Araplar Türkleri arkadan (mı) vurdu, Araplar Arapları alınlarından mı? Kral Abdullah anlatıyor (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

ağlama

Olayı bize aktaran, İsyanın birinci derecede içerisinde olan ve 1916’da bağımsızlığını ilan Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu Kral I. Abdullah olması nedeniyle aktardıkları (ibret için) her ne kadar taraflı da olsa dikkatlice değerlendirilmelidir.

Osmanlı İmparatorluğu’na isyanın (Kral Abdullah’a göre) görünür nedeni: “İttihad ve Terakki’nin Türkçülük politikası”dır.

Bunlarla birlikte Arap İsyanı’na neden olan iddialar arasında;

-“Suriye, Filistin, Hicaz, Yemen ve Asir bölgesi komutanlığı” yapan İttihatçı Liderlerden Cemal Paşa’nın, “Arap ileri gelenleri arasında ortaya çıkan siyasi hoşnutsuzluğa ve düşmanca yönelimlere sert önlemlerle tepki göstermesi… Bölgede ‘Kasap Cemal’ ve ‘Seffah Cemal’ lakabı takılan paşa, levanten bölgesindeki Arap milliyetçilerini öldürtmesidir. Beyrut ve Şam’da öldürdükleri milliyetçilerin adlarının verildiği iki ana meydan bulunmaktadır…”

Aşağıda, Kral Abdullah’a göre isyanın ana nedeni (anlatımına hiç dokunulmadan) verilmektedir:

Ayrılığın İlk İşaretleri

…Bu olaydan sonra Mısır valisi Osmanlı Devleti’nin bünyesindeki zayıflığı iyice farketti. Ardından Suriye ve Anadolu’ya saldırıp Osmanlı ordusunu Mısır ordusu önünde o meşhur bozguna uğrattı.

Sonra Rusya ve İngiltere duruma müdahale edip Mısır ordusunun Anadolu’yu ve bütün Arap bölgelerini terk edip Mısır’a çekilmesini sağladılar. Mısır valisi, vilayetinde “Mısır Valisi” sıfatıyla kendi soyunun hüküm sürmesine dair” bir sultan fermanı almaya razı oldu.

Hidiv İsmail’in zamanına kadar durum bu şekilde devam etti. Onun zamanında veraset sistemi Avrupai tarza uygun olarak kendi nesline geçti ve İsmail “Hidiv” sıfatını aldı.

Bu vakıa, Mısır’da ortaya çıkan ilk Arap bağımsızlık hareketiydi.

Ardından Şerif Abdülmuttalib b. Galib’in girişimi geldi. Abdülmuttalib, şimdiki Haşimî sülalesinin atası olan Muhammed b. Avn’dan sonraki Mekke emiriydi ve Mısır valisi Mehmed Ali Paşanın yakın dostuydu.

Şerif Abdülmuttalib “Kırım Harbi” olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşını fırsat bilip ayaklanmak ve Hicaz’a bağımsızlığını yeniden kazandırmak istediyse de başarılı olamadı.

1293 (1876) tarihli Kanun-i Esasî’nin yenilendiği son Osmanlı inkılabı sırasında (1908), sultanın hakimiyeti, kendisinin de mensup olduğu unsurun ön plana çıktığı millî bir hakimiyete dönüştü.

Diğer unsurlar ve bölgeler bu yönetici unsura tabi hale geldi. Anayasal yönetime geçen Türkler, diğer unsurların yapısını bozmak ve kendi yönetimleri için tehlike olacak şeyleri bertaraf etmek maksadıyla bir Türkleştirme [tetrîk] politikası izlemeye başladılar.

Türkler bunu yaparken, İmparatorlukta İslâm’ı kabul eden diğer unsurların kendilerinden kalabalık olduğunu farketmişlerdi.

Bundan sonra her millet içinde çeşitli partiler ve kulüpler kurularak hak talebi için mücadeleler başladı.

Osmanlı meclis seçimlerinde sadece Türk veya İttihatçı olanların seçilmesi için Türklerin İttihat ve Terakki Fırkası baskı uyguladı.

Bu baskılar sonucunda Araplar ve imparatorluğu meydana getiren diğer milletler yok olma Dürzi dağlarında ve Kerek’te ayaklanmalar çıktı.

Arap ayaklanmaları meşhur Sami el-Farukî Paşa tarafından bastırıldı.

Asîr’deki ayaklanma, Mekke şerifi Hüseyin b. Ali tarafından bastırıldı. Yemen ayaklanması ise önceMüşir Abdullah Paşa, ardından Müşir İzzet Paşa tarafından bastırıldı.

Şerif Hüseyin o dönemde Osmanlı’ya bağlıydı. Osmanlıların üstünlüğünü kabul ediyor ve devletin bekasını, sonucu bilinmeyen bir parçalanmaya maruz kalarak yıkılmasına tercih ediyordu.

Bu düşüncesi, İttihatçıların kendini beğenmişlikleri zirveye ulaştığını ve Arapların kendini beğenmiş, haddini bilmez ve kendilerinden başka herkesi hor gören Türklerden ayrılmasının zarurî olduğunu görene kadar devam etti.

Sonra Suriye adem-i merkeziyetçi yönetime geçilmesini istedi, İbn Suud Ahsâ’yı ele geçirdi, Yemen İmamı [Yahya] İttihatçılarla özel şartlarda bir anlaşma yaptı ve Seyyid İdrisî ile Türkler arasındaki ilişkiler özel bir gerginliğe sürüklendi.

Bütün bunlar da ayrılığın ilk basamaklarını teşkil etti. Kalpler düşmanlıkla doluydu ve İttihat ve Terakkici devlet adamları aklı başında her Araba diş biliyordu. (1)

Kral Abdullah’a göre isyanın (görünür) nedeni özetlenirse:

“…Anayasal yönetime geçen Türkler, diğer unsurların yapısını bozmak ve kendi yönetimleri için tehlike olacak şeyleri bertaraf etmek maksadıyla bir Türkleştirme (tetrîk) politikası izlemeye başladılar.

…Osmanlı meclis seçimlerinde sadece Türk veya İttihatçı olanların seçilmesi için Türklerin İttihat ve Terakki Fırkası baskı uyguladı..”

-Kral Abdullah, İsyanı (Ayrılığı) Anayasal Yönetime bağlamaktadır. Bu anlayışla, Sırpların, Yunanlıların, Bulgarların 1800’den başayan isyanları nasıl değerlendirilecektir? O zaman Anayasal yönetim, diğer (Türk olmayan) halkların küçümsenmesi mi vardır?

-Yoksa, Rusların, Fransızların, Avusturyalıların ve İngilizlerin (Amerikalıların) Kışkırtmaları mı?

İlerleyen bölümlerde bunlar belgelendirilecektir.

Kral Abdullah bakınız başka ne ilginç bilgiler vermektedir. (aslında bunlara itiraf demelidir.)

“..Dünya savaşı çıktığı zaman fırsattan istifade edilerek Arap Ayaklanması başlatıldı. Arap Ayaklanmasının iyice yayıldığı anlaşıldığı zaman Sykes ve Picot Kral Faysal’la birlikte Cidde’ye geldiler.

Orada konuştukları –ve bugüne kadar bana gizli kalan- şeyler, ben Vadi’l-Ays’tayken babamın konu hakkında bana yazdığı mektuptakilerden farklıydı.

Babam (İsyan eden Mekke Emiri Şeyh Hüseyin) şöyle diyordu:

-Geldiler ve bize isteklerini bildirdiler. Biz de Allah’ın yardımıyla cevabımızı verdik. Sonra Sykes ve Picot ile kardeşin geri döndüler.

O günden sonra, Kral Faysal’ın idaresindeki Kuzey Ordusu İngiliz ve Fransızların her türlü yardımını elde etti. Hicaz’daki ayaklanmaya katılan diğer ordular ise yardımlardan çok az pay alıyordu.

Sonradan anlaşıldı ki bu yardımlar aslında Allenby’nin ordusunu sağından destekleyecek bir kuvvet oluşturmak için harcanmıştı.

Ayrıca yine sonradan ortaya çıktığına göre yukarıda sözü edilen buluşma, Hicaz’dan ayrı bir Suriye ve yine Hicaz’dan bağımsız bir Irak devleti kurmak maksadıyla gerçekleştirilmişti..”

İlginç bir itiraf değil mi?

Kral Abdullah’a göre İngilizler ve Fransızlar ne karşılığında Arap isyanı’nı,  desteklemektedirler?

-“Bu yardımlar (İngiliz ordu komutanı) Allenby’nin ordusunu sağından destekleyecek bir kuvvet oluşturmak için harcanmıştı.”

Bu açık ifadesi ile,

-Araplar, Osmanlı ve Almanları oyalamak için isyana teşvik edilmiş ve desteklenmiştir.

-Aynen Çanakkale Savaşları’nda (Ki; Perdeleme Savaşı’dır) olduğu gibi.

-İlginç bir bilgi daha, “Yıldırım Orduları Komutanı M. Kemal Paşa’nın Suriye-Filistin topraklarından geri çekilmesi ile, (Burada çok ağır bir yenilgi ve devasa kayıplarımız vardır) teslimiyet belgesi olan Mondros Antlaşması bu çekilmelerden-yenilgilerden sonra imzalanır.

www.canmehmet.com

Devam edecek…

Resim; Web ortamından alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynak;

(1) Biz Osmanlı’ya Neden isyan Ettik? Kral Abdullah

 

872 Toplam Ziyaretçimiz 2 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*