Amerika’nın Türkiye’ye Yaptırım Tehdidindeki Gerçeği Neden Kimse Anlatmıyor? (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

ABD ile aramızdaki tartışma konusu, “Papaz Brunson”, gerçekte özel kuvvetler mensubu mu, ajan mıdır? Emekli Albay, Terör uzmanı Ersan Başbuğ’un iddiasına göre (*) “Papaz Brunson”, “ülkemizde CIA adına görev yapmaktadır.”

“FBI eski çalışanı Sibel Edmonds, TRT World’e ABD ile Türkiye arasında yaşanan Brunson krizine ilişkin açıklamalarda bulunarak, “CIA, Brunson’u Türk hapishanesinde iken zehirleyerek öldürmeyi ve hatta bu suçu Türkiye’ye atmayı düşünüyor.” dedi.

FBI eski çalışanı Sibel Edmonds, TRT World’e ABD ile Türkiye arasında yaşanan Rahip Brunson krizine ilişkin şoke edecek açıklamalarda bulundu. Yaşanan krizin ardında Derin CIA’nın olduğunu ileri süren Edmonds, “CIA içindeki bu derin yapı Brunson’u Türk hapishanesinde iken zehirleyerek öldürmeyi ve hatta bu suçu Türkiye’ye atmayı düşünüyor” dedi….”(**)

İlk iki bölüm özetle:

-Amerika, giderek Türkiye’deki beklentilerinde hayal kırıklığına uğramıştır. Bunlardan birisi de: ABD ve AB’nin (Liderlerinin) Ortadoğu’daki hesaplarının tam olarak tutmamış olmasıdır.

-Türkiye, yaptığı ekonomik hamlelerle ekonomik manada ayaklarının üzerinde durmaktadır. Ekonomisi son onbeş yılda üç-dört kat büyümüştür.

-Türkiye, ihtiyacı olan yüksek askeri teknolojik silah ve sistem üretmeye başlayarak, dışarıya olan bağımlılığını yüzde 30-35’ler seviyesine indirmiştir.

-Türkiye, Silah tedarikinde; geçmişten gelen deneyimi (canının yanması!) ile, Batı’nın yanında Rusya, Çin vb. devreye almaktadır. (Rusya’dan, Nükleer Teknoloji ve S-400 Savunma Sistemleri alınması)

-Türkiye, her büyük devlet gibi ve doğal olarak bağımsız bir dış politika sürdürerek; NATO (AB) Müttefikleri yanında, Çin ve Rusya ile iyi ilişkiler kurmak ve sürdürmek istemektedir.

Tüm bunlar geldiğimiz noktada: “Batılı Dostlar!”ımızın hoşuna gitmemiş, öncesinde; “Türkiye Batı’dan (kontrolümüzden çıkıyor!) kopuyor!” benzeri ifadelerle (uyarılmış!) medya üzerinden seslendirilmiş; Arkasından da, tehditler-yaptırımlar havada uçuşmaya, “abanın altında sopa” gösterilmeye başlanmıştır..

“Papaz Brunson” ve “Ajan-Özel Kuvvetler!” meselesinde gerçek nedir?

“Geçmiş şimdinin temelidir.”

Cyrus Hamlin, 1811-1900 yılları arasında yaşamış ABD’li bir misyoner ve eğitimcidir. 1834 yılında Bowdoin College’den mezun oldu. 1837 yılında ise Bangor Theological Seminary eğitimini tamamladı. 1838 yılında American Board isimli kuruluş adına misyoner olarak ABD’den ayrıldı.

Ocak 1839’da Osmanlı İmparatorluğu’na geldi. 1860 yılında Robert Kolej’in kurulması çalışmalarına başladı. 1876 yılına kadar okulun Müdürü olarak görev yaptı…

Hamlin’in klasik üslupla biyografisi böyle. Ama Hamlin’in hayatı ve faaliyetleri asla böyle üç cümleyle özetlenip geçilecek kadar tekdüze değil.

Hamlin, ismi etrafında pek çok iddia ve spekülasyonun dolaştığı cerbezeli bir isim. Örneğin, Türkiye’nin yetiştirdiği önemli fikir adamlarından Nurettin Topçu bir eserinde’ (1)

-“Hamlin’in okulunu kurduğu Boğaziçi Rumelihisarı’na (*) çıkıp, ‘’Fatih’in İstanbul’u aldığı surlardan bu milletin kültürünü fethedeceğim’’ dediğini, “kaleyi içerden ele geçirme davası güttüğünü” ifade etmektedir.

Tarihçi Cezmi Yurtsever de okul binasının inşa edildiği taşların sırf bu maksatla Rumelihisarı’nda kullanılan taş malzemenin aynısından seçildiğini belirterek şunları söylüyor:

-“Robert Kolej’in amacı, Osmanlı yurttaşı yabancı azınlıklardan zeki olan çocukları en iyi şekilde yetiştirip, gelecekte onların ülke yönetiminde söz sahibi olmalarını sağlamaktı.”

Nitekim Bulgar isyanlarında Robert Kolej mezunu gençlerin lider olarak bulunması dikkat çekiciydi.

Hamlin’in görevi sadece İstanbul ‘da bir okul açmak da değildi. O, 1840’lı yıllarda, gelecekte bütün Anadolu’yu saracak olan Anadolu Kolejlerinin de temellerini atmıştı.

Nitekim Anadolu kolejleri içinde Merzifon’da kurulu olanı 1880 ve 90’lı yıllarda Ermeni ve Rum isyanlarının merkezi oldu.” (2)

Hamlin’in kurduğu bu okulun dış güçlerin üssü olarak bir ajan yuvası haline geldiği iddiaları da çok dillendirilen iddialar arasında yer alıyor.

Örneğin, “Türkiye’de ve Dünyada Casuslar” adlı kitabin yazarı Aytunç Altındal, ‘Robert Kolej, ayrıca Osmanlı’daki Amerikalı, İngiliz ve Rum casusların da yuvası olmuştu. Birçok casus, bu okulda öğretmen kisvesi altında faaliyet göstermişti. (3) Diyor ve bahsi geçen kitabında bunları ayrıntılandırıyor.

Yine Robert Kolej mezunu gazeteci-yazar Engin Ardıç okulda Öğretim görevlisi olan ajanları şu cümlelerle deşifre ediyor (4)

“..Bizim A sınıfına Charles Gilchrist gelirdi. Savaş yıllarında SOE, yani İngiliz Özel Harekat Dairesi’nin ajanı olarak komandoluk yapmıştı, görev bölgesi Yunanistan, uzmanlık alanı da köprü uçurmak ve daha önce de nöbetçi Alman askerinin gırtlağını çıt çıkarmadan jiletle kesmek.

…Bayan Mary, Doğan Nadi’nin eşi, …savaş yıllarında OSS ajanıymış! …’Office of Strategic Services’, yani Wild Bill’ namıyla maruf William Donovan’ın kurduğu, FBI’ya bağlı olmayan ilk Amerikan dış istihbarat ve harekat örgütü…Gene çok sevgili hocalarımızdan biri olan Hilary Sumner- Boyd’un da MI5 ajanı olduğunu. .

…Son Robert Kolej başkanı John Scott Everton’un CIA ajanı olduğunu biliyorduk. …Bayan Mary, daha sonra. Dünya Bankasında çalışan yeğeni Zeynep’in oğlunun, okulunu bitirince CIA örgütüne ‘analizci’ olarak girmesini önermiş, çünkü çok iyi para veriyorlarmış. …Zeynep’in ablası Emine, Cumhuriyet Gazetesi’nin ortağı ve yöneticisi… Aile, İzmir eşrafından, eni konu zengin ve Ünlü Uşşakizade Ailesi…”

Ünlü istihbaratçı Mehmet Eymür de kendi internet sitesinde yaptığı analizde Robert Kolej bağlamında bize şu ilginç bilgileri aktarıyor (5)

“Kolejin bir diğer öğretim görevlisi Prof John Freeley, ABD Deniz Kuvvetlerinde görev yapmış bir komando subayı. 2. nci Dünya Harbi sırasında Burma ve Çin’de görev yapmış. 1960’da İstanbul Robert Kolej’de “fizik” öğretmenliğine başlamış ve 1993’e kadar İstanbul’da yaşamıştır.

John Freely’nin “Boğaz Sırtlarından Türkiye” isimli Robert Koleji anlatan kitabı, okuldaki sol faaliyetleri de anlatıyor: (…) “İngiltere merkezli Troçkist “Kızıl Bayrak” Birliği, İngiltere ve Avrupa’da etkindi. Marksist Kızıl Bayrak Birliğinin Londradaki merkezinin yöneticisi olan Charles Sumner, 1910 yılında ABD Massachusetts, Boston’da doğmuş, Boston, Oxford’da bir Hıristiyan kilisesinde özel eğitim almıştı. Türkçe, Yunanca, Almanca, Fransızca ve Latin dillerini biliyordu.

Bu örgütte önemli görevler alan ve 1937 ila 1940 yılları arasında “İngiliz Trocki’yi Savunma Komitesi Sekreterliği” pozisyonunda da bulunan Charles Sumner 1940’da İstanbul’a geldi ve İstanbul Robert Kolej ‘de Profesör olarak çalışmaya başladı. 35 yıl Amerikan Robert Kolej ‘de Temel Bilimler profesörü olarak görev yaptı.

O, aslında yukarıda Engin Ardıç’ın “Sola Kitakse” isimli yazısında bahsi geçen Profesör Hilary Sumner-Boyd’du. “Charles Sumner” onun Kızıl Bayrak Birliği’ndeki takma adıydı. Zaman zaman A. Boyd takma ismini de kullanmıştı.

Hilary Sumner-Boyd, 35 yıl Robert Kolej ‘de görev yaptıktan sonra 06 Eylül 1976 tarihinde İstanbul’da öldü ve Feriköy’deki Protestan Mezarlığına gömüldü…

(…)12 Mart darbesinden sonra Sıkıyönetim, İstanbul’u ev ev arıyor teröristleri bulmaya çalışıyordu. 23 Ocak 1972 günü İstanbul’da, 03.00 ile 18.00 saatleri arasında sokağa çıkmaya- sağı konarak, kent genelinde 512.000 ev arandı. İllegal TİİKP – Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi ‘nin Ferit İlsever başkanlığındaki İstanbul yönetimi, malzemeleri ile birlikte, Profesör Hilary Sumner-Boyd’un Robert Kolej kampusu içindeki evinde yakalanmıştı.” (6)

Bakalım Amerika ile ilişkilerimiz, Alman DW Haber Sitesi’nde nasıl değerlendirilmektedir? (7)

“Türkiye’nin kapısındaki yaptırım tehditleri

Türkiye’yi Brunson ve S-400 krizleri nedeniyle yaptırım uygulamakla tehdit eden… ABD’den yeni yaptırım kararları gelebilir mi? Dört soruda derledik.

Hayata geçirilen yaptırımlar neler?

ABD’nin Türkiye ile ikili ilişkilerde gerilime neden olan kriz sürecinde hayata geçirdiği ilk yaptırım Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik oldu.

…Kararın ardından iki bakanın da bu ülkede herhangi bir mal varlıklarının olmadığını açıklaması, ABD’nin hamlesini sembolik bir mahiyette bırakıyor. Ancak ABD’nin bir NATO müttefikine ilk kez böyle bir yaptırım uygulaması, tarihi bir adım olarak görülüyor…

F-35’lerin teslimatı durdurulur mu?

ABD’nin yürürlüğe koyma aşamaları bakımından en fazla ilerlediği ikinci yaptırım konusu ise yeni nesil savaş uçakları F-35’lerin teslimatı oldu. F-35’lerin Türkiye’ye teslimatının engellenmesi için ABD Kongresi’nde aylardır sürdürülen girişimde Çarşamba günü yeni bir adım atıldı. ABD Senatosu, uçakların Türkiye’ye teslimatının geçici olarak durdurulmasına imkân tanıyan bir yasa tasarısını onayladı…

Türkiye’nin Rusya’dan alacağı S-400 hava savunma sistemi ve bu sistemin Türkiye’den ortaklaşa yönetilen Amerikan silah sistemlerine etkileri konusunda değerlendirmeleri içermesi talep ediliyor. Washington daha önce S-400 hava savunma sisteminin NATO hava ve füze savunma sistemine entegre edilemeyeceği konusunda Ankara’yı uyarmıştı.

…Senato’da kabul edilen tasarıda, ABD ile Türkiye arasında uzun süredir gerginliğe neden olan papaz Andrew Brunson’ın durumundan duyurulan endişeye de yer veriliyor. Tasarıda, “haksız yere ve kanunsuz bir şekilde” tutuklanan Brunson dâhil bazı ABD’li vatandaşların Türkiye tarafından NATO yükümlülüklerine uygun olarak (Bu ne demekse! canmehmet notuderhal serbest bırakılması ve bu kişilerin yargılandığı davaların “vakitlice, adil ve şeffaf biçimde sonuca bağlanması” isteniyor…

Trump’ın ABD’li papaz Brunson’ın uzun süreli tutukluluğu nedeniyle “büyük yaptırımlar” uygulayacaklarını açıkladığı 26 Temmuz günü, Amerikan Senatosu’nun Dış İlişkiler Komitesi Türkiye’yi hedef alan bir yasa tasarısını onayladı…

Tasarıda, Uluslararası Para Fonu (IMF) dâhil diğer uluslararası finans kurumlarının ABD’li yönetim kurulu üyelerine de çağrıda bulunuluyor. Bu kurumlardaki ABD’li yönetimi kurulu üyelerine, “Türk hükümetine gelecekte verilecek taahhüt ve borçlar konusunda, Türkiye’de insan haklarının gelişimini sağlayacak bir tutum içinde uyumlu bir politika geliştirilmesi için diğer donör ülkelerle birlikte çalışılması için” talimat veriliyor.

Tasarıda bu taleplerin dile getirildiği maddelerin, Türkiye’deki çifte vatandaşlar dâhil ABD vatandaşlarına ve diplomatik temsilcilik çalışanlarına yönelik “keyfi gözaltılar” sona erdiği takdirde hükmünü kaybedeceği belirtiliyor.

Benzer bir tasarı ABD Temsilciler Meclisi’ne de sunuldu.

İran konusunda yaptırım gelebilir mi?

ABD’nin İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarının delinmesinde aldığı rol gerekçesiyle Halkbank’a para cezası vermesi de gündemde. Bankanın bu suçlamayla yargılanan eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, New York’taki davada 32 ay hapse mahkûm edilmişti. ABD’nin Halkbank’a vermeyi planladığı cezanın boyutunun ise papaz Brunson’ın serbest bırakılması için Washington-Ankara arasında yapıldığı öne sürülen pazarlık konularından biri olduğu iddia edilmişti.

Türkiye’nin Atilla davasından bağımsızlık olarak, İran’a ABD tarafından uygulanan yaptırımlara uyma zorunluluğu bulunmadığını açıklaması da Ankara-Washington hattındaki bir başka gerginlik konusunu oluşturuyor…”(7)

Papaz Brunson” Kim?

ABD’nin ‘tutuklu din adamı’ dediği ancak Türkiye’de ajanlık faaliyetlerinden tutuklanan rahip Andrew Craig Brunson ve diğer ABD’li ajanların kendini hep din adamı ya da emekli iş adamı gibi tanıttığı ama Türkiye’ye gelmeden önce hepsinin ABD Özel Kuvvetleri ve Pentagon subayı oldukları ortaya çıktı. “Brunson rahip değil ABD askeri” diyen güvenlik ve terör uzmanı Coşkun Başbuğ, “Brunson, ABD’nin Türkiye’deki kara kutusu. Çözülürse Amerika’nın bütün kirli işleri ortaya çıkar” diye konuştu.

RAHİP KILIKLI ABD ASKERLERİ

Amerikalı Papaz Andrew Craig Brunson, İzmir’de 9 Aralık 2016’da tutuklandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Brunson için ‘Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ suçundan 15 yıl ve ‘Devletin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla temin etmek” suçundan 20 yıl olmak üzere toplamda 35 yıla kadar hapis cezası talep etti. Ardından mahkeme elektronik kelepçe ile evde tutukluk haline karar verdi.

Brunson dosyasını inceleyen Coşkun Başbuğ, papazın ABD Özel kuvvetlerindeki başarısı nedeniyle  CIA tarafından Türkiye’ye rahip kılığında gönderilmiş bir ajan olduğunu iddia etti.

Başbuğ, Brunson’ın yardımcısı pozisyonunda ve ilişki içinde olduğu çok sayıda Amerikalı’nın ajan olduğu iddiasıyla soruşturulduğuna ve hepsinin eski ABD askeri olduğuna dikkat çekti: “Hepsi tıpkı Brunson gibi eski askerdi. Kenneth C. Abney, emekli itfaiyeci olduğunu söyledi ama ABD Özel Kuvvetleri’nden emekli albay çıktı. Tıpkı Brunson gibi o da kendini Mormon Kilisesi adına Türkiye’de misyonerlik faaliyeti yürüten bir rahip olarak tanıtıyor ve 2011’de Türkiye’den ayrılıyor. Stewart Kirckpatrik ve eşi Elane önce kendisini muhasebeci olarak tanıtmıştı. Daha sonradan bu şahsın Amerikan Hava Kuvvetleri’nde ve Pentagon’da çalıştığı ve Vietnam’da gizli görevlerde yer aldığı ortaya çıktı. Aynı şekilde Laesli Pasket, Richard Lousli ve Charles Millet de kendilerini emekli iş adamı gibi tanıttı ama onlar da emekli ABD askeriydi. Steve Canfield ‘Diş doktoruyum’ dedi, o da emekli askerdi. Kim Fentonharris ‘öğretmenim’ dedi, eski ABD  Deniz Kuvvetleri mensubu olduğu ortaya çıktı.” (8)

“…Atatürk,3 Ocak 1921’de işçileri Bakanlığı’na gönderdiği yazıda şöyle diyor:

-‘Amerikalılar tarafından numune çiftliği vesair benzeri müesseseler husule getirilip buralarda kendi tabamızdan olan binlerce çocuğun Türk hükümetine karşı dostane olmayan ve sadıkane olmayan hissiyatla donanmış olarak yetişmelerine müsaade edemeyiz.’

Amerikan Board Teşkilatı, Amerika Birleşik Devletleri’nin dış ülkelere yönelik Protestan misyonerliği faaliyetlerini yürütmek için kurduğu bir örgüttür.

Board Teşkilatı’nın ilk temelleri 19. yüzyılın başında ABD’nin New England bölgesinde atılmıştır. Teşkilat Asya’daki ilk misyonunu 1819 yılında Filistin’de kurmuş 1821 yılında Misyoner Parsons Kudüs’ü ziyaret ederek çalışmalara başlamıştır.

Board Teşkilatı Osmanlı Devleti’ni kısa sürede bir ağ gibi sarmış, etkileri en çok 1839 Gülhane Hattı ve 1856 Islahat Fermanı ile ortaya çıkmıştır. Kurdukları okular, hastaneler ve yetimhaneler ile teşkilat Anadolu’nun her köşesine nüfuz etmiştir. Misyonerlerin faaliyetleri günümüzde de sürmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti varlığını sürdürmek ve gençlerini öz kültürleriyle yetiştirmek için misyonerlik faaliyetlerine karşı tutumunda Mustafa Kemal Atatürk’ün kararlığını göstermelidir.” (9)

Sonsöz :

Ülkesinin tam bağımsızlığı düşleyen her vatansever: Bir yılda en az 25 kitap okumak ve kazancının yüzde 20-25’ini, devletinin yatırımları için biriktirmek zorundadır.

Bu konuda bir mazeret, bir “ama” yoktur.

Ama’sı çok olanlar şunu iyi bilmelidir: Rekabetçi devletlerin kadar güçlü değilsen onların rekabetçisi değil,  sömürgesi olursun.

Açık ifadesi ile: yılda 25 kitap okumayanlar, ülkelerinin sömürge olmalarını (örtülü de olsa) kabul etmektedir.

www.canmehmet.com

Resim: Tarafımızdan hazırlanmıştır.

Kaynak ve açıklamalar:

(*)1)Ahaber, 31 Temmuz 2018. Çoşkun Başbuğ, Em. Albay, Terör ve Güvenlik Uzmanı (röportaj) 2)http://www.gazetevatan.com/papaz-brunson-un-gercek-kimligi-ortaya-cikti–1188217-gundem/

(**) Daha fazlası için bakınız: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/574508.aspx

(**) Rumeli Hisarı, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde Boğaziçi’nde bulunduğu semte adını veren hisar. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı’nın tam karşısına inşa ettirilmiştir. Burası boğazın en dar noktasıdır. Mekânda uzun yıllardır Rumeli Hisarı Konserleri düzenlenmektedir. Sarıyer, İstanbul’da bulunan Rumeli Hisarı, 30 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Anadolu Hisarı’nın karşısında İstanbul Boğazı’nın 600 metrelik en dar ve akıntılı kısmında inşa edilmiş bir hisardır. 90 gün gibi kısa bir sürede tamamlanan hisarın üç büyük kulesi, dünyanın en büyük kale burçlarına sahiptir. Rumeli Hisarı’nın adı Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir. (Vikipedi)

(1)Büyük Türkiye, Nurettin Topçu, İstanbul-1962, s. 48

(2)Robert Kolej’in Hikayesi,Cezmi Yurtsever, Expres Gazetesi (Adana), 06.05.2011

(3)İstihbarat tuzağındaki Türkiye-1, Tuna Serim, Tercüman Gazetesi, 01.06.2008

(4)Sola Kitakse, Engin Ardıç, Akşam Gazetesi, 17.12.2005

(5)Adalete Sesleniş, Mehmet Eymür, www.atin.org, 21/5/2010

(6) ROBERT KOLEJ’I KURAN MİSYONERİN ANILARI, Türkler Arasında, CYRUS HAMLIN (Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/robert-kolej-dosyasi-fatihin-hisar-taslarindan-tersine-fetih-icin-yapilan-bir-okulunun-hikayesi-1.html)

(7)Daha fazlası için bakınız: Cengiz Özbek. © Deutsche Welle Türkçe. 02.08.2018. https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyenin-kap%C4%B1s%C4%B1ndaki-yapt%C4%B1r%C4%B1m-tehditleri/a-44928758

(8)http://www.gazetevatan.com/papaz-brunson-un-gercek-kimligi-ortaya-cikti–1188217-gundem/ (gazetenin alıntı kaynağı: Star)

(9)Misyonerlik ve Amerikan Board Teşkilatı. Yrd. Doç. Dr. Özgür Yıldız. IQ KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK. https://www.kitapyurdu.com/kitap/misyonerlik-ve-amerikan-board-teskilati/138481.html

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*