Amerika-Avrupa Satrancında İsrail ve İran piyon! Kennedy (*) “Şah ve Mat” mıdır?

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Shakespeare (Şekspir), “Bütün dünler bugünü aydınlatan fenerlerdir.”

Shakespeare (Şekspir), “Bütün dünler bugünü aydınlatan fenerlerdir.”

 

Tarih bir Okyanus misalidir. Sahilden baktığınızda üzerindeki gemiyi, içine girdiğinizde çok farklı bir dünyayı görürsünüz. Benzer anlayışla Shakespeare (Şekspir), “Bütün dünler bugünü aydınlatan fenerlerdir.” Demiştir.

Bugünü anlamak için önce dünü ve orada yaşananları öğrenmek…

Paris’in, “Devrimci hareketlerin esin ve kontrol kaynağı” olduğunun ilk farkına varanların başında, Rus Çar’ı I. Nikola (1795-1855) gelmektedir.

“…Çağdaşlarının çoğu gibi Çar da, Paris’te Avrupa’daki bütün devrimci hareketlere esin kaynağı olan ve devrimci hareketleri kontrol eden merkezî bir örgüt olduğuna inanıyordu…” (1)

Bu tespitin üzerinden;

-Devrimci “Jön Türkler”in, 4 Şubat 1902’de Paris’te gerçekleştirdikleri, 1. Jön Türk Kongresi’nin, 73;

-Humeyni’nin, 1979 Yılında Paris’ten hareket ederek gerçekleştirdiği “İran Şii İslam Devrimi”nden 150 yıl geçmiştir.

Bu sonuçlarla Paris;“Paris, Bilim, Sanat ve Aşk yuvasıdır!” iddiasına, “Paris, Devrimlerin beşiğidir!” Unvanını da almayı hak etmektedir!

İran ve İsrail Nükleer Programlarına hangi olaylar ve kimlerin desteği ile başlamıştır?

-Amerika’nın İran’a nükleer destek için görünür nedeni; 1950’li yıllar “Soğuk Savaş” (**) yıllarıdır. Amerika Rusya’ya karşı bir denge olabilmesi için “Nükleer Teknoloji” konusunda bir destek programı başlatır. ABD liderliğindeki Batının İran’a nükleer destek için görünmeyen nedeni;  “Sünni-Şii meselesi” için bakınız; http://www.canmehmet.com/sah-ismail-yavuzu-engellemeseydi-bugun-londra-ve-viyanada-ezan-oksfortta-kuran-okunacakti-2.html

-Fransa’nın (Aslında Batı’nın) İsrail’e nükleer destek için görünür nedeni; İsrail 1948’de –Batı tarafından kurdurulduğunda-  kurulduğunda bütün Arap Dünyası İsrail’e karşıdır. İsrail, “kendini korumak, kurulan devleti güvenceye almak ve caydırıcı unsur olabilmesi” için 1952’de Fransa’nın gizli yardımı ile önce “bir Nükleer reaktör kurar ve 1980’lerde (!) silahlarına sahip olur.”

İsrail’de 1986 yılında 80 ile 100 arasında atom bombası olduğu ortaya çıktı” (***)

Bu noktada ilginç bir iddia vardır; ABD’nin bir suikastla öldürülen başkanı Kennedy, 1961 yılında İsrail’i, “Atom Bombası yapma” diye uyardığı belirtilir. Bundan 2 yıl sonra da 1963’te başkan öldürülür.

“..Mordehay Vanunu isimli İsrailli bir nükleer tesis işçisi, yaptığı açıklamada “Amerikalı denetçiler tesislere geldiğinde silahlar özel yapım duvarlara saklandı” demiştir.  Bu açıklama üzerine büyük tehditler alan Vanunu bir daha bu konu hakkında açıklama yapmamıştır. Bununla birlikte Kennedy suikasti sorumlusunun bir İsrail milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu işin arkasında Mossad’ın olabileceği şüphelerini artırmaktadır…” Devamı için lütfen aşağıdaki dip nota bakınız; (****)

İsrail ve İran birbirlerine düşman mıdır?

Müslüman Irak’ın lideri Saddam ile yıllarca savaşan İran’ın İsrail ile bir çatışmasını bilen var mıdır?

Veya

İran gizli olarak bugün Suriye ve Yemen’de Müslümanlarla (Suudilerle) savaşmakta değil midir?

Veya…

İsrail, bugün  “Suudi Arabistan ve Mısır ile bir sorun yaşıyor!” diyebilir miyiz?

İsrail ve İran’ın (görünürdeki) söz ile yaptıkları kavganın arkasında, her iki devlet yönetiminin de halklarını bu (sanal) tehditler üzerinden rahatça idare edebilmekte olduğu; İran’ın batının ambargosu nedeni ile bunalmış halkının bu – düşmanlıklarla – isyan etmesini önlemekte değil midir?

‘İran İslam Şii Devrimi’ni gerçekleştirilen Humeyni ile İsrail’in Nükleer Reaktörü Paris’ten gelmiş olması ilginç değil midir?

Birine, Lider!

Birine Bomba!

Aslında ikisi de bomba! Ancak Kimlere? Matruşka misali değil mi? Oyun içinde oyun!

Bu durumda Paris, “Aşk Yuvası, Devrimci beşiği, Bomba merkezi” mi olmaktadır?

Flaş.. Flaş… Flaş!

“Charlie Hebdo saldırısı, 7 Ocak 2015 tarihinde, üç adet maskeli ve silahlı kişinin Fransızca yayın yapan hiciv dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki ofisine yaptığı saldırıda, Charlie Hebdo çalışanları ve iki polis memuru olmak üzere 12 kişi hayatını kaybetmiş, 11 kişi yaralanmıştır.”

Amerika, 1950’de İran’a verdiği Nükleer Desteğinin (sonucunu önceden hesap edememiş olmalı ki!)  bugünlerde İran ile masaya oturmaktadır. İstenenler;

-“İran’ın nükleer çalışmalarını denetlemeye açmalı,

-Zenginleştirilmiş uranyum miktarını düşürmeli..”

Peki,

İsrail’in nükleer çalışmaları için böyle bir denetim, kontrol talebi var mıdır?

-İsrail, bu konulardaki hiçbir –Nükleer silahların tedariki-  anlaşmasını tanımamaktadır,

-İsrail, uluslararası -nükleer denetim- şartlarına uymamaktadır,

-İsrail, “Uluslararası Atom Enerji Komisyonu ile (koordineli) çalışmamaktadır.

-İsrail, hiçbir anlaşmaya taraf değildir.

-İsrail ve Batı, İran için Dünya kamuoyunu (sahip oldukları medya üzerinden) ayaklandırırken, Kendisinde olan silahları ne açıklamakta ne de denetime açmaktadır.

Sonsöz;

Dünya üzerinde yaklaşık  500 (beşyüz) Nükleer Enerji santrali vardır. Bunlardan bir tanesi Müslüman Pakistan’dadır.

-Dünya üzerinde onbinlerce nükleer füze ve silah sistemleri vardır. İhtimaldir ki, gelişmiş sistemlerden, Müslümanların elinde bir tane dahi yoktur. Olmasına da  (parası ile dahi) izin verilmemektedir.

Sonra….

–“Efem… Müslümanlar teröristtir, dünyamız, çevremiz için tehdittir…”

“Efem… Türkiye çevresine saygı duymalı, Nükleer teknolojiye geçmemelidir…”

-Neden?

-“Biz balığın, beyinsiz ve kılçıksız olanını severiz de ondan akıllım!”


www.canmehmet.com

Kaynaklar;

(1)Matthew Smith Anderson, “DOĞU SORUNU” 1774-1923, Uluslararası İlişkiler Üzerine Bir İnceleme, sahife,80 (dip not;105) (Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/buyuk-kurdistan-demek-musluman-yahudi-savasina-arap-ve-kurtleri-de-dahil-etmektir-3.html

Açıklamalar;

(*)Başkan John Fitzgerald Kennedy, ABD’nin otuz beşinci başkanı John Fitzgerald Kennedy, 22 Kasım 1963 cuma günü saat 12.30’da Dallas’da öldürüldü.

Kennedy, 22 Kasım 1963 cuma günü, yerel saat ile 12.30’da eşiyle birlikte açık bir araba içinde Dallas’ta bir konvoyun arasında ilerlerken ateş açıldı. Ensesinden ve başından iki kurşun alan Kennedy, Hastaneye götürülürken yolda öldü.

Aynı gün, cinayetin sorumlusu olarak yakalanan 24 yaşındaki Dallaslı Lee Harvey Oswald iki gün sonra bir gece kulübünün sahibi olan Jack Ruby tarafından Dallas polis müdürlüğünün önünde öldürüldü.

ABD’nin o zamanki başkan yardımcısı olan Lyndon B. Johnson, yemin ederek Kennedy’nin yerine 36. başkan olarak göreve başladı. Kennedy’ye yapılan bu suikastin arkasında İsrail olduğu iddiaları vardır.

Bunun nedeni ise Kennedy’nin İsrail’in nükleer programına karşı çıkmasıdır.

Mordehay Vanunu isimli İsrailli bir nükleer tesis işçisi, yaptığı açıklamada “Amerikalı denetçiler tesislere geldiğinde silahlar özel yapım duvarlara saklandı” demiştir.

Bu açıklama üzerine büyük tehditler alan Vanunu bir daha bu konu hakkında açıklama yapmamıştır.

Bununla birlikte Kennedy suikasti sorumlusunun bir İsrail milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu işin arkasında Mossad’ın olabileceği şüphelerini artırmaktadır.

Çünkü Kennedy’nin İsrail’in nükleer programını eleştirmesi ve ona destek çıkmaması bu suikastin başlangıç noktası olabilir.

Doğaldır ki bütün bunlar kanıtlanamamış varsayımlardan ibarettir.

Bir diğer iddia da bölge savcısı Jim Garrison’ın ortaya attığı Pentagon,FBI,CIA ve Gizli Operasyonlar birimlerinin ortak bir suikast planladığıdır.[kaynak belirtilmeli] Jim Garrison suikast ile birlikte başkan yardımcısının göreve atanması sebebi ile hükümete gizli bir darbe yapıldığını iddia etmiştir. (Kennedy konusunda Vikipedi’den yararlanılmıştır.) http://tr.wikipedia.org/wiki/John_F._Kennedy_suikasti

(**) Soğuk Savaş; “ABD liderliğinde Batı Bloku ile Sovyetler Birliği’nin liderliğinde Doğu Bloku ülkeleri arasında 1947’den 1991’e kadar devam etmiş olan uluslararası siyasi ve askeri gerginliktir.”

(***) Dr. Nejat TARAKÇI, Jeopolitikçi ve Stratejist, 13 nisan 2015,  “TRT Radyo 1” sabah kuşağında “Gündem”  Saat; 08. 20

(****) Mordehay Vanunu Kimdir?

http://www.sabah.com.tr/pazar/guncel/2010/06/13/barisin_kisilan_sesi_mordehay_vanunu

“İsrail’in gizli nükleer silah programını deşifre eden Vanunu, bunun bedelini ağır bir şekilde ödedi: 18 yıl hapis. ‘Serbest’ kaldıktan sonra her bahaneyle hapse atılan barış aktivistlerinin ‘kahraman’ı Vanunu, hâlâ birçok özgürlüğünden yoksun. Dünyanın önde gelen istihbarat birimleri 1960’lardan itibaren, İsrail’in nükleer silah ürettiğini tahmin ediyordu. Fakat İsrail hükümeti, iddiaları ne kabul ediyor ne de tamamen reddediyordu. Nükleer silah programı çok sonradan, 1986 yılında öğrenildi. The Sunday Times, 5 Ekim 1986 tarihinde ‘İsrail’in nükleer cephanesinin sırları açığa çıktı’ manşetiyle çıktı. Haber şöyle devam ediyordu:

“Atom teknisyeni Mordehay Vanunu, silah üretiminin sırlarını ifşa etti.”…
‘BAL TUZAĞI’YLA YAKALANDI
Vanunu’nun teknisyenlik macerası dokuz yıl sürdü, 1985’te işine son verildi. Aldığı 7 bin 500 dolarlık tazminatla, Nepal’e, Burma’ya ve Tayland’a gitti… Anglikan Kilisesi’nde rahip John McKnight ile tanıştı ve Hıristiyan olmaya karar verdi. 1986’da vaftiz edildi ve John Crossman adını aldı. Kilise ile bağlarının kuvvetlenmesi, Vanunu’nun hayatını değiştirdi. Barış üzerine yapılan bir konuşmada Dimona’dan bahsetti. Söyledikleri yerel bir muhabir olan Oscar Guerrero’nun dikkatini çekti. Guerrero, Vanunu’yu bildiklerini anlatması yönünde ikna etti. Ama Avustralya basını haberle ilgilenmedi. Guerrero’nun girişimleriyle İngiliz The Sunday Times, Avustralya’ya muhabir Peter Hounam’u yolladı. Vanunu, Hounam ile birlikte İngiltere’ye gitti. Nükleer alanda uzman bilimcilerle görüştü ve bildiklerini anlattı. The Sunday Times’ın yayını gecikince, haber dışarı sızdı…

…Vanunu’ya kendini, Cindy adında bir Amerikalı turist olarak tanıtan MOSSAD ajanı, Vanunu’yu Roma tatiline çıkmaya ikna etti. İsrail’in operasyonu için engel kalmamıştı. Vanunu, 30 Eylül 1986’da Roma’da yakalandı, bayıltıldı ve bir yatla İsrail’e kaçırıldı.

‘İSRAİL MEDYASI, İSRAİL DEMOKRASİSİ UTAN!’
Vanunu hapis kararına şu sözlerle tepki gösterdi: “İfade özgürlüğüm yok. İfade özgürlüğüm olmadığı için de üç aylığına hapse giriyorum. Utan İsrail. Gerçekleri söylediğim için 24 yıl aradan sonra beni yeniden hapse koyacağın için utan MOSSAD. Utan İsrail medyası. Utan İsrail demokrasisi. Tam 2 bin yıldır en temel hakkın ifade özgürlüğü olduğunu öğrenemediğin için utan.” Vanunu’ya uygulanan kısıtlamalar İsrail basınında da eleştirildi. İsrail gazetesi Haaretz, Vanunu’ya yapılanları ‘benzeri görülmemiş bir uygulama ve kabul görmüş hukuki normların çarptırılması’ olarak niteledi. Vanunu davası, İsrail’in nükleer konumu açığa çıkmadıkça gizemini koruyacak. Vanunu da az bilinen ve az tanınan bir insan hakları mahkûmu olma özelliğini koruyacak. Daha fazlası için bakınız; http://www.sabah.com.tr/pazar/guncel/2010/06/13/barisin_kisilan_sesi_mordehay_vanunu

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Çok açıklayıcı bir yazı. İnsanları sorgulamaya ve düşünmeye itekliyor.

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*