Araplar Mı Bizi Hayal Kırıklığına Uğrattı, Biz Mi Yetersiz Siyasetçilerimizin Kurbanı Olduk (2)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

İçerikte devlet ve toplum hayatımızda Araplarla ilgili siyasetsizliğimizin nasıl vahim olaylara sebep olduğu anlatılmaktadır. Açıklananlardan bugün de hepimizin alacağı önemli dersler olmalıdır.

Osmanlının parçalanmasında: savaşlardaki yenilgilerden daha fazla basiretsiz siyaset anlayışları vardır. Şam Valisi Cemal Paşa’nın, Suriye ve Lübnan’da  yaptığı önemli siyaset hataları bunlara çarpıcı birer örnektir.

Fransızlar ve Ortadoğu (halkları ile ilgili) politikaları, siyasetleri

“…1900’lerin başlarında Osmanlı İmparatorluğu ulusçuluk akımlarıyla parçalanırken, bugünkü Lübnan ve Suriye’yi kapsayan topraklarda da Arap milliyetçileri hareketlilik içindedir.

1916’da Müslüman ve Hıristiyan 33 Arap aydını Beyrut’taki Fransız konsolosuna mektuplarla başvurarak bağımsızlıklarına kavuşmaları yahut da bir nevi koruma altına girmeleri arzusuyla ‘Medeni’ diye andıkları ülkelerden yardım talep ederler.

Osmanlı ile Fransa savaşa tutuşunca (Fransız) konsolosluk kapatılır, o vakitler ‘tarafsız’ konumdaki ABD’nin korumasına verilir.

Fransız konsolosu, Mısır’daki ikametgâhına taşınırken, diplomatik teamüller icabı bütün belgeleri yok eder; 33 Arap aydının mektupları hariç… Fransız konsolosuna tercümanlık yapan şahsiyet ise Şam’da zindana düşmüştür. Kurtulmak için Cemal Paşa’ya konsolosluğa gizlenen mektupları eleverir.

Cemal Paşa, Arapların bu ‘ihanetleri’ (Bağımsızlık talepleri) karşısında adeta çılgına döner. Hepsini bir bir evlerinden toplattırır ve işkenceden geçirttikten sonra Beyrut’taki meydanda astırır.

O gün bugündür bu meydana Şehitler Meydanı denmesinin sebebi hikmeti budur.”

Mektupları bilinçli olarak geride bırakan şahsiyet Fransız konsolos François Georges Picot’tan başkası değil. Son Arap aydınının asılmasından birkaç gün sonra Sir Mark Sykes ile Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılmasını içeren gizli Sykes-Picot anlaşmasını imzayan Picot yani…

Cemal Paşa, ulusçuluk akımlarının giderek gaz almasıyla bağımsızlık arzuları doruğa çıkan Arap aydınlarından böylelikle hıncını almıştır.

Eh bu esnada İngiliz ve Fransızlar da Ortadoğu’nun haritasını yeni baştan çizmekle iştigal etmektedirler. (1)

Neticede Fransız Konsolosunun, bir tuzak kurmak için kasıtlı olarak geride bıraktığı bazı evraklar, Osmanlı Devletinin Şam Valisi Cemal Paşa’yı büyük bir hayata sevk edecektir.

Bu evraklardaki bağımsızlık talepleri nedeniyle fevri davranan Cemal Paşa, evraklarda isimleri olan, Suriye ve Lübnan aydınlarını meydanlarda idam ettirecek, ancak, bu idamlar nedeniyle, Osmanlıya inatla bağlı kalmaya çalışan son Arap aileleri de kaybedilecektir.

Bir Devlet veya Toplum yönetiminde Siyaset veya Politika neden önemlidir?

Siyaset, gidilen yol ; yolun hangisi olacağı konuşunda verilen bir karardır.

Siyasette isabetli kararlar vermek çok önemlidir.

Siyaset (Devletlerarası) işbirliği ve (bir toplum) düzeni için gereklidir.

Siyaset olmasaydı çocuklarımızı yetiştiremez, aile ilişkilerimizi dahi düzenleyemezdik.

Siyaset, günlük işlerin bir baskı uygulamadan yaptırılmasıdır.

Siyaset, aile ve toplum sorunlarının nasıl çözümleneceği ile ilgili tartışmalar ve bunların sonucunda alınan kararlardır.

İnsanlar birlikte yaşarken, farklı beklentileri ve çıkarları nedeniyle çatışırlar. Siyaset; bu farklı beklentilerdeki insanlara ortak bir çözüm üretmektir.

Eğer, Şam Valisi Cemal Paşa:

1900’lerin başlarında Osmanlı İmparatorluğu ulusçuluk akımlarıyla parçalanırken, bugünkü Lübnan ve Suriye’yi kapsayan topraklarda da (kimi) Arap milliyetçilik hareketlerini yönetebilseydi belki de:

“…1916 Haziranında, Haşimi Araplarının önderi Mekke Emiri Şerif Hüseyin İbn-i Ali, kendisine, “Arapların bağımsızlığını sağlayacağını iddia eden İngilizlerin kesin olmayan sözlerine kapılarak, bağlı bulunduğu Osmanlı Sultan-Halifesine karşı ayaklanmaz ve Halifeliğin Hıristiyan devletlerce bölünmesine araç olmazdı.

İngiliz yazan Robert Lacey’in deyimine göre, “onun (Hüseyin) akımı, bir Arap ayaklanmasından çok bir İngiliz-Haşimi komplosu” idi (2) ve bir milyon Sterline yaklaşan İngiliz altınlarıyla finanse edilmiştir (3)

Bununla birlikte,

Cidde’deki İngiliz Konsolosu Reader Bullard’ca “kurnaz, yalancı, safdil, kuşkucu, inatçı, kendini beğenmiş, kibirli, bilgisiz, arsız ve gaddar bir Arap şeyhi” (3) olarak gösterilen Şerif Hüseyin’in, kimi Müslüman bilginlerince İslam’a karşı “ihanet” olarak nitelenen davranıştan ona bir çıkar sağlamadığı gibi onu tahtından da yoksun bırakmıştır. (4)

Bir devlet var olduğu sürece (değerlerine ve beklentilerine uygun) bir siyasete sahip olmak zorundadır.

Siyaset : malların, kaynakların ve değerlerin dağılımı söz konusu olduğunda, farklı bireyler ve gruplar arasındaki rekabet farklılıklarını uzlaştırmak için var olur.

Dolayısıyla siyaset (çalışması) insan uygarlığının hayati bir parçasıdır.

Siyaset için çok okumak ve deneyimli insanlarından mümkün olduğu ölçüde yararlanmaktır.

www.canmehmet.

Resim:Tarafımızdan hazırlanmıştır.

(1)Daha fazlası için bakınız:  https://www.haberturk.com/dunya/haber/768756-picotnun-mektuplari-ve-cemal-pasanin-hinci

(2) Robert Lacey, TheKingdom (Krallık), Londra 1981, s. 119. (Kaynak:Dr. Salahi R. Sonyel, Lawrence, Haşimi Araplarını Osmanlı İmparatorluğu’na Karşı Ayaklanmaları İçin Nasıl Aldattı (İngiliz Gizli Belgelerine Göre)

(3) Ronald Storrs, Orientations (Hedefler), Londra 1945, ss. 152-6. (Kaynak:Dr. Salahi R. Sonyel. A.g.m.)

(4) Lacey, op. cit., s. 182. (Kaynak:Dr. Salahi R. Sonyel. A.g.m.)

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*