ABD-Rus Kardeşliğinin arka planı: Osmanlı ve Cumhuriyet fark edemedi. Ancak, Er-Doğan atlamadı (6)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

coğrafi keşifler

Eskiyle devam edemez, sıfırdan başlayamazsınız. Çözüm: “Yeni yollar, dünün iyisi ile günün iyisini yoğurarak inşa olunmalıdır. Erdoğan’ın fark ederek uyguladığı ve başarılı olmasının karşısında, “Kuş kafesten kaçıyor!” Paniği ile, Amerikalılar ve Ruslar aynı çizgide buluşurlar.

Osmanlı ve Cumhuriyet neyi atladı? Atladı ki, elindeki büyük imkânlara rağmen ekonomik boyutta rekabetçi devletleri yakalayamadı ve çağının gereklerini yerine getiremedi?

Aşağıda yakın tarihimizde ve iktisat kitaplarında fazla yer almayan -Batının- ekonomik başarı hikâyesi aktarılmaktadır.

Bu hikâye ile, Batı Avrupa Ortaçağ karanlığından çıkmış, Doğu ise adeta gönüllü olarak batının çıktığı bu karanlığa gömülmüştür.

Bu hikâyede Doğu adına başarılı olan tek bir toplum vardır. Japonlar.

Başlamadan birkaç küçük not:

-Dünyanın her yerinden gelen hammaddeler İngiltere’de işleniyor, mamul maddeler dünyanın her yerine gönderiliyordu. Dönemin en büyük limanına ve en güçlü mali sistemine sahipti imparatorluk. Ticari uzmanlaşma düzeyi çok yüksekti, nakliyat ve sigorta İngiltere’nin tekelindeydi. Uluslararası altın piyasası da İngiltere’nin denetimindeydi.

Alman Gümrük Birliği kurucusu Friedrich List, Büyük Britanya’nın başlıca ihracat ürününün serbest değişim olduğunu belirtmişti. İngiltere’nin gümrük korumacılığına tahammülü yoktu; bunu da gerektiğinde, Çin’le yapılan Afyon Savaşı’nda olduğu gibi, kan kusturarak belli ediyordu.

Ne var ki pazarlarda serbest rekabetin ortaya çıkması, ancak İngiltere’nin kendi gücünden kesinlikle emin olmasından ve Avrupa’nın en koyu korumacı yasaları desteğinde tekstil endüstrisini geliştirmesinden sonra gerçekleşmişti.

Başlangıçta, İngiliz endüstrisi henüz rekabet edebilecek düzeyde değilken,

Ham yün ihraç eden İngilizlerin sağ eli kesilirdi. Aynı suçu tekrar işleyenler ise asılırdı.

Cesetler gömülmeden önce, rahip kefenin İngiliz malı olup olmadığını kontrol etmek zorundaydı.”(1)

Afyon Savaşı (1839-1842):

İngiliz tüccarlar 19. yüzyılın başlarında Çin’e yasa dışı yollardan afyon sokmaya başladılar. Çin hükümeti 1839’da afyon ticaretini durdurma girişiminde bulunarak İngiliz tüccarların Guangzhou’daki (Kanton) tüm afyon depolarına el koydu.

Birkaç gün sonra, sarhoş İngiliz denizcilerinin Çinli bir köylüyü öldürmesi ve Çin hukuk sistemine güvenmeyen İngiliz hükümetinin sanıkları Çin mahkemelerine teslim etmeyi reddetmesi üzerine taraflar arasındaki gerginlik büyüdü. Savaş patlak verdi ve küçük İngiliz kuvvetleri kısa sürede zafer kazandılar. 29 Ağustos 1842’de imzalanan Nanking Antlaşması ve 8 Ekim 1843 tarihli Bogue Ek Antlaşması’yla, Çin’in büyük bir tazminat ödemesi, ticaret ve yerleşim amacıyla beş limanın İngilizlere bırakılması ve İngiliz yurttaşlarının İngiliz mahkemelerinde yargılanması hakkı karara bağlandı. Öbür Batı ülkeleri de hemen istekte bulunup benzer ayrıcalıklar elde ettiler.(2)

Commodore Perry, Japonya ve  limanlarını, uluslararası ticarete açmaya zorlayan Amerikalı amiral’dir.

Commoder Perry, 1853’de 4 gemiyle Japonya’ya gidip Limanları açın yoksa fena yaparız” der ve “Yine de 1 sene düşünün sizuyarısı ile geri döner.

Bir yıl sonra bu kez 10 gemi ile gelir. Bir yıl evvelki tehdit işe yaramış olmalı ki,  Japonlar limanlarını ticarete açar, konsolos bulundurma yetkisi verir ve kapsamlı bir anlaşma imzalarlar.

Bu olay Japon tarihinde bir dönüm noktası olacaktır. Bu süreçle birlikte 1000 yıl süren Shogun yönetimi sona erecek ve imparator Meiji yönetimi başlayacaktır. (3)

Misyoner Cyrus Hamlin’in kurduğu Robert Koleji’nin bilmeyenimiz nerede ise yoktur. Peki, Onun ünlü kuruluş hikâyesini bilir misiniz?

“…Rahip Hamlin okula izin alabilmek için devreye sokmadık kişi bırakmaz. Bu arada Cizvitler de boş durmaz, engelleme mücadelelerine devam ederler. Ancak durum bir anda şöyle değişir ve Girit isyanı ile sonun başına gelinir.

O sıralarda ABD’li Amiral Farragut Bâb-ı Âli’ye gelmiştir. Hamlin bu kez şansını bu Amiral üzerinden denemeye karar verir ve okul izni için Amiralden aracılık etmesini ister.

Bunun üzerine Amiral Bâb-ı Âli’den Hamlin’in istediğine müspet cevap verilmesini aksi halde Akdeniz’e Yunanistan lehine zırhlı gemiler göndereceği tehdidinde bulunur.

Etekleri tutuşan Osmanlı bürokrasisi “Farragut’un zırhlılarından birinin Akdeniz’e açılmasındansa iznin verilmesini daha uygun görürler. (*)

Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında,16 Ağustos 1838’de yapılan “Baltalimanı Antlaşması”

Osmanlı İmparatorluğu 1826’dan beri kendi ihtiyaç duyduğu yerli hammaddelerin yabancı tüccarlar tarafından yurtdışına çıkarılmasını önleyen yed-i vahid (tekel) sistemini uygulamaya koymuştu.

Bu sistem Büyük Britanya’nın çıkarlarına uygun düşmüyordu ve İngilizler kendilerine Osmanlı topraklarında ayrıcalıklar verilmesi için Osmanlı İmparatorluğu’na baskı yapıyorlardı.

Osmanlı Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanını bastırmak için İngilizlerden yardım istedi. Bu yardıma karşılık olarak, Büyük Britanya’ya ticari bakımdan büyük ayrıcalıklar veren bir ticaret konvansiyonunu Baltalimanı’nda devlete ait olan yalıda imzaladı.

Bu antlaşmanın bazı maddeleri şunlardır:

1.Tekel sistemi kaldırıldı. Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı verildi.

2.İç ticarete Osmanlı vatandaşlarının yanı sıra Britanyalıların da katılması öngörüldü.

3.Britanya vatandaşları Osmanlı ürünlerini Osmanlı tebâsından tâcirlerle aynı vergi koşulları altında satın alma hakkına sahip oldular.

4.Britanyalılarla olan transit ticaretten alınan vergi resmi kaldırıldı.

5.Büyük Britanya gemileriyle gelen Britanya malları için bir defa gümrük ödendikten sonra, mallar alıcı tarafından nereye götürülürse götürülsün bir daha gümrük ödenmeyecekti.

Yukarıda sıralanan maddelerin sonuncusu, Britanya vatandaşları Osmanlı Devleti sınırları içinde ticaret yaparken Osmanlı vatandaşlarından bile daha az vergi ödeyecekleri anlamına geliyordu. Örneğin Selanik’ten İstanbul’a mal gönderen Müslüman yerli tüccar devlete transit gümrük vergisi ödediği halde Britanyalı tüccar bu vergiden muaf olmuş ve Müslüman tüccarların bir başka Osmanlı şehrine mal göndermesine, ticaret yapmasına yüksek vergilerden dolayı fiilen imkân kalmamıştı.

1838-1841 yıllarında buna benzer antlaşmalar Fransa, İsveç, Norveç, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka ve Portekiz’le de imzalandı. Bu antlaşmalar kapitülasyon sistemini sağlamlaştırdı, Osmanlı sanayine büyük bir darbe vurdu. Osmanlı İmparatorluğu’nun diğer devletlere borçlanmasına yol açtı ve mali çöküntüsünü hızlandırdı.”. (4)

Avrupa Niçin Gelişti:

Özgür Kentler ve Burjuva Tüccarlar

Latin Amerika ülkelerinin bağımsızlığına kavuşmasından hemen sonra dizginleri ellerine geçirenler ve dizginleri ellerinde tutmayı başaranlar, büyük toprak sahipleri, hammadde üreticileri ve ithalat-ihracat işleriyle uğraşan kimselerdi. Henüz emekleme döneminde olan endüstri, gümrük tarifeleri ile korunmağa muhtaçtı.

Ayrıca iç pazarın geliştirilip güçlendirilebilmesi için köylülerin durumunun iyileştirilmesi zorunluydu. İktidarı ellerinde bulunduran kimseler için ne endüstrinin güçlendirilmesi, ne de köylüleri durumunu iyileştirilmesi bir mana ifade etmiyordu. Sınırlar her zaman olduğu gibi yabancı mallara açık tutuldu.

İngiltere’nin serbest ticaret felsefesi benimsendi. Yerli endüstri, İngiltere ve ABD’den gelen ucuz mallar karşısında rekabet edemedi. Gelişip serpilemedi.

Yirminci asırda yaşanan büyük çöküntü İthalat imkânını ortadan kaldırdı. Îş, tekrar başa düştü ve Latin Amerika’da endüstri olayı tekrar başladı. Serbest ticaret virüsü, Sömürge haline getirilmemiş Çin ve Japonya gibi ülkelerdeki endüstriyel faaliyetleri henüz emekleme safhasında yakalayıp silah zoruyla açtırılan gümrüklerden hücuma geçip yok etti.

Bu arada geleneksel el sanatları da büyük ölçüde zarar gördü. Batılı olmayan ülkeler içerisinden yalnızca Japonya, önüne çıkarılan engelleri aşarak endüstrileşme sürecini tamamlayabildi..” (5)

Şimdi Batının refahının arkasında ne var bir bakalım:

-Modernlik, Çağdaşlık, Hümanizm;

-Akıl, Bilgi ve Girişimcilik mi?

-Yoksa, “Kazanmanın ahlakı mı olur?” anlayışı mı?

Devam edecek

www.canmehmet.com

Resim: Web ortamından alınmış, alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

(*) Robert Kolej Kuruluş hikayesi: Yararlanılan eser, “Robert Kolej Uğrunda Bir Ömür” İstanbul: Dergâh Yay., Kasım 2012, Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/robert-kolej-dosyasi-arsa-satan-adam-kiyamete-kadar-onlarin-can-sesini-dinlesin-6.html

(1) “LATİN AMERİKANIN KESİK DAMARLARI”, Eduardo Galeano

(2) Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/batinin-kalkinmasindaki-gercekler-atom-bombasi-afyon-savaslari-ve-yagmalar-17.html

(3) BATI TERÖRÜ, ROGER GARAUDY, Daha fazlası için bakınız: http://www.canmehmet.com/amerika-ve-ingiltere-osmanlinin-yeni-devlete-donusturulmesinin-neresindedir-8.html

(4)Daha fazlası için bakınız: https://tr.wikipedia.org/wiki/Baltaliman%C4%B1_Antla%C5%9Fmas%C4%B1

(5) “3. Dünyanın Batılılaştırılması” Paul Harrison. Sahife:137

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*