Amerika ve Rusya sahada top çevirirken Çinliler bir kenarda neyi beklemektedir

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

çin blog resim

 

Çin Ortadoğu’da topa girmek için neyi beklemektedir? Armutların olgunlaşarak toprağa düşmesini mi? İyi bir stratejinin başarısı, doğru yapılmış bir zamanlama ile onu uygulayacakların yetenekleriyle doğru orantılıdır.

Ekonomik veya siyasi konuda savunduğunuz bir tezi, “Doğru-İsabetli” olarak değerlendirecek birçok iddia ile ortaya atabilirsiniz. Ancak, sizi her iki alanda sonuca götürecek olan, “Güç” olarak tanımlanan değerlerdir.

Bu noktada ve “Güç” tanımlamasında, “Kapitalist” sistem örnek olarak alınacak olursa ihtiyaç duyulacaklar:

Girişimci insanlar ve özgür ortamlar,

Ucuz hammadde/Emek,

Aç (iç ve özellikle dış) pazarlar’dır.

Bunların temin edilmesi yeterli değildir. “Sürdürülebilir” olabilmesi de gereklidir. Sizin an itibariyle içerisinde bulunduğunuz ekonomik büyüklüğe göre sayılan bu etkenler-gereçler de büyümelidir.

Ancak, kaynakların aynı tempoda büyümesi mümkün olmadığı için, bir süre sonra ekonominin büyümesi duracak, büzülecek ve bu oranda ülke ve ekonomi, duraklama-gerileme-dönüşme sürecine girecektir.

Sanayi Devrimi-Makineleşme ile bir ivme, rüzgâr yakalayan Batı’nın (Batı Avrupa ve ABD) geldiği durumun kaba özeti budur.

Çin Devleti ’de bu manada yukarıda (Kapitalist anlayıştaki bir büyüme için) geçerli kurallara göre büyümek durumundadır.

Büyümek için gerekli olanlar hatırlanırsa:

-Girişimci insanlar ve özgür ortamlar,

-Ucuz hammadde/emek,

-Aç (iç ve özellikle dış) pazarlar.

Şimdi bunları sorgulayalım.

Çin Devleti’nde, “Girişimci insanlar ve özgür ortamlar” bulunmakta mıdır? (Çok küçük çaplı da olsa hasbelkader Uzakdoğu’yu biraz tanıyor, iş yapıyor, bu nedenle bu konuda kişisel gözlemlerimiz de bulunmaktadır.)

Çinliler iyi tüccar milletlerdendir. Ve (kişisel gözlemlerimize göre) duruma göre dürüst insanlar’dır. “Duruma göre!” bir kenarda not olarak bulunmalıdır.

Çinliler, Tüccar oldukları kadar girişimci bir millettir.  Ancak, ülkede (her vatandaş için) Özgür ortamların olduğunu söyleyemeyiz.

Çin’in “Kapitalist anlayış”la bu büyümeyi sürdürebilmesi için gerekli olan en önemli bir ayak, “Özgür ortamlar” eksiktir.

Bu eksikliği ile Çin Devleti, ucuz hammadde-emek ve aç pazarlar ile büyüyecek, ancak, rekabetçilerini geçerek, Bir Numaralı koltuğa oturabilecek midir?

Bunlarla birlikte,  gelecekte bir devletin -tek başına- “Bir Numara” olması da mümkün müdür?

Çin, Amerika, Rusya ve Avrupa Birliği’nin uluslararası arenada top çevirirken neden bir kenarda  beklemektedir? “Saklan ve Sabret” stratejik oyununu mu oynamaktadır?

Veya Armutların (kimi devletlerin) zor durumları gereği olgunlaşarak toprağa düşmesini, kendisini yormadan onları ağaçlarına  gübre, (ekonomisine) sömürge olmasını mı hedeflemektedir?

Bu sorulara cevap vermeden günümüz dünyasına, küresel ekonomik gerçeklerine bir göz atılmalıdır.

Çin yakın bir gelecekte ABD’yi geride bırakıp dünyanın bir numaralı siyasal ve askeri gücü olabilecek mi?

-Akademi ve politika çevrelerinde çoğunluğun beklentisi Çin’in er ya da geç ABD’yi tahtından edeceği yönünde…Yakın bir gelecekte (Goldman Sachs baş ekonomisti Jim O’Neill’a göre 2027 yılında Amerikan ekonomisini de geride bırakacağı tahmin ediliyor.

-1978’de Çin nüfusunun % 84’ü fakirlik sınırının altında iken aynı oran günümüzde % 15 civarında seyrediyor. Büyümenin ana motoru bilindiği gibi düşük işçilik maliyetlerine dayalı üretim ve ihracat. 1978 yılında hemen hemen hiçbir ürününü ihraç edemeyen Çin’in 2010 yılındaki ihracatı 1,577 milyar doları buldu.

-Uluslararası ilişkiler teorisinin, özellikle de realist okulun, ana prensiplerinden biri ülkelerin ekonomik ve askeri güçleri arasında organik bir bağ olduğudur. Paul Kennedy’nin “Büyük Güçlerin Yükselişi ve Düşüşü” kitabında da gösterdiği üzere ancak ekonomik ve askeri güçleri arasında denge kurabilmiş olan devletler tarih sahnesinde uzun süre ön planda kalabilmişlerdir.

-Aynı prensipten yola çıkan pek çok analist Çin’in ekonomik büyümesini uzun vadede paralel bir askeri genişleme stratejisiyle desteklemesi olasılığının güçlü olduğuna dikkat çekiyor.

-Çin aynı zamanda uzun menzilli hava savunma sistemleri, elektronik savaş teknolojisi ve ileri hava muharebesi alanlarına yatırım yapıyor. Çin Hava  Kuvvetleri radara yakalanmayan J-20 savaş uçağının deneme uçuşunu Amerikan Savunma Bakanı Gates’in 2010 yılındaki Pekin gezisi sırasında düzenleyerek yeni askeri stratejisi hakkında açıkça sinyal vermişti. Pentagon ve Amerikan Dışişleri de bu gelişmeleri Çin hükümetinin “saklan ve sabret” stratejisinin sonuna gelmiş olabileceğinin ve yakın bir gelecekte çok daha aktif bir askeri politika izleyemeye başlayacağının işaretleri olarak değerlendiriyor.

-Bununla birlikte Çin’in dünyanın bir numaralı askeri ve siyasal süper gücü olmasının ancak bir zaman  meselesi olduğu yönündeki analizler bazı önemli faktörleri yeterince dikkate almadıkları için eksik ve yanıltıcı olmaktan  kurtulamıyor. Ekonomik dinamiklerin yanı sıra jeopolitik ve toplumsal faktörleri de içeren bir perspektiften bakıldığında Çin’i yolundan saptırması olası engeller var.

-Oysa ki tarihsel bir perspektiften değerlendirildiğinde devletlerin uluslararası planda başat konuma gelmeleri için genişlemeye açık bir jeopolitik konuma sahip olmaları hayatı önem  taşıyor. Roma, Osmanlı, Habsburg, ve İngiliz  imparatorluklarının jeopolitik konumlarının imparatorluk kurma sürecindeki rolü ortada. 19. yüzyıl boyunca Amerika kıtasının batısına doğru genişleyebilmesi ve nisbeten sorunsuz güney ve kuzey sınırları ABD’nin 20. yüzyılın başında dünyanın en büyük endüstriyel gücü haline gelmesinde en önemli rolü oynadı. Yakın geçmişteki bu örneklerle karşılaştırıldığında Çin’in benzer bir jeopolitik avantaja sahip olduğunu söylemek zor.

-Çin Ming Hanedanı döneminde, özellikle de 16. yüzyılın ikinci yarısında, benzer bir ekonomik büyüme sürecinden geçmiş ve döneminin en kalabalık sürekli ordusu ve en kuvvetli donanmasını kurmuştu. Ancak bu dönemde de jeopolitik konumunun elverişsizliği ve toplumsal çatışmalar Çin’in etki alanını yakın çevresinin ötesine taşıyıp global bir güç olmasına izin vermedi. Günümüz koşulları farklı da olsa benzer jeopolitik dinamikler Çin’in potansiyelini sınırlamaya devam ediyor..” (1)

Bunlarla beraber Çin rekabetçi devletleri gibi: Bilgi teknolojisi, robot teknolojisi, yüksek teknoloji içeren gemi-uçak yapımı teknolojileri, yeni nesil enerji kullanan araçlar”  Üretebilmekte midir? Açık ifadesi ile, Çin, İleri teknoloji üretimindeki uluslararası sıralamadaki yeri nerededir?

Yüksek ve ileri teknoloji üreten -Batılı-Doğulu- firmaların bunlara yüksek bir bedel ödeyerek ulaştıkları ve buluşlarını yüksek bedelle satmak zorunda oldukları bilinmektedir.

Bu firmaların yaşamaları için öncelikle “vatanseverlik duygular”a değil paraya ihtiyaçları vardır.

Rusların ve Yahudilerin, Nükleer-Yüksek  teknolojilere, ar-ge çalışmalarından dolayı değil, satın alarak ulaştıkları bir gerçektir. Aynı yol Çin ve diğer devletler için de geçerlidir.

Günümüzde “Bir Numara” olmak, Küresel sisteme entegre olmak,  ehlileşmekle mümkün olacağına göre, Büyük olmak, aynı zamanda düzenin bir parçası olmak anlamına da mı gelmektedir?

Peki, Çin’in hedeflediği böyle bir konum mudur?

-Her küresel güç kendi medeniyetini geliştirmeli ve yaymalıdır. Başkalarının izinden gidenler, “Belirleyiciler!” değil, sistemin, zincirin bir halkası olabilmektedir.

Bu noktada ve belirtilen anlayış doğrultusunda Almanya, Japonya, Brezilya, Hindistan sorgulanabilinir.

Toparlanırsa:

-Batı (ekonomik manada büyümesi sonlanmış) bitmiştir.

-Sizi ekonomik manada yükseltenler, aynı zamanda sizi batıranlar değerler’dir.

-Batı,  gelişmesini, refahını Sömürgelere borçludur. Bu nedenle bugün (gelişen) eski sömürgeleri onları batırmaktadır. (Amerika, İngiltere’nin eski sömürgesidir)

Çin neyi beklemektedir?

-Almanya’nın yanına Rusya’yı alarak, Amerika ile (ekonomik manada) kapışmayı mı?

-Peki, Amerika, Almanya (Avrupa Birliği) ile kapışır mı?

-İngiltere’nin geldiği yere bakarsak bu mümkün gözükmektedir. Değilse, (Avrupa parçalanmaz, parsellenerek özümsenmezse) Amerika, besinsizlikten Avrupa Birliği’nden önce dağılacaktır.

Sonsöz:

-Büyümeniz durmuşsa, sonraki durağınız; büzülme, küçülme ve kurumadır.  Gelişmiş Batı’nın (Batı Avrupa ve ABD) ekonomik büyümesi durmuştur.

Ya büyümek için yeni bir kaynak bulunmalıdır, ya da dağılma, dönüşme şimdiden sindirilmelidir.

www.canmehmet.com

Resim: http://www.backpacker.com/survival/bears/ sitesinden alınmıştır.

(1) Daha fazlası için bakınız: http://www.bilgesam.org/incele/844/-cin’in-yukselisini-yeniden-dusunmek/#.V4M-3zVPyLU

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*