2023 Avrupa’sının Yeni Ekonomik Devi Türkiye’de üretilenler: “Aaa… Bunları biz mi üretiyoruz..” (9)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı
Körden (Amerika'dan) tokat yiyen (Rusya'dan) şaşıdan medet umarmış. Kurtlar sofrasında yardımlaşma mı olurmuş?

Körden (Amerika’dan) tokat yiyen şaşıdan (Rusya’dan) medet umarmış. Kurtlar sofrasında yardımlaşma mı olurmuş akıllım!

 

Ülkemizin Yerli Yüksek Teknoloji üretiminde nereye geldiğini gösteren bir örnek haberle başlayalım. “Türkiye’nin ilk keskin nişancı tüfeği olan ve bin metreye nokta atış yapabilen Bora 12, Paris’teki fuarında çalındı…

Teknoloji hırsızlığı mı?

Paris’te 18-20 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen ve Türkiye’den 11 firmanın katıldığı fuarda, bin metreye nokta atış yapabilen Bora 12 özel ve güvenlikli bir standda sergileniyordu. Ancak hırsızlar ‘alyen’ adı verilen özel bir anahtar kullanarak Bora 12’yi özel standından çalmayı başardı.

Bora 12’nin özellikleri

7,62 mm çapında 1.200 metre etki mesafesine sahip keskin nişancı tüfeği olan Bora 12, bin metreye nokta atışı yapabiliyor. Yüzde 100 Türk yapımı olan Bora 12, 1.2M uzunluğunda ve 6 kilo ağırlığında. Jandarma Timleri silahı aktif olarak kullanıyor. Bora12, Pakistan’da atış yarışmasının galibi olmuştu.(1)

YARIŞMADA BİRİNCİ OLMUŞTU

Bora12, Pakistan’da düzenlenen uluslararası atış yarışmasının galibi olmuştu.

MKE üretim şefi Mehmet Demirel, “Silahımız JMK BORA12 uzun menzilli keskin nişancı tüfeğidir 7,62 mm. Çapında, bin metre nokta hedefi, bin iki yüz metre tesirli hedefi olan bir silahtır. Kendi konseptinde dünya birincisi olmuş bir silahtır. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri Jandarma Özel Harekatı operasyonel bölgelerde bu silahı aktif olarak kullanmaktadır.” diyerek silahı tanıtmıştı..

YÜZDE YÜZ TÜRK MALI

Yurt dışından da çok sayıda sipariş alan tüfekle ilgili Demirel, ayrıca: “Bu silah MKE silah fabrikası açısından çok önemli bir silahtır. Sebebi 1935 yılında kurulan silah fabrikasında ilk yerli patentli üründür, yüzde yüz Türk malıdır, yüzde yüz kendi ürünümüzdür. Bu silahımız bir çok Avrupa ülkesinde ihraç edilmektedir. Özellikle Azerbaycan ordusunun milli silahı konumundadır.” (2)

MKE’NİN ÇALINAN SİLAHI İADE EDİLDİ

Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen savunma fuarı “Eurosatory”de Makine Kimya Endüstrisi (MKE) standından çalınan “Bora” keskin nişancı tüfeği, aylar sonra “el değmemiş” olarak Türkiye’ye iade edildi.

Hırsızların asıl hedefinin yeni geliştirilen MPT-76 piyade tüfeği olduğu değerlendiriliyor. Olay haziran ayında meydana geldi. Dünyanın savunma devlerinin önemli silah sistemlerinin sergilendiği fuarın açılacağı günün öncesinde gece yarısı, MKE standına giren hırsızlar, çelik kablolu kilidini maymuncukla açtıkları keskin nişancı tüfeği “Bora”yı çaldı.

TEKNOLOJİ HIRSIZLIĞI MI?

Hırsızlık fuarın açıldığı ertesi sabah ortaya çıkınca MKE yetkilileri olayı Fransa polisine bildirdi. Ve aylar sonra Fransız yetkililer “Geri döndü” diyerek silahı MKE’ye ulaştırdı. Fransızlar silahın kim tarafından, nasıl ve ne amaçla çalındığı konusunda bilgi olmadığını da dosyaya ekledi. İade edilen silah üzerinde yapılan incelemede, tüfekten parça alınmadığı gibi iç mekanizmasına da hiç dokunulmadığı anlaşıldı. Tablo, “Teknoloji hırsızlığı girişimi” değerlendirmesine yol açtı. Asıl hedefin yeni geliştirilen MPT-76 piyade tüfeği olduğu, ancak “acemi” hırsızların MPT-76’nın yanında duran “Bora” keskin nişancı tüfeğini çalmaları üzerine, silahı kurcalamaya dahi gerek duymadan iade ettikleri düşünülüyor.

MPT-76

AĞIRLIK: 4.1 kg

UZUNLUK: 920 mm

ETKILI MENZIL: 600 m

MERMI ÇIKIŞ HIZI: 800 m/sn

NAMLU ÖMRÜ: 10 bin atım

ŞARJÖR KAPASITESI: 20

ATIŞ HIZI: (Dakikada) 650 atım (3)

* * *

Göktürk 2 uydusundan ilk görüntü geldi

Bulunduğumuz sıcak coğrafi bölgede, başta savunma sanayii olmak üzere her alanda gelişen uzay teknolojilerinden yararlanmamız gerektiğinden herhalde kimsenin kuşkusu yok. Dolayısıyla Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun 2005’te aldığı kararla, uzay teknolojilerinin geliştirilmesi için 2015’e kadar 1.1 milyar liralık bütçe ayırmış olmasını ve hükümetin bu yöndeki çabalarını önemsiyorum. Çünkü aksi, yıllar yılı uygulanmakta olan “Yerli üretmeyelim ithal edelim; arada biz de komisyonumuzu alalım”dır.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, geçen hafta Sanayi Kongresi’nde Göktürk 2’yi 200-250 milyon dolara dışarıdan satın almak yerine yazılımda % 100, donanımda  % 80 yerli girdiyle 145 milyon dolara mal ettiklerini iftiharla belirtmişti.

Ardından uydunun yerlilik oranıyla ilgili tartışmalar aldı-yürüdü.

Ben de işin doğrusunu öğrenmek üzere Göktürk 2 uydusunun 4 yıldır Proje Hakemi olan, uydu uzaya fırlatılırken Çin’e giden ekibin içinde de yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Geomatik Bölümü’nden Prof. Dr. Filiz Sunar’ı bulup, kendisinden bu son tartışmalara da hakemlik etmesini istedim.

Geomatik, yeryüzü ölçme bilim dalı. Prof. Sunar, uzaydan gelen uyarıların işlenmesinden, dataların bilgiye dönüştürülmesinden sorumlu. Göktürk 2’den ilk datalar gelmiş, ancak henüz bilgiye dönüştürülmemiş.

Siz de gözetleyeceksiniz
Prof. Gülsün Sağlamer rektörken 2003’te İTÜ’de kurulan Yer Uydu İstasyonu’nun 5.5 yıl eşbaşkanlığını yapan Prof. Sunar, şu anda Avrupa Komisyonu 7. Çerçeve Programı’nın da uzaktan algılamayla ilgili proje hakemi.

Bu arada 100’ü aşkın üyesi bulunan Uluslararası Fotogrametri ve Uzaktan Algılama Birliği ISPRS’nin Avustralya’da 4 ay önce yapılan son kongresinde, 7. Teknik Komite Başkanlığı’na seçilmiş. Anlayacağınız dünya çapında esaslı bir bilim kadını.
Göktürk 2’yle ilgili olarak

-“Çok geç kaldık, ama iyi ki yaptık” diyor ve ekliyor: “Uzayın sahibi yok. Nasıl ki başkaları sizi gözetliyorsa, siz de başkalarını gözetleyeceksiniz. Mesela İsrail bu durumdan çok rahatsız oluyor. Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanacağı Göktürk 1’in yapımı da bu nedenle gecikti. Bu alanda Ar-Ge çalışmalarının teşvik ediliyor olması çok değerli. En önemli eksiklik ise TÜBİTAK Uzay ve TAİ gibi kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği.”

Bizim gözlem uyduları
Prof. Sunar’ın da belirttiği gibi hiçbir ülke bu teknolojileri başkasıyla paylaşmak istemiyor. Dolayısıyla mühendislerimiz için de öğrenme süreci iğneyle kuyu kazar gibi gerçekleşebiliyor.

Örneğin BİLSAT’a 1999’da küçük uyduların tasarımı ve üretimi için gerekli altyapıyı oluşturmak için başlanmış. Bir İngiliz firmasıyla çalışılmış, ama 10-15 mühendisimiz de bu süreçte yer alarak deneyim sahibi olmuş. 2003’te fırlatılan BİLSAT, 3 yıl sonra uzayda kaybolsa da geçen yıl fırlatılan RASAT’ın da yolunu açmış.
Filiz Hanım, Göktürk 2, TÜBİTAK kaynaklarıyla gerçekleştirilen ilk milli yer gözlem uydumuzdur” diyor.

İsrail’in taş koyması sonucu yapımı geciken askeri amaçlı Göktürk 1’in 5 kat daha marifetli olacağını ve 50’ye yakın mühendisimizin bu projede çalıştığını vurguluyor. (4)

İnanırsan oluyor

Türkiye’m çok yaşa!

Devam edecek

-Türkiye, Bugün üretiminde geliştirdiği teknoloji ile birçok alanda dünyanın ilk altı devleti arasında girmektedir

www.canmehmet.com

Resim:

(1)http://www.gazetevatan.com/turkiye-nin-ilk-sniper-i-calindi–650417-gundem/

(2)http://www.milliyet.com.tr/turk-keskin-nisanci-tufegi/dunya/detay/1900197/default.htm

(3) http://www.mehmetciktv.com.tr/haber/8633/mkenin-calinan-silahi-iade-edildi.html#.WNnmxaKhmiM

(4) Meral Tamer, http://www.milliyet.com.tr/gokturk-2-uydusundan-ilk-goruntu geldi/ekonomi/ekonomiyazardetay/26.12.2012/1647092/default.htm

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*