Âleme şenlik medyamız, Hükümetten emir almayan ordumuz ve gülünecek halimiz(6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

"Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için...Yakalanırsak birbirimizi tanımıyoruz..."

Madanoğlu Paşa; “Devlet biziz oğlum, biz hükümetten emir almayız.” Kimden alırsınız? “Devletten alırız.” Devlet kim? “Devlet biziz oğlum!”

“27 Mayıs’ın önde gelen isimlerinden biri Cemal Madanoğlu. Bir ihtilalle yetinmeyip bir de 9 Mart 1970’de ikinci darbesini gerçekleştirmek için mücadele verenlerden. Darbecilik denilince çok önemli bir deneyim.(1)

-Paşa, “Devlet biziz oğlum!.” anlayışı ile düşünürken,

-“Egemenlik kayıtsız şartsız milletin…” Değil midir?

-O nerede yazıyor?

Anayasada..

-Yazınca milletin mi oluyor?

-Olmuyor mu?

Nereden Nereye…

Skytürk TV’de, 29 Nisan 2007, saat: 11.00, Yalçın Küçük anlatmaktadır;

-“Muhtıranın verildiği 28 Nisan günü önemli bir tarihtir.

-“28 Nisan 1960’ta yani 27 Mayıs müdahalesinden bir ay önce İstanbul’da ve Ankara’da üniversite gençliği harekete geçmişti.

-Darbeyi hazırlayan bu yürüyüş ve gösterilerdi.

-Ben de aralarındaydım.

-Daha kimler vardı: Sabih Kanadoğlu, A. Necdet Sezer, Deniz Baykal..” (2)

Sayın Sabih Kanadoğlu,  21 Ocak 2001 tarihinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçilmiştir.

**

Saf oğlu, eve gelen, gidenlerin sayısı artınca annesine sorar;

Anne! Benim babam yok mu?

-Ah… Oğlum Ah!

-Ali ile Veli,

-Üçte Onun evveli,

-Recep, Şaban Ramazan,

-Bir de mezarda yatan!

-Ah benim safça oğlum ! Anan koca mı gördü?

Bakalım Yüce Türk Milleti ömründe hiç darbe görmüş mü?

Rengi en açık olanından, 27 Nisan gece “on-line” (*) darbe olanından başlayalım;

27 Nisan Bildirisi (veya kimine göre muhtıra) bir darbe midir?

27 Nisan 2007 Genelkurmay Başkanlığının Basın Açıklaması (Muhtıra) Özetle;

– “Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir…  Devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır…

Özetle, …Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Ve…

Genelkurmayın bildirisine-Muhtırasına karşı (İlk kez bir) hükümet cevap vermektedir.

“…Öncelikle söylemek isteriz ki, başbakana bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığının herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez.

…Bu metnin basın yayın organlarına verilmesi ve Genelkurmay’ın internet sitesinde yayınlanmasındaki zamanlama manidardır. Öncelikle, devletimizin yüce makamı olan cumhurbaşkanlığına 11. cumhurbaşkanını seçme sürecinde böyle bir metnin, hem de geceyarısı ortaya çıkması son derece dikkat çekicidir.

…Herkes şunu açıkça bilmelidir ki, hükümetimiz, devletimizin Anayasa’nın 1,2 ve 3. maddelerindeki temel ve vazgeçilmez ortak değerleri, ülkemizin birlik ve bütünlüğü, milletimizin saygınlığı, türkiye’nin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olma niteliği konusunda herkesten daha fazla taraftır ve hassastır.

…Türkiye’nin uluslararası toplumda itibarını zedeleyen, çağdaş dünyadaki konumumuza zarar veren, Türk ekonomisinin istikrarını tehdit eden, demokrasiye aykırı ve Türk milletinin vicdanında yara açan davranışlardan tüm sorumluluk sahiplerinin kaçınması gereklidir…”

Ve Kimilerine göre Birinci Kuvvet Medya’nın yaşananlar karşısında aldığı tavır…

Türk ulusal basın internet sitelerinde konuya ilişkin ilk haber başlıkları:

Hürriyet: Genelkurmay’dan çok sert açıklama

-Milliyet: Genelkurmay’dan çok sert açıklama

-Sabah: Genelkurmay’dan gece yarısı bildirisi

-Vatan: TSK’dan muhtıra gibi açıklama

-Star: Genelkurmay’dan açıklama

-Yeni Şafak: Genelkurmay geceyarısı açıklama yaptı

-Zaman: Genelkurmay’dan laiklik açıklaması

Şimdi de Muhtıra sonrası, siyasetçi ve yazarlar tarafından yapılan yorumlar;

CHP Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek (Muhtıranın yayınlanmasından hemen sonra NTV’ye telefonla bağlanarak): “Tabi bu bir muhtıradır. Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”

CHP Genel başkan Yardımcısı Onur Öymen (Muhtıradan bir gün sonraki açıklaması): “Genelkurmay’ın tesbitleri bizim tesbitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Türkiye’yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.”

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (Muhtıradan sonra verdiği ilk röportajında): “Bu tablonun değişeceğini meydanlar gösterdi. Müdahaleye uğrayan yönetimlere halk sahip çıkmadı. Halkımız devlet organlarıyla çatışanlara sahip çıkmaz. Bu ortamda mağduriyet yok dayatma var. Anayasa Mahkemesi 367 kararını onaylamazsa ülke çatışmaya gider.”

CHP Genel Sekreteri Önder Sav (Muhtıranın ardından Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 367 kararından sonra): “Gözümüz aydın, Türkiye’nin gözü aydın.”

Nur Serter (Muhtıradan bir gün sonra Çağlayan’daki Cumhuriyet Mitingi’nde yaptığı konuşma): Genelkurmay Başkanı’na “memur” diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa. Türk ordusu, 27 Nisan’da bizim sesimizi duymuş, bizim sesimize sahip çıkmış, demokrasiye sahip çıkmıştır. 27 Nisan’da Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek iradesine sahip çıkmıştır.

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ: “AKP toplumda git gide artan ve TÜSİAD’ın da paylaştığı laik rejimi koruma kaygısını yeterince dikkate almıyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasıyla yaratılan fiili durum demokratik teamüllere uygun değil. Laikliği ve demokrasiyi korumak için bir an önce genel seçimlere gidilmeli.”

-Oktay Ekşi (Hürriyet):“Bu adı konmamış bir muhtıradır. Genelkurmay Başkanı’nın sözleri gayet açık, eğer demokrasinin kavram ve kuramlarını kullanarak bu cumhuriyetin laik karakterini tahrip etmek onu yıkmak istiyorsanız biz buna müsaade etmeyiz diyor.”

-Tufan Türenç (Hürriyet):“Tabi ki bu bir muhtıradır. Bu muhtıranın özü AKP’nin çıkardığı cumhurbaşkanı adayına Türk Silahlı Kuvvetlerin karşı olduğunu açıklıyor.”

Ertuğrul Özkök (Hürriyet): “Demokrasi kaygısıyla, sadece askeri eleştirmek, ne adil, ne yararlı, ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.”

-Yılmaz Özdil (Sabah): “Hâlâ deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.”

-Hıncal Uluç: “Ordu sonuna kadar bekledi.. Gerekli uyarıları en demokratik şekilde yaparak, “Sözde değil, özde” diyerek bekledi.”

Ural Akbulut (Eski ODTÜ rektörü): “Bu ikinci 28 Şubat’tır TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”

İsmail Küçükkaya (Akşam): “Sürecin kötü yönetilmesiyle ‘kaçan fırsatı’ ve ‘Genelkurmay’ın çok sert açıklamasıyla yeni olanağı’ görelim.”

Ece Temelkuran (Milliyet): “Genelkurmay’ın açıklamasıyla mitinglerin daha da coşmuş olması bu mitingleri otomatik olarak militarist yapmaz.”

Fikret Bila (Milliyet): “TSK, türbanın ve temsil ettiği zihniyetin Çankaya’ya çıkmasına karşı ilkesel bir duruş sergilemiştir. “

Ahmet Hakan (Hürriyet): “’Muhtıraya karşıyız’ diyeceğiz ve ötesini söyleyemeyecek miyiz? Ben ötesini de söylerim arkadaş.”

-Nuray Mert (Radikal):“Şimdi Genelkurmay bildirisini öne çıkarıp, bu fetihçi zihniyetin arkasında durmak istemiyorum.”

Erdal Şafak (Sabah): “Rehn beyefendi son olarak Genelkurmay Başkanlığı’nın ‘emuhtıra’sı için esip gürledi… Ama Batı basınında da özellikle son dönemde ısrarla vurgulanan ‘Türkiye’nin laik kurumlarının altının oyulması’ girişimleri için ‘Not ediyoruz’ demekle yetindi.”

Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç: “Kamuoyuna bilgi veriliyor ve bunların gereği yapılmazsa istenmeyen şeylerin olabileceği mesajı verilmek isteniyor.”

Tepkiler

Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, TSK’nın demokratik laikliğe ve demokratik değerlere saygı gösterdiğini ispatlaması için seçim sürecine karışmamasının gerektiğini söyledi.

Dönemin ABD Dışişleri bakanı Condoleezza Rice: “ABD Türkiye’nin demokrasi ve anayasal gelişim sürecini, dolayısıyla seçimle işbaşına gelenleri tam destekliyor.

Türkiye’deki yazarlardan açıklamaya karşı çeşitli yorumlar

Star gazetesi yazarlarından Mehmet Altan “‘internet muhtırası’ doğrudan demokrasiye bir müdahaledir”

Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal konuyla ilgili “Hayır!” başlıklı yazısında askerî müdahalelerin toplumsal düzen ve gelişime zarar verdiği yorumunda bulundu

Radikal gazetesinden İsmet Berkan, bildirinin bir askeri darbe uyarısı olduğu yorumunu yaparak, geleceği haber verilen bu darbeden kurtulmak için alınması gerektiğine inandığı tedbirleri yazdı.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi genel başkanı Ufuk Uras ise “Muhtıraya Hayır! Sözde Değil, Özde Demokrasi İstiyoruz” başlıklı bir basın açıklamasında bulunarak Genelkurmay Açıklaması’nı eleştirdi

-Bülent Arınç, bildirinin yayınlanmasından 4 yıl sonra katıldığı bir toplantıda yaptığı bir değerlendirmede; “Sakın ha! Cumhurbaşkanını seçmeyin anlamında. Bize aba altından sopa gösteriyor. Kime, hükümete. Kime, Meclise. Hiçbir demokraside böyle bir müdahaleyi kabul etmek mümkün değil. Ama zannettiler ki ben böyle yazar, korkutursam onlar teslim olurlar. ‘Hazır ol’ denildiği zaman hep baş üstüne diyen sivil iktidarla karşılaştı onlar” şeklinde demeç vererek, bildirinin müdahale niteliğinde olduğunu ifade etmiştir…” (3)

-Okuyanlardan küçük bir ricamız var,

-Yalçın Küçük’ün Skytürk TV’de, 29 Nisan 2007, saat: 11.00’de anlattıklarını tekrar okuyabilir misiniz?

-Okudunuz mu?

-Güzel…

-Sayın A. Necdet Sezer, Sayın Deniz Baykal, Sayın Sabih Kanadoğlu’nu gördünüz…

-Anayasa Mahkemesi başkanlığı…

-CHP genel başkanlığı…

-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı…

-Cumhurbaşkanlığı…

Ve 27 Mayıs 1960…

(*) “On-line muhtıra ” ifadesi, Gazeteci-Yazar Serdar Turgut’a aittir.

Resim;Erdil Yaşaroğlu komikaze.net.  http://www.karikaturdiyari.com/uc-silahsorler.html

Kaynakça;

(1)Yeni Şafak, Bugün 24.02.2010 “Biz hükümetten emir almayız” diyor Madanoğlu. Muhatabı, “peki siz kimden emir alırsınız” diye soruyor. “Biz devletten emir alırız oğlum” diyor. Bu kez, “Peki devlet kim” sorusu geliyor. Cevap çok manidar: “Devlet biziz oğlum” diyor Madanoğlu. (Örs ve Çekiç, Akbabanın üç günü)

(2) Ali Bulaç, “Postmodem Muhtıra” Zaman, 30.04.2007 (Alıntı kaynağı; Örs ve Çekiç, Akbabanın üç günü )

(3) Medya ile ilgili alıntılar için Vikipedi’deki konu ile ilgili yayınlardan yararlanılmıştır.

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*