.”(2)

Beyaz Adamın Yükü” isimli şiir Emperyalizmin şiiri olarak da bilinir.

İngiliz yazar Kipling, bu şiirinde Avrupalıların “uygarlaştırma” misyonuyla sömürgeler elde edinme çabasını ve emperyalist emelleri yüceltiyordu.

Bu gerekçeyle gerçekleştirilen işgal, soykırım ve sömürü faaliyetleri “beyaz adamın” fedakârca bir girişimi olarak takdim ediliyordu…”

“Bu yazıya Nobel edebiyat ödülüne layık görülen emperyalizmin şairi Beyaz Adamın Yükü isimli şiiri ile başlamıştık.

Yazıyı, ezilerek, çiğnenerek, sömürülerek demokratlaştırılan!  “Basralı Ömer’ şiiri ile bitirelim.

 

“Ben Basralı Ömer”

Belki haberin yoktur diye yazıyorum Tommy Franks.
Önce demokrasi geldi göklerimizden
Sonra özgürlük geçti üzerimizden
Palet palet.

Ve insan hakları
Namlularından
Yüzü maskeli adamların
saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam on sekiz adet
İnsan hakları saymışlar
Vücuduna babamın.

Annem yoktu zaten
Ben doğarken
İlaç yokluğunda ölmüş.
Ambargo falan dediler ya
Anlamadım çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.

Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
İnsan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orada da

Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi pazar yerine demokrasi?
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orada da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
Ayaklarım hastanede
ve giymeye kıyamadığım pabuçlar kaldı elimde.
Seni demokrat Yapacaklar…

 

İşte BOP, İşte “Modern Batı!” ve “Yeni Dünya Düzeni” olarak pazarladıkları reçeteler!

BOP konusunu neden yazdık?

Osmanlı, mayası İnsan, Adalet ve Koruyucu’luk olan bir devlet kurmuştu…

Batılılar onu kendilerine benzemediği için onu elbirliği ile ve üçyüz yılda ancak yere çökertebildiler…

Üstelikte onu unutmak adına da her türlü yalanı ve iftirayı atarak…

Ancak insanlığın bugün geldiği ve uyandığı noktada çare, yıktıkları Osmanlının Devlet Anlayışında  aranmaktadırlar…

İlahi Adalet bu olsa gerek!

Bu yazıyı, Osmanlıyı hiç araştırma zahmetine katılmadan, Batının artniyetli karalama kampanyasına kanarak katılanlara ithaf ediyoruz.

Osmanlı!

Mekânın cennet,

Yattığın yer nur olsun…

Ve Üstat Necip Fazıl ile noktalıyoruz.

Mehmed’im sevinin başlar yüksekte;
Ölsek de sevinin, eve dönsek de.
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte…

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir.
Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.

(1-2) NIALL Ferguson, “İmparatorluk, Britanya’nın modern dünyayı biçimlendirişi”

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*