Milli Mücadele gerçeği; Mücadele neden işgalcilerle değil taşeronlarıyla yapıldı (8)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

Çağımızda bilgi ve bilgiden yeni bir bilgi üretebilme yeteneği en büyük zenginlik kaynağıdır.

Çağımızda bilgi ve bilgiden yeni bir bilgi üretebilme yeteneği en büyük zenginlik kaynağıdır.

 

Fransa, İtalya ve İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesi veren Şeyh Senusi, “..İslâm halifesi kalkıp benden yardım isterken başka ne yapabilirdim ki Haklı mıydım, yoksa aptalca mı hareket etmiştim?” ifadesi ile hem kırgınlığını, hem de hayal kırıklığını dile getirmiştir. Yazımızın ana teması olan; Gerek Hintli Müslümanların, gerekse Şeyh Senusi’nin, hatta Arapların kırgınlıklarının arkasında olanlar, bu son bölümde aşağıda verilmektedir.

Önceki bölümlerde belgelerin ışığı altında anlatılanlarda iki ana tema vardır;
İslam Âlemi, (Osmanlının İşgali) Milli Mücadele döneminde Halife’nin esaretten kurtarılması için hareketlenmiş; Ruslar, ihtilal nedeni ile -zayıfladıklarından, işgalden pay alamayacaklarını düşündüklerinden olsa gerek, İngilizlerle olan işbirliğinden vaçgeçmiş ve işgalcilerin, Osmanlının paylaşımı ile ilgili önceden yaptıkları planları açıklamışlardır.
Rusya’nın bu gizli taksim planlarını açıklaması; İngiltere-Fransa-Rusya’da yaşayan Müslüman Topluluklarının bağımsızlık ümitlerini biraz daha cesaretlendirmiş, hareketlendirmiştir.
İngiltere-Fransa ve ABD, bu sayılanların bir sonucu olarak; Osmanlının paylaşılması ile ilgili işgal planlarındaki önceden alınan kararları değiştirmişlerdir. Bunlarla beraber;
-“ Avrupa’nın, 500 Yıl sonra ancak yakaladıkları önemli fırsatı..”; Şark Meselesi’nin halledilmesi fırsatını kaçırmamak için;
-Osmanlıyı, Kültürü ve Vizyonu ile birlikte tarihin tozlu raflarına kaldıracak, Osmanlının davasını takip etmeyecek, onun mirasının peşinden koşmayacak, hatta İslam’a sıcak bakmayacak (Hilafeti kaldıracak) bir Yeni Devlet’eihtiyaç vardır.

Hintli Müslümanlar ve Yardımları
Hintli Müslümanlar, kendi bağımsızlıklarını, (Osmanlı Devleti’nin işgalden kurtulduktan sonra ancak destek olabilecek Halifeye, Osmanı Hanedanlığı’na), Hilafet Kurumu’na, bağlı görmüş ve birazda bu nedenle destek olmuş, Hilafet Kurumu’na dört elle sarılmışlardır.
Ancak, Hintli Müslümanların bu gayretleri, O dönem Hindistan’tan büyük servet edinen İngilizlerin (sömürgelerini kaybedebilecekleri endişesiyle olsa gerek) adeta akıllarını başlarından almış ve süreci (Hintli Müslümanların yardımları ile manevi desteklerini önleyemeyeceklerini düşünmüş olmalarından) yardımları kontrollerine almış-yönetmiş olmaları ihtimalden uzak değildir.
Bu doğrultuda, Mustafa Kemal Paşa’nın, O döneme kadar ileri derecede Hilafet kurumunu savunmasına rağmen, Hntli Müslümanların tepkilerine paralel olarak, bu kurumun, hızlı bir şekilde kaldırılması için -özellikle lozan Antlaşması süresince) aniden -ve hızlıca- verdiği tepkiler dikkate alınmalıdır.
İsmet İnönü’nün Lozan’daki danışmanlarından olan (Son Osmanlı Hahambaşı) Hayim (Haim) Naum’un Hilafetin kaldırılması ile ilgili önerisi bu kapsamda değerlendirilmelidir. (1-2)

Millî Mücadele ve İslam etkeni
Millî Mücadele’nin dış etkenleri üzerinde yeterince durulmamıştır. Buna karşılık, Millî Mücadele’nin başarısında dış müessir olarak Sovyet desteği (*) çok abartılmış, bazı sebeplerden ötürü ise İslâm dünyasının desteği neredeyse yok sayılmıştır. Halbuki “İslâm etkeni” tam mânası de değerlendirilmeden Millî Mücadele’yi doğru olarak anlamak ve açıklamak mümkün değildir.
Itilaf Devletleri, Cihan Harbi sonrasında Osmanlıların veya Türklerin tamamen yalnızlaştığı, artık hiçbir dış sempati dayanağının kalmadığı görüşündeydi. Savaş sırasında Mukaddes Cihad ilan edilmesine rağmen ingilizlerin iğvasıyla ortaya çıkan Şerif Hüseyin’in “Arap isyanı” bu görüşlerinin en önemli dayanağı idi. Gerçeğin öyle olmadığı kısa sürede anlaşıldı.
1919 yılının sonlarına doğru kalabalık Müslüman nüfusu havi sömürgelere sahip İngilizler ve Fransızlar “bir ölçüde pan-islâmizm tehlikesinin etkisi altında kalarak, doğuda kendi imparatorluklarını ateş içinde bırakabilecek genel bir İslâm ihtilalinin korkusu içinde yaşıyorlardı. Bu korkularında haklıydılar;
Çünkü gerçekten tüm İslâm Dünyası, Türkiye’nin parçalanması önerileri karşısında nefret duyuyordu. Cezayirden Hindistan’a kadar uzanan İslâm ülkelerinde zaman zaman patlak veren şiddet hareketleri ve kargaşalıklar, bu kinin belirtileri idi (3)

..
Hind Hilafet Hareketi ve Millî Mücadele
Mütareke’den sonra İstanbul’un ve Anadolu’nun muhtelif bölgelerinin İtilaf Devletleri tarafından işgali İslâm dünyasında yaygın bir infiale ve şiddetli tepkilere yol açtı. Îngiliz sömürgesi altında bulunan Hind kıtasında 80 milyon Müslüman yaşıyordu. Müslümanların meydana getirdiği Hindistan Hilafet Hareketi Osmanlı Hilafetiyle (ve devletiyle) maddî-manevi bağlar kurulmasında etkin rol oynuyordu.
Hindistan’da hilafeti savunma fikri önce Türk sempatizanı olarak tanınan küçük bir grup tarafından ortaya atılmış, kısa zamanda geniş ufuklu fikirlere sahip bazı siyasetçiler tarafından da benimsenmiş ve İngiliz sömürge idaresine karşı etkili millî bir dâva hâline gelmişti.
Hareketin liderleri arasında batı tarzı öğretim görmüş aydınlarla birlikte medrese öğretimi görenler de bulunuyordu.
Hareketin iki önemli hedefi vardı: Osmanlı Devleti’nin savaş öncesi varlığının korunması ve Hindistan’ın istiklâlinin sağlanması. (4)


Millî Mücadele’nin İlk döneminde üstünlük kazanarak yayılmasında, Müslümanlık ve Hindistan Müslümanlarının oluşturduğu Hilafet Hareketi de etkili olmuştur. Bu akım Türk tezini dünya kamuoyuna duyurmakla kalmamış, mücadeleye en sıkışık günlerinde maddî ve manevî yardımda bulunarak hayatî bir destek vermiştir. (5)

..
Hilafet Komitesi 1919 Eylülünde Bombay’da 10 bin kişinin katıldığı büyük bir miting düzenledi. Bu mitinge Hinduların önderi Mahatma Gandi de katıldı ve Müslümanların görüşlerini destekledi. Hindistan Müslümanlarından yükselen tepkileri İngilizleri ürküttü.
Konu birkaç defa îngiliz parlamentosuna geldi. 31 Ekim 1919 tarihli oturumda bir soru üzerine hükümet adına “Hindistan Müslümanlarının Türkiye’nin geleceği konusundaki görüşlerinin üzerinde önemle durulduğu” açıklaması yapıldı.
İngiltere’de, İslâm etkeninin büyütülmemesi gerektiğini düşünenler yanında, İngiliz Müdafâa Nazırlığı, Hindistan Nazırlığı, Hindistan Umumî Valisi ve İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri İslâm etkeninin ve hilafet akımının önemini takdir ediyorlardı.
İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliğinden Andrew Ryan 29 Aralık 1919 tarihli muhtırasında şu görüşlere yer veriliyordu:
“Batıdaki Milliyetçilik akımını ezemediğimiz gibi, Pan-îslâmizmi de ezemeyiz. Amacımız, parçalamak, uzlaştırmak ve yönetmek olmalıdır. Parçalamak ve uzlaştırmak gereklidir; çünkü Müslümanların, bir temel ilke olan ama şimdilik hemen hemen unutulmuş bulunan “Müslümanlar Müslüman olmayanlarca yönetilemez” ilkesi etrafında toplanmalarını istemiyoruz..“ (6)

..
Hindistan Nazırı Montagu, Türklerin İstanbul’dan çıkarılmasının müslümanları tamamen Sovyetler Birliği’nin kucağına iteceğini, bu durumun Irak, Filistin, Mısır, Kuzey Asya, Çin, Afganistan ve Hindistan’da İngiltere’nin başına belâlar açacağını savunuyordu. Fransızlar da İngilizlerin Osmanlılara karşı olan tutumlarının İslâm dünyasının hıristiyanlara karşı başkaldırmasına yol açabileceği düşüncesindeydi.
Hindistan’da Hilafet hareketi, Türk millî mücadelesine dünya kamuoyunu harekete geçirerek de geniş ölçüde yardımcı olmuştur. Hilafet hareketinin Avrupa’daki heyetine başkanlık eden Mehmed Ali, Roma’da İtalyan Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Papa de görüşerek, Türk tezini batıya tanıtmaya çalışmış; basına verdiği demeçlerle, İngilizleri verdikleri sözü tutmamakla suçlamış; İngilizler Trakya ve Anadolu’da Yunanlıları desteklemeyi sürdürürlerse, Hindistan’ın îngiltere ile olan ilişkilerini keseceğini ve bunun cihada sebep olacağını ilân etmiştir. Böylece Millî Mücadele hareketi, Türkiye’yi kurtarmak maksadıyla doğuda düşmanlara karşı uyguladığı dış siyasette büyük ölçüde başarıya ulaşmıştır. (7)

..
Hind Müslümanların bu yıllardaki tutum alışları ve uluslararası planda yürüttükleri faaliyetler, Millî Mücadele’nin yönetici kadrosu tarafından iyi bilinmekte, önemi ve sürdürülecek mücadeleye katkısı doğru olarak takdir edilmektedir.
Millî Mücadele’nin başlangıç safhasında, İslâm siyaseti ve Hilafet konusundaki yaklaşımı en açık biçimde ortaya koyan (27 Ocak 1920) yayınlanan “Hilafet ve âlem-i İslâm” başlıklı yazıdır.
Bu yazı, bizzat M. Kemal Paşa tarafından yazılmış olabileceği gibi, dikte suretiyle yazdırılmış veya esas fikirler belirtilerek yazdırılması sağlanmış olabilir. Her hâlü kârda, M. Kemal Paşa’nın muhtevasını tasvib ettiği bir metin sözkonusudur.
Sağlam ve gerçekçi tahliller ihtiva eden bu yazıda, Hind Müslümanlarının tepkisi, uluslararası planda en fazla önem verilmesi gereken teşebbüs olarak nitelenmekte, Londra’da ve Hindistanda yükselen İslâm sesinin mukadderatımız üzerindeki şükrana lâyık tesirlerinin sonsuza kadar yüceltilecek ve takdis edilecek değerde olduğu ifade edilmektedir. (8)

Kapatırken;
-Milli Mücadele neden işgalcilerle değil de İşgalcilerin taşeronu Yunanlılarla yapıldı, daha doğrusu yaptırıldı? Üstelikte bu Türk-Yunan Savaşı’nda bize silah-mühimmat verenler, İşgal güçleri, İtalyanlar ve Fransızlar oldu? İngilizlerde, İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçırılmasını adeta teşvik etti ve destekledi?
-Bunun en kestirme cevabı şu olmalıdır? I. Dünya Savaşı Galiplerinin Osmanlı ile, “Osmanlı bünyesinde bir ameliyat” yapmaları mümkün değildir.

-Bu nedenlerle olsa gerek, işgalden önce planlanan şekilde  bir antlaşma yapacak, Yeni Bir Devlet kurulmalı, kurdurulmalıdır.

..
Sonsöz;
-Bir Milletin yükselmesi, Aydınlarının sayıca çokluğunda öte, sadece okur değil, okur-yazar olmalarındadır.
-Bizim, amatör bir anlayışla, araştırarak ulaşabildiğimiz bu bilgilere, “Anlı-şanlı prof!”ların ulaşmaması mümkün değildir.
-Mümkün olmayan, onlarda bunları açıklayacak bir “anlayışın olmaması”dır, diyelim.
Ve bu dizi içeriğinden anlaşılan; Milli Mücadele’nin, Bir İslam Davası olarak başlamış, Bir İslam davası olarak devam etmiş ve Bir İslam Davası olarak sonlanmış, olduğudur.
Sonlandığında; ‘Ülkemizde, İslam’ın bizden uzaklaştığı-uzaklaştırıldığı’nın yanında, Müslüman Toplumları ile aramıza da bir mesafe konulduğudur.

..

Biz, her yazımızda olduğu gibi bilinenleri bir masa üzerinde sergileyerek, bundan sonrasını, tarihçilere ve araştırmacılara bırakıyoruz.

 

 

Resim; web ortamından alınmış, yazı tarafımızdan hazırlanmıştır.
Kaynaklar;
(*) Sovyet desteği’nin gerçeğinde Türkistanlıların yaptığı önemli yardımın, üstelikte tamamının değil de, çok az bir kısmının Anadolu’daki Milli Mücadele için aktarılmış olduğudur.
(1) Büyük Doğu Dergisi 21-28 Ekim 1949, Sayı:2-3; (Vesikalar Konuşuyor, Büyük Doğu Yayınları, 1. Baskı , sahife; 96-104)
(2) Kaynaklar ve Daha fazlası için bakınız; http://www.canmehmet.com/turkiye-korlerinden-degil-koklerinden-beslenerek-yeniden-bir-dunya-devleti-olacaktir-fransa-cumhurbaskani-turkiye-halki-bu-gercekleri-hic-bilmiyor-9.html
(3) Salahı R. Sonyel Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika. CI. 2. Bs. Ankara 1987, sf. 183 (Alıntı; Derin Tarih, “İstikal savaşı’nın örtülen tarihi,)
(4) M. Naem Qureshi: “Hindistan Hilafet Hareketi” TDV İslam Ansiklopedisi, C. 18
(5) M. Kemal Öke: Hilafet Hareketi Ankara 1991. Sf.141
(6) S. Sonyel.sf.187
(7) S. Sonyel, C. 2, sf. 66-67 (4-5-6-7 sayılı kaynaklar için bakınız; “Derin Tarih yayınları, “İSTİKLÂL SAVAŞININ ÖRTÜLEN TARİHİ” D. Mehmet Doğan, “DÎN ADAMLARI VE ŞEYH SENUSI NASIL ALDATILDI?”
(8) Sözü geçen yazı ve değerlendirmesi için, “Mukaddes Cihad ilânından hilafetin kaldırılmasına İslâm siyaseti” bölümüne bakınız. (Kaynak; Derin Tarih, “İSTİKLÂL SAVAŞININ ÖRTÜLEN TARİHİ” D. Mehmet Doğan, “DÎN ADAMLARI VE ŞEYH SENUSI NASIL ALDATILDI?” Sahife;22

 

827 Toplam Ziyaretçimiz 1 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*