Aaa… Fransız Devrimin şeyi gözüktü! Devrim bir ihraç malzemesidir. Nasıl yani? -3-

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

gelir

Dede! Biz şapka devrimi yerine neden sanayi devrimi yapmadık?” Onu da sen yaparsın. Bizimle ilgili yazılan bir senaryo adım adım uygulanır. Bu oyunlara bir daha düşmemek için oyunun şifreleri aşağıda verilmektedir. Ve yakın tarihimizi, Mısır ve İran’la birlikte değerlendirmeyenlerin büyük tabloyu görme şansları asla olmayacaktır.

Okuyanı sıkmamak için hakkımızda yazılan senaryonun içeriği kısa notlar halinde verilecektir.

-O günlerde yoğun olarak Mısır ve “Arap Baharı!” gündemdedir.11 Şubat 2011 Tarihinde  ABD Demokrat Parti Silahlı Hiz. Kom. ve İstihbarat Komitesi üyesi Senatör Udall  bir düşüncesini dile getirmektedir;

-“Türkiye’nin 100 yıl önce gördüğü gibi, gerçekten -Mısır’da- bir Atatürk’e ihtiyacımız var.” Bence Türk ordusu, Mısır ordusunun bu durumda oynayabileceği rol için iyi bir örnek” dedi.(1)

-“18 yy. da Avrupa’da iki büyük sömürgeci güç vardır: İngiltere ve Fransa. Ve bunlar birbirleriyle amansız rekabet halindedir. O dönemde İngiltere, Fransa’yı Hindistan’dan kovmuş ve Hindistan’ı adeta tek başına  yağmalarcasına sömürmektedir. Fransa, kendisi için büyük bir gelir kaynağından mahrum kalınca yeni oyunlar ve plânlar peşinde koşmaya başlar. Hem Hindistan’ı ezelî düşmanlarının elinden almayı hem de Hindistan’ın giriş kapısı olan tahıl ambarı Mısır’ı alıp İngiltere’ye darbe vurmayı planlar.

Bu gaye ile Fransa hükümeti 5 Mart 1798’de I. Napolyon Bonapart’ı vazifelendirerek hazırlıkları çok gizli bir şekilde yürütmesi emrini verir…

“Bu görev, şöhret düşkünü Napolyon’u çok sevindirir. Napolyon kendisini “Büyük İskender” rolünde görmekte ve İstanbul’u da bu “Yeni İskender İmparatorluğu’nun başkenti olarak düşünerek hayallerini Hindistan’a kadar uzatmaktadır. (2)

Ve böylece Mısır’ın, sık sık isyanlara sahne olacak olaylarının hikâyesi 213 yıl evvelinden başlar…

-“Napolyon 400 parçalık donanması ile 1798’de denize açılır. İskenderiye sahillerine inen Napolyon’un maiyetinde; 40.000 asker, 40 general ve sadece askeri alanda değil, Mısır’ın kültür varlıklarının sömürülmesi ve ahlâken sukût ettirilmesi (ahlaken çökertilmesi ) için de 100 kadar bilim adamı, ressam ve artistine kadar zengin bir kadro bulunmaktadır (3).

“Sefer en ince teferruatına kadar hesaplanmış ve propaganda için Arapça matbaa dahi getirilmiştir. (4)

“Napolyon bu arada Fransız ihtilali’nin fikirlerini yerleştirmek ve Fransız kültürünü tabana yayabilmek için Kahire’de bir Fransız mektebi ve tiyatro açar. Daha sonra da matbaa kurup gazete çıkartır.

Yazılanlardan anlaşılan, Fransız devrimi bir ihraç malzemesidir.  Ve devrim sömürünün bir aracı olarak kullanılacaktır. İlerleyen dönemde Fransızların yaptıkları çalışmalar bakınız, hangi baharlarda, hangi çiçekleri açacaktır!

-“Doğu Sorunu, 18. Yüzyıl sonlarından itibaren Avrupalı Büyük Güçler’in, başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere Yakındoğu’da uyguladıkları emperyalist siyasetin diğer adıdır.

Modern anlamda uluslararası diplomasinin ortaya çıkışını hazırlayan bu siyaset biçimi, hassas dengeleri gözeten gizli antlaşmaların, uzun vadeli çıkarların ve hepsinden önemlisi hırslı politikacıların ortak ürünü olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu, 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Doğu Sorunu’nun merkezindeki yerini alır. İngiltere, Fransa, Avusturya ve özellikle Rusya, modernleşme süreci içinde büyük bir çöküş yaşayan Osmanlı İmparatorlugu’nu siyasî ve ekonomik açıdan kıskaca almaya başlamışlardır, imparatorluk topraklarına milliyetçilik tohumlarının ekilmesi, bunun sonucunda patlak veren ayaklanmalar, asıl amacı Sevr Antlaşması’yla gün ışığına çıkacak olan Doğu Sorunu’nun, Osmanlı toplumuna ödettiği çok ağır bir fatura olmuştur. (5)

Ünlü uluslararası siyaset tarihçisi olan hoca ne demektir?

-İmparatorluk topraklarına milliyetçilik tohumlarının ekilmesi sonucunda patlak veren ayaklanmalar ve bu şekildeOsmanlı toplumuna  ödettirilen fatura çok ağır olmuştur.

Biz Ermeni ve Rumlarla bin yıldır bir arada, üstelikte kültürlerin zenginliği ve güzelliği içerisinde yaşadık.

Kürt kardeşlerimizde öyle…

Dün Ermeni ve Rumlara tarifi imkânsız acılar yaşatanlar, bu oyunları bugün Kürt Kardeşlerimizin üzerinde denemektedirler.

Bakınız Ermeni meselesinin aslı nedir?

Konuyu dağıtmak pahasına da olsa önemli olduğu için burada onların tarihçilerinin kaleminden veriyoruz.

“19. yüzyılın sonunda Osmanlı yönetimi altında yaklaşık bir milyon Ermeni yaşıyordu. Ermeniler, İstanbul ve birkaç şehirde önemli koloniler oluşturuyorlardı, ancak nüfusun büyük bir çoğunluğu Doğu Anadolu’da Türkler ve Kürtlerle karışık bir biçimde yaşıyordu, dolayısıyla Ermeniler Osmanlı İmparatorluğu’nun hiçbir vilayetinde çoğunluğu oluşturmuyordu.

Kendi anavatanlarında yaşayan, bastırılmış bir azınlık grubu oluşturuyorlardı. Dinleri nedeniyle, Osmanlı mahkemelerinden adil sonuçlar elde etmeleri de mümkün değildi, vergiler büyük ölçüde Ermenilerin aleyhine işliyordu.

Nefret edilen kışlak vergisi, Kürt göçerlerin kışları Ermenilerin evlerinden yararlanmasını sağlıyordu,  buna karşılık Kürtler de söz konusu bölgelerin Osmanlı valilerine veya askerî kumandanlarına toplu para veriyorlardı.

19. Yüzyılın ikinci yansına kadar Ermeniler, Osmanlı idaresi altında kayda değer ölçüde uyumlu davranmışlardı, ama 1850’lerden itibaren ağırlıkla Amerikalı misyonerlerin Ermeni bölgelerinde yürüttüğü eğitim faaliyetlerinin etkisi ve Batı Avrupa’da (Burada kastedilen Fransa olmalı) eğitim gören Ermenilerin sayısının artması, siyasî amaçlar ve milliyetçi duyguların ortaya çıkmasına yardımcı olmuştu.  (6) “Doğu Sorunu”, s.264)

Uluslararası siyaset tarihçisi ne demektedir?                 –

“1850’lerden itibaren ağırlıkla Amerikalı misyonerlerin Ermeni bölgelerinde yürüttüğü eğitim faaliyetlerinin etkisi ve Batı Avrupa’da ( Fransa olmalı )  eğitim gören Ermenilerin sayısının artması, siyasî amaçlar ve milliyetçi duyguların ortaya çıkmasına yardımcı olmuştu.

Şİmdi de, aşağıda “Milliyetçilik” maskesi altında başımıza örülen çoraplardan bir demet!

“1856-1876 döneminde 500 Bulgar Rusya’da eğitilmişti (B. H. Sumner, Russia and the Bal 1870-1880, Oxford, 1937, s. 112). Öte yandan Bulgarların ulaşabileceği en önemli Batılı eğitim kurumu olan İstanbul’daki Robert Kolej ise 1878 yılında 45 Bulgar eğitmişti. C. E. Black, “Influence of Western Political Thought in Bulgaria, 1850-1885”, American Historical Review, XLV111 (1942-1943) s. 508. (7)

Şimdi, “Milliyetçilik ve yeşertildiği eğitim konusu biraz daha aralanmaktadır.

“Amerikalılar, “Bulgar devlet adamlarının yetiştiği yer Robert Kolej ise, bu ulusun moral önderlerinin yetiştiği yer de Samokov’daki misyoner okullarıdır”  diyorlar.

Kral Boris III, “Bulgaristan’ın en iyi devlet adamları ilk eğitimlerini İstanbul ve Samokov’daki okullarda almışlardır. Ulusal uyanışlarının ilk yıllarında Bulgarlara kendi dillerinde İncil’i veren Amerika’nın çocuklarıdır. Halkımın Amerika’nın iyi niyet ve dostluğuna her zaman sarsılmaz güveni olmuştur“diyor …

…XIX. yüzyılın sonuna gelindiğinde, Bulgaristan ve Makedonya’ya yönelik çalışmaları örgütlemek amacıyla, yönetim merkezi İstanbul olan ve bu kentten başka Manastır, Filibe, Samokov ve Selanik’de istasyonları, 48 ayrı yerleşmede üç istasyonları bulunan, yılda 44.000 Dolar (10.000 Osmanlı Lirası) para harcayan bir misyoner dizgesi oluşmuştu.

Bu örgütlenmenin tek başına ne Bulgaristan’ın kültürel ve sanatsal uyanışını sağlayabilmesi, ne de bu ülkenin bağımsızlığını gerçekleştirebilmesi beklenemezdi.

Ancak XIX. yüzyılın son çeyreği ile XX. yüzyılın ilk on yılı içinde bu yörede olup bitenleri dünya kamuoyuna aktarmakta, bu misyoner örgütlenmesinin oldukça başarılı sonuçlar aldığı söylenebilir.

Amerikalılar (özellikle misyonerler) modern Bulgaristan’ın oluşmasına başlıca üç mekanizma ile katkıda bulunduklarını ileri sürerler. Bunlardan;

-Birincisi yöredeki Amerikan misyonerleri,

-İkincisi Samokov’daki Amerikan okulları ve

-Üçüncüsü de İstanbul’daki Robert Koleji’dir.

Şimdi kısaca Robert Koleji’nin bu bağlamdaki öyküsüne değinelim.

Robert Koleji (*) ve “Bulgaristan Meselesi (çok kısa bir özet olarak)

-Robert Koleji’nin Bulgaristan’daki gelişmelerle başlıca iki yönden ilgisi olduğu söylenebilir. Bir kere bu okul kuruluşundan itibaren bir elit Bulgar gençlik grubunun öğretim ve eğitimine katkıda bulunmuştur.

İkincisi, belirli dönemlerde Bulgaristan’a ilişkin her türlü gelişmeyi Batı dünyasına aktaran bir tür istihbarat ve enformasyon merkezi görevi yapmıştır.

Kuruluşunun ilk kırk yılında (1863-1903) Robert Koleji 195 Bulgar gencini mezun etmiştir ki, bu aynı sürede okulda eğitim gören en büyük ulusal grubu oluşturmaktaydı . Bulgar gençlerinin Robert Koleji’ne yoğun ilgi göstermelerinde Methodist misyoner Albert Long’un büyük etkisi olmuştur .

Aynı zamanda okulda doğa bilimleri dersi okutan Dr. Long, I858 yılından itibaren Bulgaristan ve Makedonya’da yoğun faaliyet göstermiştir. Önceleri Bulgar gençlerinin Robert Koleji’ne kanalize edilmesini sağlayan Dr. Long daha sonraki yıllarda da Dr. Washburn’la birlikte olayların Avrupa ve Amerikan kamuoyuna yansıtılmasında baş rolü oynamıştır.

Robert Koleji’nin kurucusu ve ilk müdürü Cyrus Hamlin’in damadı olan George Washburn, kayınpederinden sonra okulun yönetimini üstlenmiş ve bu görevi sırasında Bulgaristan’ın bağımsızlık davasına hizmet etmeyi önde gelen görevlerinden birisi saymıştır.

Robert Koleji’nde öğrenim görmüş Bulgar gençlerinin sonraki yıllarda önemli siyasal ve yönetsel görevlere geldikleri dikkat çekmektedir.

1871 yılı mezunları bu konuda çarpıcı bir örnektir. Söz konusu yıl verilen altı mezundan beşi Bulgar uyrukludur.

–Geşov, Panaretov, Stoilov, Slaveikov ve Tapçileştov adlı öğrenciler ilerki yıllarda,

-Bulgaristan’a belediye başkanı, parlamento üyesi büyükelçi, bakan ve başbakan olarak hizmet etmişlerdir.

-Bulgar bağımsızlık modeli, çeşitli silahlı kalkışmalara Osmanlı Devleti’nin tepkisini davet ederek olayları tırmandırmak ve büyük devletlerin müdahalesiyle bağımsızlığı kazanmak stratejisine dayandığı için, Bulgaristan’da olup bitenlerden “medeni dünya”nın haberli kılınması büyük bir önem taşıyordu.

İşte bu önemli işin üstesinden gelinmesinde Robert Koleji çok önemli bir rol oynamıştır.

1875 yılı Temmuz’unda Hersek’de ayaklanma başgöstermesi üzerine, Bulgar ihtilalcileri de faaliyetlerini artırdılar ve 1876 Nisan-Mayıs’ında Türk yönetiminin tepkisini kışkırtmak amacıyla 200 kadar Müslüman görevliyi öldürdüler. Osmanlı yönetiminin gösterdiği tepki, değişik kaynaklara göre farklı biçimler alarak dünyaya yansıtıldı.  (8)

Olaylar birbirleri ile o kadar cin fikir ve ince ilişkilerle örülmüşki, “daldan dala!” misali konu kolaylıkla başka bir olaya kayabilmektedir.

(* ) “Okul,  (Rahip) Cyrus Hamlin ve Christopher Robert adında iki Amerikalı tarafından kurulmuştur. Robert Koleji ve 1871’de kurulan kardeş okulu Amerikan Kız Koleji, Amerika Birleşik Devletleri sınırları dışında kurulan ilk Amerikan okullarıdır.”

(1) Bakü, 11 Şubat, 2011, Salam News.)

(2) Kocabaş. Şakir; Tarihte Türkler ve Fransızlar. Vatan Yay. İst/90, s. 134.

(3-4) Kutay, Cemal Türkiye Hür. Ve Mücadele

(5-6-7) Prof. Matthew Smith Anderson, “Doğu sorunu,” ProfAnderson 20. yüzyılın önde gelen siyaset tarihçilerindendir

(8) http://www.egitim.aku.edu.tr/kocabasoglu.htm)

 

 

 

 

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*