Arap Baharı Demokrasi Yerine İnsan Ticaretini Mi Geliştirdi

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Diktatörlerin yönetimi altında ezilen Ortadoğu’lu halkların isyanı ne yazık ki demokrasiyi değil, insan ticaretini geliştirdi. Ortadoğu’ya sömürü için binlerce kilometre uzaktan yüz milyarlarca dolar askeri harcama ile gelen Batılı Devletler, oluşturdukları terör ve kaos ortamından nemalanmakta; çatışma ortamlarından kaçan milyonlarca çocuk ve kadının, insan tacirlerinin elinde seks ve köle işçileri olarak Akdeniz’de pazarlanmasına adeta seyirci kalmaktadırlar.

Bu doğrultuda Fransız Meclisinin bu insanlara bakışını, “Sömürgecilik” anlayışları ile ilgili bir tartışma ile aşağıda aktarıyoruz.

“…Sömürgecilik, bir zamanlar olduğu gibi İsa’nın öğretisini yaymakla değil de, artık “teolojik” dönemde kalmış “ilkel” halklara laik ve bilimsel bir medeniyet sunuyor olmak la kendini haklı gösteriyordu. Bu ideolojinin en sivrilmiş savunucusu Jül Ferinin (Jules Ferry), aynı zamanda Madakaskar, Tunus, Vietnam gibi yerlerde sömürgeciliğin yayılmasını sağlayan kişi olması tesadüfle değil, aksine entelektüel bir tutarlılıkla açıklanabilir. O Jules Ferry ki, bu ülkelere açtığı seferler ve sahip olduğu askerî hezimetlerden ötürü “Tonkinli*” lakabıyla anılır olmuştur.

Auguste Comte pozitivizminin İngiltere’deki diğer bir müridi olan Stuart Mil (Stuart Mill) gibi, bu uyanık düşünür de (yani Jules Ferry) Fransa’da sömürgeciliğin en keskin teorisyeni olur. 28 Temmuz 1985 yılında Millet Meclisinde yaptığı bir konuşmada şöyle der: “Evet, bizim belli bir sisteme dayalı sömürgeci bir yayılma politikamız vardır. Bu sömürgecilik siyaseti şu üçlü temele dayanır: iktisadi, siyasi ve insanî...” (**)

a)İktisadî gereklilik:  “Sömürgeler, zengin ülkeler için en avantajlı bir sermaye yatırımıdır; ünlü Stuart Mill bunu ispat etmiştir; Jules Ferry devamla “Bir sömürgenin kurulması, bir pazarın açılması demektir der.

b)Siyası gereklilik: “Bütün dünyada üslere sahip olmak “ Tunus bize bunun için lâzımdı, Saygon ve Koşinşin bize gerekliydi, bunun için Madagaskar bize lâzım, bunun için (Madagaskar’daki) Diego-Suarez limanındayız ve oraları asla terk etmeyeceğiz” (Fransız/Resmî Gazete, s. 1068

c)İnsanî gereklilik: medeniyet götürüyoruz. Sömürgeciliğin bu ideolojik aklanması, o gün Mecliste, Jules Ferry nin sarsılmaz bir inancını sergilemesine yol açtı ki, bazı ayrıntıların hatırlatılması uygun olacak (Fransız/Resmî Gazete,s. 1065-1066).

Camille Pelletan:  “Top atışlarıyla dayatılan bu medeniyet, ne mene bir medeniyettir?”

Jules ferry: işte beyler, iddia bu; ben bunun siyaset olmadığını, bunun tarih de olmadığını söylemekte tereddüt etmiyorum; siyasî metafiziktir. Beyler, daha yüksek sesle ve daha gerçekçi söylemek lâzım! Açık ve net olarak demeliyiz ki, gerçekte üstün ırklar aşağı ırklar karşısında bir hakka sahiptirler… (1)

Aşırı sol sıralarından itiraz sesleri.

Jules Maigne: “Siz bunu insan haklarının ilân edildiği bir ülkede söyleme cüreti gösteriyorsunuz!”

De Gouilloutet: “Bu köleciliğin ve zenci köle tüccarlığının savunulması demektir!”

Jules Perry: “Şayet Sayın Maigne haklıysa, şayet insan Hakları Beyannamesi Ekvator Afrika’sının Siyahları için yazılmışsa, o zaman hangi hakla siz onlara mal değiş tokuşunu, kaçakçılığı dayatıyorsunuz ki? Onlar sizi davet etmiyorlar.

Jules Perry bu ifadeleriyle sömürgeciliğin şu ön kabulünü gözler önüne serer: “İnsan Hakları”nın kendileri için söz konusu olmayacağı geri kalmış halklar üzerinde Batı’nın üstünlüğü.

Beş asırdan beridir bütün sömürgecilik zulümlerinin haklı gösterilmesine yarayan bu şuursuz ve öldürücü Batılı yobazlık, sömürgecilik serüvenlerinin tarih olarak en sonuncusunda, Amerikalılar tarafından Irak’a açılan Körfez Savaşında, bir kere daha o uğursuz rolünü oynadı. Bu savaş, milletlerarası hukukun dokunulmaz itibarı adına, istilâ kurbanı egemen bir halkın (Kuveyt in) savunulması olarak takdim edildi. Ne var ki, basit bir mukayese, bu milletlerarası hukukun savunulması ve Birleşmiş Milletler kararlarının ikiyüzlülüğünü apaçık ortaya koyar.

Nitekim aşağıdaki örneklerde görüleceği üzere, saldırının büyük bir devlet veya Onun himayesindeki devletler tarafından yapılması  ile üçüncü dünya ülkelerinden biri tarafından yapılmasına göre tepki taban tabana zıt bir şekil alır:

-28 Ekim 1983: ABD Grenada’yı istilâ eder. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi derhal ülkenin terkedilmesini ister. ABD vetosunu kullanarak kararı geçersiz kılar.

-21 Aralık. 1989: ABD Panama’yı istila eder. Panama’nın meşru temsilcisinin Güvenlik Konseyi önünde konuşmasını engellemeyi yasaklayacak kadar da işi ileriye götürürler.

-Haziran 1967: İsrail, Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’yi işgal eder. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kudüs’ün uluslararası statüsüne yeniden dönülmesini ister. (3 Temmuz 1969 tarihli 267 nolu karar). Birleşmiş Milletler Şeria, Gazze ve Golan’daki tüm işgal birliklerinin geri çekilmesini karara bağlar (22 Kasım 1967 tarihli 242 nolu karar). Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, işgal altındaki topraklarda Yahudi yerleşim bölgeleri kurulmasını Yasaklar (Mart 1980 tarihli 467 nolu karar).

Milletlerarası Hukukun Yukarıda sıralanan Hiçbir kararına saygı gösterilmemiştir. ABD Bütün bu kararlarda veto hakkını kullanmıştır.

Ve işte tam zıttı tavır: 2 Ağustos 1990’da Irak ordusu Kuveyt’e girer. ABD Irak’a derhal abluka altına alınmasını ister ve Körfeze Vietnam’dan bu yana hiç görülmedik tarz da bir askerî güç sevkeder.

Bu kadar birbirine zıt tutumlar niye? Çünkü yukarıdaki ilk örneklerde yapılan işgaller Batı’nın sömürgeci eşkıyalık geleneğine uygundur, oysa Kuveyt meselesinde söz konusu olan Batı sömürgeciliğinin emir ve fermanlarına kulak asmamaktır…

Iraklı yöneticilere bırakılan tek seçenek şuydu: Ya Batılı efendilerinin istekleri doğrultusunda bu sözde devlet liderine petrol fiyatlarını indirip çıkarma izni veren sömürgeci dayatmayı sonsuza dek kabullenmek, ya da bu mahvedici kurmacaya son vermek. (2)

Arap Baharı ve İnsan Ticareti

Haziran ayında yayınlanan Birleşmiş Milletler raporuna göre, küresel olarak zorla göç ettirilmiş kişilerin sayısı 2017’de rekor seviyelere ulaştı…

Zorla yerinden edilmiş kişilerin sayısının 2017’de 68,5 milyon rekor kırmasıyla, uzmanlar yasal destek ve finansman eksikliğinin bir milyarlarca dolarlık suç ağının gelişmesini sağladığını söylüyor.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Dairesi tarafından Haziran ayında yapılan bir araştırmaya göre, yaklaşık 2,5 milyon göçmen sınır ötesi kaçakçılık yapıldı – sadece 2016 yılında yaklaşık 5,5 milyar dolar ila 7 milyar dolar değerinde bir operasyon. Beklenildiği gibi, en çok etkilenen ülkeler, küresel mülteci dalgaları yaratan çatışma bölgelerine yakındır…

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçlar Ofisi Güneydoğu Asya Program Koordinatörü Benjamin Smith, CNBC’ye verdiği demeçte, “Mülteciler tipik olarak umutsuz durumlarda hareket ettiklerinden özellikle savunmasızlar.”… “Bu, ulus ötesi suç örgütlerinin içeri girip sömürü ya da insan ticareti yoluyla bunlardan yararlanabilecekleri bir durum yaratıyor.”

Interpol ve Europol’ün ortak bir raporuna göre, yaklaşık 1 milyon göçmen yalnızca 2015’te Avrupa Birliği’ne girdi ve 10 kişiden dokuzu sınırları aşmalarına yardımcı olmak için kaçakçılara para ödüyor. Birçok refakatsiz küçük çocuk da köleliğe veya zorla fuhuşa satılıyor...(3)

İki bölümde yazılanlardan anlaşılan: Amerika ve Avrupa, kendilerinden olmayan milletleri  sömürge olarak görmektedir. Sömürecekleri ülkeleri işgal ederken de dünya kamuoyunu aldatmak için, bu ülkelere: “Demokrasi, laik ve bilimsel bir medeniyet” götürdüklerini iddia etmektedir.

Gerçeğinde yaptıkları, hedef ülkeleri soymak için iktidara bir diktatör getirmektir. Mısır ve Darbeci Sisi buna en güzel örnektir.

www.canmehmet.com

Açıklama ve kaynaklar:

Resim web ortamından alınmıştır. ( http://www.cafesiyaset.com.tr/insan-tacirleri-multecilerin-cocuklarini-avliyor_534431.html )

*(Uzakdoğu’daki Tonkin Körfezi ndeki askerî hezimetten ötürü hasımları tarafından kendisine yakıştırılan lakap, çev.

(**)”Fransız/Resmî Gazete, s. 1062”. Resmi gazete içerikleri, “Roger Garaudy, “Yobazlıklar” eseri notudur.

(1)“Yobazlıklar”, Roger Garaudy. Shf:23)

(2)A.g.e.

(3)Daha fazlası için bakınız: Andrew Wong, 28 Haziran 2018. CNBC.com

https://www.cnbc.com/2018/06/27/refugee-crisis-fuelling-criminal-network-and-human-trafficking.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

↓