Anglosaksonlar Yahudilerden kurtulmak, sırtlarından para kazanmak için onlara bir devlet kurarlar (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
MÜSLÜMAN KARDEŞLERİM Gelecek yıl, İsrail ile bir antlaşma olacağını ve BM üyesi Bağımsız Filistin devleti kurulacağı umuyoruz.

MÜSLÜMAN KARDEŞLERİM Gelecek yıl, İsrail ile bir antlaşma olacağını ve BM üyesi Bağımsız Filistin devleti kurulacağı umuyoruz.

 

 

Anglosaksonlar sevmedikleri Yahudilere, Ortadoğu’da, Asya ve Afrika kıtalarının kesiştiği yerde neden bir devlet kurdular? Bunun arka planına baktığımızda karşımıza ilk kez Fransızlar ve ünlü komutan Napolyon çıkar.

Hıristiyan Batı ve Yahudiler

Yahudiler tarihleri boyunca birçok örgütlü saldırılara muhatap olmuşlardır. 1’nci Haçlı Seferi sırasında, Ren ve Tuna boylarındaki Yahudi cemaatleri; 2’nci Haçlı Seferi sırasında da, Almanya’daki Yahudiler çok sayıda katliama maruz kalmıştır.  Yahudiler ilerleyen zamanda; İngiltere, Fransa, Avusturya ve İspanya’dan kovulacaklardır.

Hıristiyan Batının Yahudilerle derdi nedir?

Avrupa’da Yahudilere yönelik önyargının temel gerekçesi din kökenlidir.

“Yeni Ahit’e, (Hıristiyanların kutsal kitabı) göre, İsa Romalı askerler tarafından gaddar bir şekilde ve aşağılanarak öldürülmüştür. İsa’nın öldürülmesinden tamamiyle Yahudilerin sorumlu olduğunu ima edilir.

Bu anlayışa sahip Hıristiyan Avrupalılar, Yahudilere neden bir devlet kurar ve bunu büyük bedeller karşılığında desteklerler?

Bu sorunun cevabını önemli satırbaşları ile verirsek;

Sömürgeci devletlerin en sevdikleri ortam; savaş ve çatışma ortamlarıdır. Bu ortamlarda hem kazanmak, hem de tarafları yönetmek kolaydır.

-Museviler ile Müslümanları uzun süreli bir savaşa sürüklemek, yıpratmak ve mümkünse her ikisinden de kurtulmak,

-Yahudileri Avrupa’dan çıkarmak,

-19’uncu asırda Sanayi Devrimi nedeniyle  artan hammadde, enerji ihtiyacının karşılanacağı bölgeler; Ortadoğu, Afrika ve Asya’dır. Gerçeğinde İsrail Devleti’de bu bölgede kurulmuştur. Din ve diğer gerekçeler olmakla birlikte, Uluslararası meselelerin arkasındaki tek neden ekonomi-paradır.

-Müslümanlar,  Musevilerle, (perde arkasından da Hıristiyanları maddi-manevi desteği ile) savaşırken, bölge zahmetsiz ve daha düşük maliyetle sömürülecektir.

Yahudiler bu oyunun kurucuları mı, oyuncuları mıdır? 

Denize düşen yılana sarılır! Türk Atasözü.

Bunun cevabını vermeden önce, İsrail devletinden biraz bahsetmemiz gerekmektedir.

**

İlk verilenler, yaygın olarak bilinenlerdir;

-“İsrail, Ortadoğu’da, Asya ve Afrika kıtalarının kesiştiği yerde kurulmuştur.

Tevrat’a göre; Yakup ailesi ile göç ederken, Tanrı’nın meleği bir adam kılığında Yakup’a görünür. Ailesini nehrin karşısına taşıdıktan sonra o adam Yakup ile gün ağarıncaya kadar güreşir. Adam Yakup’u yenemeyeceğini anlayınca Yakup’a, ‘beni bırak gün ağarıyor’ der. Fakat Yakup ‘beni kutsamadıkça seni bırakmam’ der. Adam da Yakup’a Tanrı adıyla güreşen manasına gelen İsrail adıyla kutsar.

Yakup’un soyunun devamı olarak kabul edilen kimselere Yakupoğulları yani İsrailoğulları denmektedir.

Yahudiler 19. yüzyılın ikinci yarısında devlet kurma çalışmalarına başladılar. Arz-ı mev’ut (vadedilmiş topraklar) üzerine devlet kurma çalışmaları ilk önce İngiltere’de görülür. 1848’de İngiliz hükumeti bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını, Yahudilerin himayesine verdi. 1870’te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere’den Rusya’ya geçti. Siyonist hareketlerin başına geçen Theodor Herzl, Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması için birçok çalışmalarda bulundu.

Herzl, İngiltere gibi güçlü bir devleti arkasına alarak, gayesine ulaşma çabasındaydı. Siyonistler, devlet olabilmeleri için bir tarım sınıfına ihtiyaçları olduğunu farkettiler, bununla birlikte Avrupa Yahudilerinin neredeyse tamamı ticaretle uğraşıyordu, Rusya’da ise tarımla uğraşan Yahudiler mevcuttu.

Bu dönemde Rusya’da Yahudilere karşı -özellikle çiftçi Yahudileri içeren- pogromlar ismiyle bilinen bir dizi katliam yaşandı. Katliamlara maruz çiftçi Yahudilere, Siyonistler tarafından ülkeyi terk edip Filistin’e yerleşmeleri teklifi yapıldı.

1870 yılından itibaren çiftçi Yahudiler Filistin toprakları üzerinde tarımsal yerleşme merkezleri kurmaya başladılar. Bununla birlikte, Rusya’yı terkeden Yahudilerin birçoğu Avrupa’ya göçtü. 1870-96 yılları arasında Eretz Israel’de on yedi tarım kolonisi kuruldu.

I. Dünya Savaşı sonunda 2 Kasım 1917’de İngiltere dışişleri bakanı Arthur Balfour’un girişimiyle Balfour Deklerasyonu süreci başlatıldı. Milletler Cemiyeti 1920 yılında, Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanıdı.

Bundan sonra kurulan bir Yahudi bürosu İngiltere nezdinde Yahudi haklarını temsil etmeye başladı. Bundan sonraki yıllarda Siyonistler dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bulunan Yahudi topluluklarını -devlet kurabilmek için etkili bir nüfus oluşturmak gayesiyle- Filistin’e göçmeleri için ikna etme çabalarına girişti.

Nazi Almanyası’nın 1930’lardan 1940’ların ortalarına kadar Yahudilere soykırım uygulamaya başlamasıyla Filistin’e büyük bir Yahudi göçü başladı.

II. Dünya Harbi’nin müttefiklerin galibiyetiyle bitmesinden sonra, Filistin meselesi son safhasına ulaştı. İngiltere daha sonra Amerika’nın yardımını sağladıktan sonra, Filistin meselesini Birleşmiş Milletler’e götürüp, meselenin çözülmesini istedi.

BM, Kasım 1947’de Filistin’in biri Yahudi öteki Arap olmak üzere iki devlet arasında paylaşılmasına karar verdi. Yahudiler bu kararı kabul ederken Araplar reddetti. Kudüs şehrine ise BM denetiminde milletlerarası bir bölge statüsü tanındı. Bu çözüm Arapları tatmin etmedi. İsrail-Filistin Savaşı başladı.

14 Mayıs 1948’de BM paylaşım planı uyarınca David Ben-Gurion tarafından İsrail Devleti’nin kuruluşu ilan edildi. 24 saat sonra, Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları saldırıya geçerek İsrail topraklarına girdiler…

İsrail ekonomisi, yüksek teknolojik araç gereç üretimi, tarım, sanayi, elmas işlemeciliği ve turizme dayalıdır.

Teknoloji alanında İsrail ekonomisi dünyanın en hızlı gelişen ülkesidir.

Intel, IBM, Motorola, Google gibi firmaların İsrail’de Ar-Ge merkezleri bulunur,bunun nedeni silikon üretimi için ülkenin elverişli olması ve en önemlisi kişibaşına düşen bilgi teknolojilerinde çalışan sayısının çok yüksek olmasıdır.

İsrail’de sanayi yükselen bir hızla gelişmektedir. Gelişen sanayi sektörlerinin başlıcaları; ilaç, optik, elektrik malzemesi, elmas işletmeciliği, silah sanayisidir.

Ve…

İsrail, Ticaretinin büyük bir kısmını ABD, İngiltere ve Almanya ile yapmaktadır.(*)

Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Türk atasözü.

**

Şimdi anlatılacaklar az bilinenlerdendir.

– “18 yy. da Avrupa’da iki büyük sömürgeci güç vardır: İngiltere ve Fransa. Ve bunlar birbirleriyle amansız rekabet halindedir. O dönemde İngiltere, Fransa’yı Hindistan’dan kovmuştur.

Fransa, Hindistan’dan kovulması işle birlikte büyük bir gelir kaynağından mahrum kalır. Elbette boş durmayacak yeni oyunlar peşinden koşacaktır.

Yapılan uzun vadeli bir planla;  Hem Hindistan, hem de Hindistan’ın giriş kapısı, tahıl ambarı Mısır’ı alınarak, İngiltere’ye darbe vurulacaktır.

Bu gaye ile 5 Mart 1798’de Direktuvar yönetimi Mısır seferi için I. Napolyon Bonapart’ı vazifelendirir.

Bu görev, şöhret düşkünü Napolyon’u çok sevindirir. Napolyon kendisini “Büyük İskender” rolünde görmekte ve İstanbul’u da bu “Yeni İskender İmparatorluğu’nun başkenti olarak düşünerek hayallerini Hindistan’a kadar uzatmaktadır.” (1)

-“Napolyon 400 parçalık donanması ile 1798’de denize açılır. İskenderiye sahillerine inen Napolyon’un maiyetinde; 40.000 asker, 40 general vardır… (2).

“Fransızları suyun dibinde olsalar yine bulacağım” diyerek aylardan beri Akdeniz’de dolaşmakta olan İngiliz Amirali Nelson. Sonunda 400 parçalık Fransız donanmasını Ebûkir Koyu’nda yakalayarak kıstırır ve hepsini yakar (14 Ağustos 1798).

“Gemilerinin yakılması Napolyon’u çok sarsar. Çünkü Mısır’a hapsolmuş durumdadır. Uzun bir müddet burada kalacağı için köklü tedbirler alıp, halkla iyi geçinmek zorundadır. Bu çerçevede Müslümanlara sempatik görünme taktiklerine başlar.

“Hz. Muhammed (sav)’in velâdetinin yıldönümünde büyük mevlit alayları tertip ettirir. Kendisi de şark usulü elbise giyerek başına sarık sarar. Bununla da kalmayıp Müslüman olduğunu ilan eder. (3).

Ancak, “Mısır’a çaresiz olarak hapsolan Napolyon için durumunu sağlamlaştırmaktan başka yol yoktur. Fakat bunun için de herşeyden önce Suriye’ye sahip olmak gerekmektedir. Çünkü Suriye; Akdeniz çevresindeki Mısır, Anadolu, Arabistan. Irak gibi dört büyük beldeyi coğrafi bir merkez olarak birbirine bağlarken, bu bölgeler arasındaki ulaşım ve ticaret bağlantısını da yapacak tek mevki durumundadır. Bunun yanısıra stratejik olarak da değeri büyüktür. Bu bölgeye sahip olacak herhangi bir devlet öteki devletlerin sömürgeleri ile olan bağlantılarını kesebilecek konumdadır …(4).

“Fransızlar, ardında kanlı izler bırakarak 15 Mart’ta Suriye seferinin kilit noktası olan Akka’yı muhasara ederler. Fakat şehrin alnında ta Selahaddin Eyyubî devrinden kalma bir kahramanlık damgası vardır. Bir vakitler üçyüzbin kişilik haçlı ordusunun perişan olduğuna şahit olan şehrin eskimiş kale duvarları, yeni bir destana şahit olmaya hazırlanmaktadır. Kalede, şehadet soluklamaya hazır bekleyen seksenlik polat sineli bir ihtiyar vardır: Cezzar Ahmet Paşa…

“… Napolyon, olanca kuvvetiyle saldırır. Fakat ihtiyar arslan metanetle kaleyi savunur. Oysa bu şöhret müptelası Fransız, kaleyi yirmidört saat içinde ele geçirmeyi planlamıştır.

Napolyon Akka’da ilk raundu kaybedince civardaki emir ve beylere, Hıristiyan ve Yahudi ileri gelenlerine mektuplar yazarak yardımlarını ister: Vahhabilerin kurucusu Abdulvahhab’a. Mekke şerifi Galip bin Musaid’e, Maskad İmamı’na, Dürzi Emin Beşir’e, Maruni ve Yahudilere yazdıkları mektuplardan olumlu cevap alamaz.

Hatta 22 Mayıs 1799’da Moituer Üniversel gazetesine verdiği bir ilanda da bütün Avrupa, Asya ve Afrika Yahudilerini Fransız ordusuna gönüllü asker olarak katılmaya çağırmakta, buna karşılık da Filistin’de bir Yahudi devleti kuracağını vadetmektedir…(5).

Özetle Fransa, El (Osmanlının) kesesinden Yahudilere yurt vadetmektedir.

Okuyanların dikkatini ; “Araplar arkamızdan vurdular!”  Kurgusunda başrolde olan  Vahhabiler’le Batının dirsek teması 1900’lerin başında değil, 1799’larda; Vahhabilere gönderilen mektup (Bugünkü Suudi Arabistan yönetimi) çekecektir. Gerçeğinde, “Vahhabilik” mezhebinin oluşumunda  İngilizler’in parmağı olduğudur.

 

Devam edecek…

Resim; http://www.politifake.org/will-stand-with-muslim-brothers-obama-democrats-liberals-ant-politics-9035.html

Kaynakça;

(1-2-3-5), Kocabaş. Şakir; Tarihte Türkler ve Fransa. Vatan Yayınları.

(4), Kutay, Cemal Türkiye Hür. ve Mücadele .

(*) İsrail, Ortadoğu’da, Asya ve Afrika kıtalarının kesiştiği yerde bulunan bir devlet. Coğrafi olarak, Asya kıtasında bulunur. Batısında Akdeniz, kuzeyinde Lübnan ve Suriye, doğusunda Ürdün, güneyinde ise Mısır ve Kızıldeniz ile çevrilidir. Başkenti Knesset (İsrail Meclis) kararına göre Kudüs’tür. Ancak bu durum Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamaktadır.

Tevrat’a göre; Yakup ailesi ile göç ederken, Tanrı’nın meleği bir adam kılığında Yakup’a görünür. Ailesini nehrin karşısına taşıdıktan sonra o adam Yakup ile gün ağarıncaya kadar güreşir. Adam Yakup’u yenemeyeceğini anlayınca Yakup’a, ‘beni bırak gün ağarıyor’ der. Fakat Yakup ‘beni kutsamadıkça seni bırakmam’ der. Adam da Yakup’a Tanrı adıyla güreşen manasına gelen İsrail adıyla kutsar.

Tevrat’ın yaratılış kısmında da (Eski Ahit Tekvin Bap 35) Tanrı Yakup’a görünür ve O’nu kutsayarak Yakup olan adını İsrail olarak değiştirir.

Yakup’un soyunun devamı olarak kabul edilen kimselere Yakupoğulları yani İsrailoğulları denmektedir. Keza Tevratta, Yakup’un Mısır’a göç ettikten sonra yanında gelen halkına da İsrailoğulları denmektedir.

Yahudiler 19. yüzyılın ikinci yarısında devlet kurma çalışmalarına başladılar. Arz-ı mev’ut (vadedilmiş topraklar) üzerine devlet kurma çalışmaları ilk önce İngiltere’de görülür. 1848’de İngiliz hükumeti bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını, Yahudilerin himayesine verdi. 1870’te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere’den Rusya’ya geçti. Siyonist hareketlerin başına geçen Theodor Herzl, Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması için birçok çalışmalarda bulundu. Herzl, İngiltere gibi güçlü bir devleti arkasına alarak, gayesine ulaşma çabasındaydı. Siyonistler, devlet olabilmeleri için bir tarım sınıfına ihtiyaçları olduğunu farkettiler, bununla birlikte Avrupa Yahudilerinin neredeyse tamamı ticaretle uğraşıyordu, Rusya’da ise tarımla uğraşan Yahudiler mevcuttu. Bu dönemde Rusya’da Yahudilere karşı -özellikle çiftçi Yahudileri içeren- pogromlar ismiyle bilinen bir dizi katliam yaşandı. Katliamlara maruz çiftçi Yahudilere, Siyonistler tarafından ülkeyi terk edip Filistin’e yerleşmeleri teklifi yapıldı. 1870 yılından itibaren çiftçi Yahudiler Filistin toprakları üzerinde tarımsal yerleşme merkezleri kurmaya başladılar. Bununla birlikte, Rusya’yı terkeden Yahudilerin birçoğu Avrupa’ya göçtü. 1870-96 yılları arasında Eretz Israel’de on yedi tarım kolonisi kuruldu.

I. Dünya Savaşı sonunda 2 Kasım 1917’de İngiltere dışişleri bakanı Arthur Balfour’un girişimiyle Balfour Deklerasyonu süreci başlatıldı. Milletler Cemiyeti 1920 yılında, Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanıdı. Bundan sonra kurulan bir Yahudi bürosu İngiltere nezdinde Yahudi haklarını temsil etmeye başladı.

Bundan sonraki yıllarda Siyonistler dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bulunan Yahudi topluluklarını -devlet kurabilmek için etkili bir nüfus oluşturmak gayesiyle- Filistin’e göçmeleri için ikna etme çabalarına girişti. Nazi Almanyası’nın 1930’lardan 1940’ların ortalarına kadar Yahudilere soykırım uygulamaya başlamasıyla Filistin’e büyük bir Yahudi göçü başladı. Filistin’deki Araplar bu göçe karşı koyduklarından İngiltere, Yahudi göçlerinin durdurulmasına karar verdi. Bunun üzerine Sion’a bağlı Askeri Yahudi Teşkilatı Hagana, Filistin’e göç konusunda İngiltere’nin aldığı bu kısıtlayıcı kararı protesto amacıyla silahlı terör eylemlerine girişti. Filistin yönetimi Nazi liderliği ile işbirliğine girişti. Bu amaçla Kudüs müftüsü Almanya’ya birçok ziyarette bulundu.

Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı (1947)

Filistin’e de gizli Yahudi göçleri düzenlenmeye başlandı. II. Dünya Harbi’nin müttefiklerin galibiyetiyle bitmesinden sonra, Filistin meselesi son safhasına ulaştı. İngiltere daha sonra Amerika’nın yardımını sağladıktan sonra, Filistin meselesini Birleşmiş Milletler’e götürüp, meselenin çözülmesini istedi. BM, Kasım 1947’de Filistin’in biri Yahudi öteki Arap olmak üzere iki devlet arasında paylaşılmasına karar verdi. Yahudiler bu karari kabul ederken Araplar reddetti. Kudüs şehrine ise BM denetiminde milletlerarası bir bölge statüsü tanındı. Bu çözüm Arapları tatmin etmedi. İsrail-Filistin Savaşı başladı.

14 Mayıs 1948’de BM paylaşım planı uyarınca David Ben-Gurion tarafından İsrail Devleti’nin kuruluşu ilan edildi. 24 saat sonra, Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları saldırıya geçerek İsrail topraklarına girdiler.

1949 yılının ilk aylarında BM nezdinde İsrail ile onunla savaşan Arap ülkelerinin her biri (o dönemden beri İsrail’le müzakere masasına oturmayı reddeden Irak hariç) arasında doğrudan müzakereler düzenlendi ve bunların sonucunda bir ateşkes anlaşması imzalandı. Anlaşma uyarınca sahil şeridi, Celile ve tüm Necef İsrail’e, Yehuda ve Samiriye (Batı Şeria) Ürdün’e, Gazze Mısır yönetimine ve Kudüs’ün ise Eski Şehir’in de dahil olduğu doğu kısmı Ürdün’e, batısı da İsrail’e bırakıldı. İsrail’in Filistinliler ile olan gerginliği ise sürmektedir.

İsrail ekonomisi, yüksek teknolojik araç gereç üretimi, tarım, sanayi, elmas işlemeciliği ve turizme dayalıdır. Teknoloji alanında İsrail ekonomisi dünyanın en hızlı gelişen ülkesidir. Intel, IBM, Motorola, Google gibi firmaların İsrail’de Ar-Ge merkezleri bulunur, bunun nedeni silikon üretimi için ülkenin elverişli olması ve en önemlisi kişibaşına düşen bilgi teknolojilerinde çalışan sayısının çok yüksek olmasıdır.

İsrail’de sanayi yükselen bir hızla gelişmektedir. Sanayi devrimi 1958-1965 yılları arasında gerçekleşmiştir. Bu dönemde ülke sanayisi % 142 oranında artış göstermiştir. Potasyum ve bakır sanayii bunların başlıcalarıdır. Toplam işgücünün % 33.4’ü sanayii alanında çalışmaktadır. Sanayi bölgeleri Tel Aviv ve Hayfa’da toplanmıştır. Gelişen sanayi sektörlerinin başlıcaları; ilaç, optik, elektrik malzemesi, elmas işletmeciliği, silah sanayisidir.

Ticaretinin büyük bir kısmını ABD, İngiltere ve Almanya ile yapar.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*