Amerika ve İngiltere’nin kalıcı çözümü, Büyük Devlet’i Tatar Devletçiği ’ne dönüştürmek miydi (9)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Devletlerin yaşamı, dört mevsim misalidir.  (Yaz, sonbahar, Kış ve İlkbahar) Zorluklar pekiştirmeli, çözmemelidir.

Devletlerin yaşamı, dört mevsim misalidir. (Yaz, sonbahar, Kış ve İlkbahar) Zorluklar, yenilgiler kararlı, inanmış insanları, milletleri birbirlerine  kenetler, kaynatır ve pekiştirir.

Aşağıda dört büyük kırılma noktası ile, üç Kıta’da hükümran olan bir Dünya Devleti’nin Ulus Devlet’e (*) dönüştürülmesinin kısa hikayesi verilmektedir.

Bir Dünya Devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kırılma noktası Küçük Kaynarca Antlaşması’dır. (1774) Ruslarla yapılan bu antlaşmayla Osmanlı İmparatorluğu Dünya üzerindeki üç büyük devletten biri olma özelliğini kaybetmiştir.

İkinci Kırılma Noktası Yaş Antlaşması. (1792) Bu antlaşmayla gerileme dönemi sona ermiş ve dağılma devri başlamıştır.

Üçüncü Kırılma Noktası Mondros Antlaşması. (30 Ekim 1918), Devleti bir oyun ve oldubitti ile Birinci Dünya Savaşı’na sokan İttihat Terakki liderleri, uğranılan ağır yenilgi sonucu (Enver, Talat ve Cemal Paşalar) Bir Alman denizaltısı ile kaçmalarına rağmen, geride bıraktıkları arkadaşları üzerinden, Cemiyet olarak kurdukları düzenle (gizli) iktidarlarını sürdürürler. Gerçeğinde Osmanlı Hanedanlığı’nın fiili hakimiyeti, 27 Nisan 1909 Tarihinde, 2.Abdülhamid’in azli ile sonlandırılmıştır. Sonrası,(1909-1924 dönemi) Hanedanlığı itibarsızlaştırmak ve hilafet kurumu kaldırmak için yıpratma ve zaman kazanma sürecidir.

Mondros Antlaşması, (İttihat Terakki Cemiyeti’nin arka planda kalarak) Harbiye Nazırı Rauf (Orbay) Bey’e imzalattığı anlaşmadır. Bu antlaşma, Osmanlı Devleti’nin (İngiltere’nin önüne imza için uzattığı) kayıtsız, şartsız teslim belgesidir. İlginçtir, Bu antlaşmayı tek başına imzalayan (kabul eden) Rauf (Orbay) Bey, Yeni Kurulan Devlet’in, 3.cü sıradaki başbakanıdır.

Buraya not düşmekle birlikte, İstiklal Savaşı sonunda imzalanan Mudanya Mütarekesi’ni, (11 Ekim 1922) bir kırılma noktası olarak değerlendirmiyoruz.  Çünkü İngilizlerin bir kuklası olarak Anadolu’yu (vaat-yardım karşılığında İngilizlerin işgallerinden yaklaşık 6 ay sonra ) işgal eden Yunanlıların, gerçeğinde ne Anadolu’yu işgal yetenekleri, ne de askeri-mali  imkanları vardır.

İngilizler (Yunanlılara yaptırdıkları bu dolaylı)  işgalle, bir taraftan Osmanlılara (Çanakkale ve benzerlerindeki kayıpları için) ceza vermek, diğer taraftan,  Milliyetçi Türk Hükümeti’ne Lozan’daki imzalatacakları  (Mondros’da olduğu gibi imza için önlerine koyacakları) antlaşma metninde pazarlık gücünü sıfırlamaktır.

Dışarıdan Yunanlılarla-Milliyetçi Türk Hükümeti arasında imzalanan bir antlaşma olarak görülse de, imza sahibi, belirleyici olan Yunanlıların efendileri İngilizlerdir.

Dördüncü Kırılma Noktası, Lozan Barış Antlaşması. (24 Temmuz 1923) 1774’de yapılan Küçük Kaynarca Antlaşması ile, Dünya üzerindeki üç büyük devletten biri olma özelliğini kaybeden Osmanlı İmparatorluğu, 24 Temmuz 1923 Tarihinde yapılan Lozan antlaşması ile fiilen tarihin tozlu raflarındaki yerini almıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık (ve diğer galip devletler) temsilcileri tarafından imzalanan Lozan Anlaşmasıyla, ( 8 Ocak 1918 tarihli Wilson İlkeleri 12.madde doğrultusunda) TC resmen tanınmış oldu, sınırları belirlendi ve devletin varlığı tescil edilmiştir. 

İngilizler, 24 Temmuz 1923’de Lozan’da bir anlaşma yapmalarına rağmen Türkiye’den 1936 yılında (13 yıl daha fiili işgallerini sürdürerek) ayrılmışlardır.

Tüm kavga gürültünün arkasında;

-Türklerin Anadolu-Avrupaya (Bir Müslüman olarak) ayak basması,

-Osmanlının (Müslüman Türklerin) İstanbul ve Atina’yı fethetmesi,

-Müslümanların Akdeniz ve Karadeniz’i bir göl haline getirmesi,

-Müslümanların Balkanlardaki Hıristiyan Milletleri (adaletle) yönetmesi,

-Güçsüz milletleri sömürtmemesi, vardır.

Ve Lozan Antlaşması nedir?

İngiliz kralın ifadesi ile,

– “Şark Meselesi” kapsamında bir çağın (1453 Fethi’nin) kapanmasıdır.

Devam edecek…

Son bölüm, diğer bölümlerin kısa bir özeti olacaktır.

Resim;http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=61&p=4842461

Açıklamalar;

(*) Ulus devlet, meşruiyetini (Hukuka uygunluk-Kabul edilebilirlik) bir ulusun belli bir coğrafi sınır içindeki egemenliğinden alan devlet şeklidir. Devlet politik ve jeopolitik bir varlık, ulus ise kültürel ve/veya etnik bir varlıktır. Ulus devlet modelinde, devleti oluşturan tüm vatandaşların ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak değerleri paylaşması esastır.

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*