Açık düşünce/Açık toplum serisi; Kurtuluş ve Çanakkale Savaşları gerçeği (1)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
İnsanlara neler yapması, nasıl düşünmesi gerektiğini söylemeyiniz. Sadece uyardığınız konulara  işaret ediniz.

İnsanlara neler yapması, nasıl düşünmesi gerektiğini söylemeyiniz. Sadece uyardığınız konulara işaret ediniz.

 

Gelişmeyi ve refahı hep farklı yerlerde aramışız. Batı’nın kalkınmasının temelini; “Okuma, Anlama ve Yorumlama” anlayışı üzerine kurduğunu fark edememiş veya etmezden gelmişiz. Öğretmene, “Eti senin kemiği benim!” Derken, öğretmenlerimizin; “Et bekleyen birer kasap!” değil, öğrenme kabiliyetine sahip birer beyin beklediklerini hatırlayamamışız.

Ve hala günde saatlerce televizyon izleyerek, okumadan kendimizi asla geliştiremeyeceğimiz ilkesini uygulayamamış olmamız nedeniyle, bugünde maalesef dünden pek  farklı bir yerde durmadığımız gerçeği karşımızda bize bakmakta, bizi anlamaya çalışmaktadır!

“Şu kahrolası Batılılar kadar zengin olamadığımız, güçlü olamadığımız için kahrolurken de, Batı’nın asıl başarısının “açık düşünce/ açık toplum” dengesini kurmak olduğunu görmemiştik. Sorunun temelinin bir zihniyet sorunu olduğunu, bir “eleştirel düşünce” sorunu olduğunu, gücü de son kertede onun yarattığını anlayamamıştık…” (1)

“Açık toplum, liberal demokrasinin belki en önemli kuramcısı olan bilim ve siyaset felsefecisi Karl R. Popper’ın, başta faşizm ve komünizm olmak üzere özgürlükçü demokratik düzenin karşısında olan ideolojilerin öldürücü bir eleştirisini yaptığı ‘Açık Toplum ve Düşmanları’ adlı kitabında ortaya attığı bir kavram. Bana göre açık toplum her şeyden önce,  farklı Fikir ve önerilerin serbestçe ileri sürülebildiği, serbestçe tartışılabildiği; insanların düşüncelerini, teorilerini serbestçe değiştirebildikleri toplumdur.  ‘Doğru’nun hiçbir kişinin, grubun ya da partinin tekelinde olmadığı açık toplumlar önlerindeki sorunları çözmek, giderek daha özgür, daha müreffeh ve daha adil düzenler kurmak yeteneğine sahiptir. çünkü denenip yanlışlığı anlaşılan politikalardan vazgeçmek, yerine yenilerini geçirmek imkânı açık toplumlarda mevcuttur.” (2)

Sıradan bir vatandaş olarak okuduğumuz farklı (yerli-yabancı) yayınlardan tespitlerimiz,

-Özellikle ülkemizde, yakın tarihimiz konusunda Amerikalı ve İngiliz yazarlarının (Akademisyen-diplomat) eserleri tercüme edilmektir.

-Ve yine yakın zamana kadar yayınlanan eserlerde ülkemizdeki iki bankanın ağırlığı bulunmaktadır. Burada aklımıza gelen soru; “Neden para işi ile uğraşanlar, halkın bilgilendirilmesinde bu kadar heyacanlıdır!

Çanakkale, Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşı’nda, yaşadıklarımıza birinci dereceden taraf olan Rus diplomatlarının konu ile ilgili eserleri ülkemizde neden yayınlanmaz veya yayınlananlar ön plana çıkarılmaz? Çıkarılmaz ki, araştırmacılar, savaşan tüm tarafların gözü ile yaşananları değerlendirebilsin ve gelecek için doğru bir sonuca ulaşabilsin?

 

Bu noktada konuya başlamadan basit birkaç örnek vermek gerekirse;

Sınırları önceden çizilmiş yerlerde yapılan savaşlar, “Kurtuluş Savaşı” olabilir mi? Bu anlamda, Lozan antlaşması’nın öncesinde ve sonrasında yaşananlar, bu iddiayı oldukça doğrulamaktadır. İngiltere ve ABD, 5-8 Ocak 1918’de bize ne sınır çizmişlerse, sonuçta elde kalanlar bunlardır. Açık ifadesi ile, “Kurtuluş Savaşı”, kesilen, verilen bir cezanın uygulanması, antlaşma masasında istenenler konusunda oluşabilecek direncin kırılması için mi yaptırılmıştır, sınırlarla ilgili değil midir?

-“Çanakkale Savaşları”nın bir oyalama savaşları olduğu iddia edilmekte ve bu savaşlardan önce İngiltere’de (Mecliste yapılan) tartışmalar da bunu teyit etmektedir. “Çanakkale savaşları, Mısır’ın (tamamen) elimizden çıkmasının perdeleme savaşıdır!”. Biz Kuvvetlerimizi Çanakkale’ye yığacak, İngilizlerde Mısır’da rahat edeceklerdir!

-Mustafa Kemal Paşa’nın komutanı bulunduğu Filistin Cephesinde, (İngilizlere karşı yenilgiden sonra) askerlerini Adana bölgesine çekmesi, kimi yazarlarca, “Mondros antlaşması” na “çıkış noktası”, olarak değerlendirilmektedir. Mustafa Kemal Paşa’nın, Filistin’deki yaşadıkları, (Yenilgiler) neden konu ile ilgili çok sayıda kitap yayınlanmasına rağmen hiç gündeme taşınmamış hatta konu dahi edilmemiştir?

Bu yazı dizisinde, yukarıda açıklananlar ve benzeri konular, ağırlıklı olarak Rus Diplomatlarının anıları ile çok sayıda farklı anlayıştaki yazarların tespit ve iddialarına yer verilecektir.

İngiliz ve Amerikalı ilim insanlarının eserlerinde ilgimizi çeken hususlardan kimileri de; “Resmi Tarih”le çelişen bir hususta veya “Resmi Tarih”in görüşünü çürüten konulardan uzak durmaları, veya,

-“Bu konu yeterince aydınlanamamış” diyerek es geçmeleridir!

 

-Devam edecek…

Sivas Kongresi’nin, ABD’ye gönderilen (Mustafa Kemal Paşa’nın imzasının bulunan) mektubu (Atatürk, Nutuk’ta hatırlamamakta) Resmi Tarih’de bu mektuba gözlerini kapatmaktadır.

 

Resim; http://www.freeenterprise.com/education-workforce/applauding-open-mind

Kaynaklar;

(1)Yazının tamamı için bakınız. (Murat Belge-Taraf) http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-avrupa-menzili.htm

(2) ŞAHİN ALPAY,  http://www.aciktoplumvakfi.org.tr/acik-toplum-ustune.php

Açıklamalar;

(*) Açık toplum fikri ilk defa Henri Bergson tarafından oluşturulmuş bir fikirdir. Açık toplumlarda devlet toleranslı ve bürokrasiden uzaktır, politik sistemler şeffaf ve esnektir. Devlet hiçbir sırrı halkından gizleyemez, bu toplum modeli tamamen otoriterlik karşıtıdır ve herkes gene kendi bilgisine “emanet edilmiştir”. Siyasi hürriyet ve insan hakları açık toplum yapısının temel taşlarıdır.

Karl Popper’in iki ciltlik “Açık Toplum ve Düşmanları”ndaki tanımına göre açık toplum, siyasilerin kan dökülmeden devrilebileceği, liderlerin ancak askeri darbe veya kanlı devrimler sonucu devrilebildiği kapalı toplumun tam tersi olan bir toplum yapısıdır.

Baskıcı diktatörlükler ve otokratik mutlakiyetler kapalı toplum yapısının gözlenebileceği devletlerdir.

…Açık toplum yapısı sivil toplumun açık topluma geçişte itici güç olduğunu savunur. (vikipedi)

Açık Toplum Üstüne…

“Ülkelerin gelişmesi ve insanların mutluluğu için asgari şart, açık bir topluma dönüşmektir. Anayasamızda yer alan, fikir ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, insanlarımızın onurlu bir hayat sürdürebilmelerinin de teminatıdır. Şiddeti beslemeyen her türlü fikrin serbestçe ve korkusuzca ifade edilebildiği bir açık toplum olma hedefinden asla sapmamalıyız.” ABDULLAH GüL, CUMHURBAŞKANI, 28 Ağustos 2007

“…yasama, yürütme ve yargı organlarınca, kararlı bir tutum izlenmeli, açık bir toplum ve saydam bir yönetim olmanın gerekleri yerine getirilmeli.” AHMET NECDET SEZER, 10. CUMHURBAŞKANI, 1 Ekim 2006

“AB’ye katılım her iki tarafın da yapılan pazarlığa sadık kalmasına bağlıdır; bir yanda AB sözünde dururken, Türkiye de kendisini daha Avrupalı bir devlete ve daha açık bir topluma dönüştürmelidir.” OLLI REHN, 14 Ağustos 2008

Açık Toplum İdeali Nedir?
“Açık toplum çok temel bir yaşam şeklinin felsefesidir aslında. Hiçbir tabu dinlemeksizin her şeyin tartışmaya açık olması olgusudur. Açık toplum sürekli değişime açık olmalı, toplumun tüm bireylerinin katılımına açık olmalı.” CAN PAKER

“Açık toplum demokrasiyi hedefler. Faşizm, komünizm, nazizm gibi toplumu ideolojik olarak gütmeyi hedefleyen yönetim sistemleri ile mücadele eder. Despot yönetimlere karşı tavır alır. Baskıcı devlete karşı toplumun ve bireyin haklarını savunur. Açık toplum, bireyin ve toplumun yanında yer alır.” İSHAK ALATON

“İnsanlık tarihi itilip kakılanların güce eriştiğinde baskalarini itip kakmaktan cekinmediginin ornekleri ile dolu. Ne yazik ki Turkiye’de de durum boyle; Ustelik demokrasi ve ozgurluge en cok referans verenlerin bircogu gecmiste dislananlarin simdi yaptigi dislamalari hos gormeye fevkalade hazir. Acik toplum felsefesi ve Acik Toplum Vakfi ise hem gecmiste dislanmayi yapanlari sorumluluklarini hatirlatiyor, hem de bugunku dislanmalari belgeliyor ve itiraz ediyor…bu yuzden de cok degerli ve onemli.” HAKAN ALTINAY

Açık toplum ideali kişinin kendisini özgürce geliştirebilmesine ve yaşamdan tüm beklentilerini gerçekleştirmesine olanak veren bir topluma ulaşmayı içerir. Bu ideal toplum, bugünün değerleriyle, çoğulcu demokrasinin bütün kurumlarıyla çalıştığı, kişisel özgürlüklerin tam olarak saygı gördüğü, hukukun üstünlüğünün bütünüyle teminat altında olduğu, ekonomik fırsat eşitliğinin ve sosyal hakların tüm olarak sağlandığı bir toplumdur. Her ideal gibi belki de tam olarak gerçekleşmeyecek olsa da, önemli olan bu ideal yönündeki çabaları sürdürmektir. TEMEL İSKİT

Açık toplum, ucu açık, eleştiriden ve özellikle özeleştiriden geçen bir süreçtir. “Biz başardık; onlar da bizim gibi olsun,’ anlayışından uzak bir tavra dayanır. ELISABETH ÖZDALGA

“Açık toplum ideali, bence öncelikle farklı fikirlere açık olmak, olabilmek demektir. Bunun yanı sıra bilginin paylaşılması ve şeffaflık da önemli unsurlar.” AYŞE SOYSAL

“Açık toplum ideali kanımca şöyle özetlenebilir: Rekabet hukukunun geçerli olduğu bir dışa açık piyasa ekonomisi, uluslararası standartlara ve sözleşmelere dayalı bir insan hakları hukuku, tümü ile saydam bir kamu maliyesi.” ESER KARAKAŞ “Demokrasinin tüm kurum ve kuralların ötesinde bir yaşam biçimi olarak yerleştiği, eleştirel düşüncenin en uç noktalarda filiz verebildiği, empati yeteneğinin bir vatandaşlık bilinci olarak yeşerdiği şeffaf, rekabetçi ve aynı zamanda dayanışmacı bir toplum. Yani ulaşması imkansız ama mücadelesi doyumsuz bir yolculuk.” EYÜP CAN

“Bence “açık toplum ideali’ hukukun üstünlüğüne dayalı güçlü bir sivil toplum yaratmaktır.” MELİH FERELİ

“Açık Toplum, hiç bir konunun tartışılmasının tabu olmadığı, dogmalarla hareket edilmeyen, hukukun üstünlüğünün kayıtsız şartsız tanındığı, birey haklarının en üst seviyede tutulduğu bir toplumdur.” MURAT SUNGAR

“Denir ki; hiçbir özgürlük diğerinden daha az önemli, hiçbir hak ihlali bir diğerinden daha az önemsiz değil. Doğru ama yine de ifade özgürlüğü azıcık önde duruyor bence. O olmayınca, hiçbiri olamıyor ki…”NADİRE MATER

“Bana göre açık toplum ideali; bireylerin tüm farklılıklarını koruyarak ve kendilerini her anlamda güvende hissederek, dünyalı bir yurttaş olabilmesidir.” NEBAHAT AKKOÇ

“Kanımca ‘Açık Toplum’ ve ‘Demokratik Toplum’ idealleri örtüşmekle beraber; ‘demokratik toplum’un vurgusunun ‘siyasal sistem ve regülasyon’ üzerine, ‘açık toplum’un vurgusunun ise ‘bireysel-toplumsal sivil inisiyatif, serbesti ve mobilite’ üzerine olduğu söylenebilir.” OĞUZ ÖZERDEN

“Hiçbir fikrin, inancın, politikanın, kurumun ve -tabii yaşam tarzının tek ve mutlak doğru olarak kabul edilmediği; dolayısıyla alternatif fikirlerin bastırılmasına dayanan kuvvet ilişkileri yerine tartışma ve eleştirinin hakim olduğu; kısacası, mutlak ve total doğrular dışında farklı olan her şeye açık, çoğulcu, demokratik, özgür toplum.” ÖMER MADRA

“Açık toplum ideali şeffaf ve halk için çalışan bir devlet anlayışının peşinde koşan, hak ve özgürlüklerinin bilincinde olan, kendi ve diğerlerinin haklarına saygı gösteren ve savunan, karşılıklı hoşgörü ve dayanışma içinde olan bilinçli ve eleştirel bakış açısına sahip, sorumlu insanlar bütünüdür.” ÖZLEM DALKIRAN

“Kendine aitleri ortaya koyup tanımlamak isteyen bireye açık olan; bireyin, kendisini ilgilendiren her etkiyi anlamasına, değerlendirmesine fırsat veren ve bireye cevap hakkı tanıyan; ve bu hakkın en çok da, birey adına karar verme iddiasında olan yetkilendirilmiş kişilere karşı savunulduğu; kamunun, ayırmaksızın, bütün farklılıkları ile bireylerin tamamı, her bireyin ise kamu olarak kabullenildiği; her ilişkinin teğet noktalarının hoşgörü ile başladığı, çatışmaların uzlaşmaya dönüştüğü toplumdur.” SABİH ATAÇ

“Toplumumuzda açık toplum idealine denk düşen önemli etik ve kültürel figürler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi, kuşkusuz Mevlana’nın ‘Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol’sözüdür. Yapı itibari ile kişisel bir tavsiye gibi görünen bu sözü, kişiselden öte, kurumsal ve toplumsal bir planda ele almakta fayda vardır. Kendimizde, evimizde, şirketimizde, sendikamızda, enstitümüzde ve genel olarak toplumsal ilişkilerimizde yukarıdaki sözün gereğine uygun davrandığımızda bu ideale ulaşmada önemli mesafeler kat edeceğimizi düşünüyoruz. Günlük hayatımızda ‘şeffaflık’ diye tanımlanan olgunun aslında açık insanı, açık şirketi, açık toplumu ve açık devleti çağrıştırdığını biliyoruz. Açık toplum idealini öngören bir diğer ifade de ‘Niçin yapmadığınızı söylüyorsunuz?’ ifadesidir. Açık toplum ideali aslında; kişinin kendisine, ailesine, işyerine, partisine, sendikasına kolay hesap verebilme ve hesap sorabilme yetisini ifade etmektedir.” SALİM USLU

“Açık toplum, liberal demokrasinin belki en önemli kuramcısı olan bilim ve siyaset felsefecisi Karl R. Popper’ın, başta faşizm ve komünizm olmak üzere özgürlükçü demokratik düzenin karşısında olan ideolojilerin öldürücü bir eleştirisini yaptığı ‘Açık Toplum ve Düşmanları’ adlı kitabında ortaya attığı bir kavram. Bana göre açık toplum her şeyden önce, farklı Fikir ve önerilerin serbestçe ileri sürülebildiği, serbestçe tartışılabildiği; insanların düşüncelerini, teorilerini serbestçe değiştirebildikleri toplumdur. ‘Doğru’nun hiçbir kişinin, grubun ya da partinin tekelinde olmadığı açık toplumlar önlerindeki sorunları çözmek, giderek daha özgür, daha müreffeh ve daha adil düzenler kurmak yeteneğine sahiptir. çünkü denenip yanlışlığı anlaşılan politikalardan vazgeçmek, yerine yenilerini geçirmek imkânı açık toplumlarda mevcuttur.” ŞAHİN ALPAY

“Açık toplumda önemli olan kurumlar ve bireyler arasında yapılan karşılıklı ‘sosyal kontrat’tır. Bu ‘sosyal kontrat’ın üç temel şartı olmalıdır: bunlar, şeffaflık, hesap verebilirlik/ hesap sorabilirlik ve paylaşımdır. Bu üç şart aslında birbirini besler. Bu idealin yaratılamadığı yerde gerçek anlamda demokrasi yoktur.” ÜMİT BOYNER

“Bireylerin ve sivil toplum örgütlerinin hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan o toplumun ortak sorunları hakında görüş bildirebildikleri, karar verme mekanizmalarına katılabildikleri bir ortamdır. Açık toplumun olmazsa olmaz koşulları (1) devletin bu ‘sivil’ ortamı sağlayan yasal düzenlemeleri yapması, (2) bireylerin ve sivil toplum örgütlerininse ‘hoşgörü’ ve ‘değişik olabilmeye hürmet’ kültürüne sahip olabilmeleridir.” ÜSTÜN ERGüDER

“Açık toplum kendi kendini eleştirebilen, sorgulayabilen ve yurttaşların siyasete katılımına açık toplum demektir.” ZÜLFÜ DİCLELİ

Türkiye’nin Daha Açık Bir Toplum Olması Neleri İçerir?

Despot ve baskıcı yönetime karşı mücadele eder. “a) Bağımsız ve tarafsız medya; b) Düşünce ifade ve yayın özgürlüğü; c) Topluma karşı sorumlu, hesap veren şeffaf yönetim.” İSHAK ALATON

“Bütün engelleri atlayarak Avrupa Birliği üyeliği yolunda ilerlemeyi içerir.” MURAT SUNGAR

Türkiye’nin daha açık bir toplum olması, çoğulcu demokrasi, kişisel hak ve özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğünün gerçekleşmesi için gerekli toplumsal bilinçlenmenin ve zihniyet evriminin daha hızlı yol olmasına bağlıdır. Saydam bir ortamda, sınırsız düşünce özgürlüğü ile başkasının haklarına saygılı ifade özgürlüğünün sağlanması bu yöndeki ön koşulların başında gelir. TEMEL İSKİT

“Türkiye’de demokratikleşmenin yaygınlaşması ve derinleşmesinin önemli koşullarından birisi, toplumun zihniyet ve kurum olarak otoriter devletten özerkleşebilmesidir. Yurttaşlık bilincinin güçlenmesi kadar, özerk toplumsal örgütlenmelerin gelişmeleri ve siyasi katılımın yaygınlaşması, Türkiye toprakları üzerinde yaşayanların kendilerini sadece hak sahibi olarak değil aynı zamanda bu toplumun daha iyi yaşanabilir hale gelmesi için sorumlu hissetmelerini sağlayabilecektir. Cumhuriyet rejiminin asabiyyesi eşitlik idealidir. Eğitimden sağlığa, gelir dağılımından siyasal ve kültürel haklara uzanan bu eşitlik ideali alanının hareketlenmesi, toplumsal yaşamın kalıcı biçimde demokratikleşmesini sağlayacaktır.”AHMET İNSEL

“Türkiye’nin daha açık bir toplum olmasının yolu, vatandaşların açık toplum ideallerini benimsemiş bir ülkede ve açık toplum ideallerini benimsemiş bir dünyada yaşamak konusunda bilinçlenmeleri ve bu konuda talepkâr olmalarından geçecektir.” AYŞE SOYSAL

“özgüven, kendisi ve tarihi ile barışıklık, şeffaflık ve hesap verebilirlik” EYÜP CAN

“Türkiye’nin ‘açık bir toplum olması’nın ön koşulu, ‘başkalarından farklı düşünebilmekten kaçınmayan ve başkalarıyla beraber olabilmek için kendisini sansüre tabi tutmayan insanların var olmasıdır’. Bu ön koşulun sağlanmasından sonra açık topluma yönelebilmek için gerekli ortamın oluşturulması gerekir. Bu ise ancak İsmet İnönü’nün Türkocağı binasında yazılı sözünün konuya uyarlanıp ciddiye alınmasıyla olanaklıdır.” HASAN ERSEL

“Toplumumuzun eleştirel düşünceye, düşünce ve ifade özgürlüğüne, akılcı ve bilimsel sorgulayıcılığa, kalıplar ve tabular dışına çıkabilme yeteneğini edinmeye, salt kendi doğrularımız içine hapsolmaktan kurtulmaya, farklılıklarımızın ana zenginliklerimiz arasında olduğuna inanmaya, evrensel değerleri kabullenmeye dehşetli ihtiyacı var.” MELİH FERELİ

“Türkiye’nin daha açık bir toplum olabilmesi için; öncelikle tabuların yıkılması, evrensel insan hakları normlarına uyulması, cinsiyet eşitliği, şeffaflık ve tüm bunların doğal sonucu olarak gelişecek olan insani ve ekonomik kalkınma gereklidir.” NEBAHAT AKKOÇ

“Bence Türkiye’nin daha açık bir toplum olması, ülkenin her tarafında ve kamu alanının her düzeyinde kadınların ve gençlerin katkılarına açık bir toplum olmayı içerir. Sivil toplum örgütlenmesinden parlamentonun işleyişine, üniversitelerden cezaevlerine kadar uzanan geniş bir alanda çeşitli barajların, kısıtlamaların kaldırılmasını içerir. Azınlık grupların kendilerini çoğunluk gibi hissedebilmelerini içerir. Eğitimin kalitesinin yükselmesini, yoksul ailelerin çocukları için ulaşılabilir hale gelmesini, üniversitelerin özgürleşmesini, medyada özgür ve çoğulcu bir yapının var olmasını gerektirir. Düşüncenin ve düşünmenin gerçekten laikleşmesine ihtiyaç gösterir.” OSMAN KAVALA

“Kuvvet ve servet merkezlerinin, siyasi ve askeri otoritenin hiçbir eyleminin hukuk ve eleştiri mekanizmasının dışında kalamayacağı, azınlık haklarının ve temel haklarla özgürlüklerin garanti altına alınmış olduğu, sınırsız düşünce özgürlüğünün hüküm sürdüğü, hukukun üstünlüğüne dayanan bir toplum yapısına ulaşmayı mümkün kılacak kurumların, barış, adalet ve doğanın korunması gibi kamusal yararları garanti edecek kurumların oluşturulmasını ve geliştirilmesini içerir.”ÖMER MADRA

“Türkiye’de açık toplum idealinin önündeki temel engelin ‘zihniyet ve inanç sistemleri’ düzeyinde olduğunu düşünüyorum. Reformlar kısa sürede yapılabilir, ancak zihniyet dönüşümü zaman alan, meşakkatli bir süreçtir.” OĞUZ ÖZERDEN

“öncelikle her ilişki için demokratik yöntem, diyalog ve uzlaşmaya dair estetik bir dil ve söylem. Devletin, tüm yurttaşlara ait olduğu duygusunun yaratılması, birey ve birey kümelerinin gerek doğal olarak, gerek tercihleri sonucu kişiliklerinde barındırdığı değerlere yaşam hakı, beslenme özgürlüğüne yönelik kamusal değişim. Bireylerin, dinleme, algılama, tanıma ve sorgulama sonucunda kendinde olan katılık ve olumsuzluğu terk edip, eksikliğini ötekinin güzelliği ile tamamlamaya çalışmasını, alıp verme sorumluluğunu içerir.” SABİH ATAÇ

“Türkiye’nin daha açık bir toplum olması öncelikli olarak, verginin, ödenebilir düzeyde, tüm kesimlere uzanan bir yapıda ve karmaşık olmayan bir mevzuatla alınmasını içerir. çünkü insanlar bedelini ödedikleri şeyi daha rahat ve yoğun bir şekilde sorgulayabilirler. Kolay sorgulanabilen kişi, kurum ve devlet açık ve şeffaf olma zorunluluğunu hisseder. Demokrasinin, eksiksiz, defosuz, ‘ülkeye özel’ şartsız, tüm kurum ve kuralları ile işletilmesini içerir. Dünyada daha fazla demokrasiden, daha açık yönetimden ve daha şeffaf denetimden dolayı dağılan toplumlar, parçalanan devletler yoktur. Farklı düşüncelere tahammül, şiddet unsuru içermediği sürece her türlü propaganda ve yayma özgürlüğünü içerir. Bu şekilde tekelci aklın düşebileceği yanılgılar bertaraf edilebileceği gibi, yeni düşüncelere, yeni fikirlere ve yeni buluşlara, ortak akla uygun bir ortam hazırlanmış olunacaktır. ” SALİM USLU

“öncelikle bireylerin hak, özgürlük ve sorumluluk bilincine sahip olmaları gerekir. Türkiye’de sivil toplum bilinci henüz çok düşük. Bu da ancak ve ancak yerelden yukarıya, (zaten gelir seviyesi ve bilinç kavramlarının üst üste oturmadığı ve yüksek gelir düzeyinde sivil cehaletin yoğun olduğu) toplumun her katmanında, özellikle eğitim ve (medya da dahil olmak üzere) iletişimde yapısal reformlarla artırılabilir. Ancak buradaki ikilem, Türkiye’deki bu reformları ancak ikinci bir Atatürk’ün yapacağı genel beklentisidir. O nedenle de reform süreci sancılı ve yavaş olacaktır.” ÜMİT BOYNER

“Türkiye’nin daha açık bir toplum olabilmesi için (1) devletin siyasal hayatındaki rolünün yeniden tanımlanması ve (2) toplumda açık toplum kültürünün geliştirilmesi, yeni bir vatandaş kavramına sahip olmamızdan geçmektedir. Bu kültürün geliştirilmesi için de iki sürecin çok önemli olduğunu düşünüyorum: (a) temel eğitim sisteminde bu hedef göz ardı edilmemeli; (b) daha çok örgütlü siyasi katılım ve demokrasi.”ÜSTÜN ERGüDER

“Türkiye’nin daha açık bir toplum olabilmesi için silahlı kuvvetlerin ve dinin siyasete karışmasının önlenmesi, yurttaş katılımın yerelden başlayarak her düzeyde yeni formlara kavuşturulması ve farklı ve eleştirel düşünmenin teşvik edilmesi gerekir.”ZÜLFÜ DİCLELİ

Yazının tamamı için bakınız;  http://www.aciktoplumvakfi.org.tr/acik-toplum-ustune.php

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*