19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkıyor (4)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Dört küçük kardeşiz. Birlikte oynadığımız bir oyun esnasında kardeşlerimizden ikisi anlaşmazlıkları nedeniyle tartışırlar, tartışma büyür ve olay akşam heyecanla babaya anlatılmaya başlanır…

Her milletin olduğu gibi bizimde bir karakter özelliğimiz vardır. Bakınız,  bu özelliğimiz günlük yaşamımıza nasıl yansımaktadır?

Olaya şahit olan bir kardeş olarak yaşananları yüksek sesle düşünüyoruz;

a) “Olayın oluş şekli önemli değil! Bana yakın olan kardeşim haklıdır. ”

b) “Hayır! Bana oyuncağını vermeyen haksızdır.”

c) “Tartışmayı başlatan,  haksızdır.”

d) “Hayır! Doğrusu kardeşler arasında kavga olmamalı. İkisi de bizim kanımızdan, canımızdandır. Taraf tutmamız doğru değildir. Olayı kendi ağızlarından dinlemek ve varsa bir gördüğümüz, duyduğumuz bir şey, bire bir anlatmaktır. Yaşanmayan ve şahit olunmayan bir olay varsa onun hakkında da bir yorum  yapılmamalıdır.

-“Neden yorum yapılmamalıdır?”

Yorum yaptığımız an, konuya  biz de konuya taraf oluruz, siz de. İnsan duygusal varlıktır. Gönlü bir düştü mü, Mecnun gibi olur, gözü hiçbir şeyi görmez. Eğriyi, doğruyu birbirine karıştırır. Sonra, kara, kuru, çilli Leyla, aşığının gözünde olur dünya güzeli.

Tarihe taraf, taraftar olunmaz. Olunursa eğer, bu kez ortada bir tarih ilmi olmaz.

Herkesin kendi anlayışına, zevkine göre bir ilim, tarih olabilir mi?

* * *

Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’da…

-“Atatürk’ü Samsun’a kim, neden ve hangi görevle gönderdi ?”

Güvenir ve inanırlığın korunabilmesi için yukarıda da anlatıldığı gibi yorum yapılmayacak. Önce tarafların konu ile ilgili görüşleri, sonra, olaya birinci dereceden şahit olanların anlatımı ve belgelere yer verilecek.

Konuya ilgi duyanlar, katkı sağlamak ve atalarımıza vefa borcumuzu ödemek adına, öncelikle ve sırası ile ilgili Devletlerin arşivlerinde ki belgeleri, Tarihçi ve olayın içerisinde ki Ordu ve Devlet görevlilerinin anı ve ifadelerinin içeriklerini ve her ne olursa, belgeleri lütfen iletsinler.

Savaş ve işgal yılları, o dönemin tüm insanlarına sadece acı ve ıstırap vermiştir. Bunu anlayabilmek için o dönem, özellikle içerisinde yaşayanların kaleminden tekrar tekrar okunmalıdır.

Gençlerimizin, atalarına saygı duyabilmeleri, onları daha iyi anlayabilmeleri ve hem de ülkelerine duydukları, sevgilerinin derecesini yükseltmeleri, onları çok iyi anlamalarına bağlıdır.

Eğer, gençlerimize atalarını, ülkelerini ve değerlerini sevdiremezsek; onlar bugün olduğu gibi geleceklerini ülkelerinde değil, yabancı ülkelerde aramaya kaldıkları yerden devam edeceklerdir.

Yurt dışında iş yapan birisi olarak âcizane ifade etmem gerekirse; Biliyorum ki, Dünya’da bir yılda aynı anda dört mevsim yaşanan nerede ise başka ülke bulunmamaktadır.

Dünyanın en güzel çiçekleri ve insanları bizim ülkemizde yaşamakta ve yetişmektedir.

Duyar gibi oluyorum;

-“Anlatıyorsun da, peki, ya günümüzde yaşananlar ne oluyor? Haklısınız.

Ancak;
-Domateslerimizi nasıl tatsız,
-Güllerimizi nasıl kokusuz,
-İnsanımızı nasıl duyarsız yaptığımızı anlatabilmem için son birkaç yüz yılı birlikte anlatmam gerekecek.

Zaten konumuz da bu değil.

Özetle bir şeyin doğası, genetiği ile oynarsanız sonuç doğal olarak aslından farklı olacaktır.

Ancak, zararın neresinden dönülürse kardır.

* * *

19 Mayıs 1919…

Devletin herhangi bir bölümünde görevli üst düzey memur, görevli olarak çalışanlar bilirler.

Siz, bulunduğunuz şehirden, başka bir şehre, özellikle de bir (özel) gemi ile ve yanınızda yaklaşık 30 görevliyle değil sıradan bir görev izniyle, çok özel bir izin olmadan adımınızı atamazsınız.

Bir de ülkeniz işgal, gözetim altında iken.

Bunun ne anlama geldiğini tüm resmi görevlilerimiz bilirler.

* * *

19 Mayıs 1919

Mustafa Kemal Osmanlı ordusunun bir subayıdır. Açıklanacak belgelerde çok net olarak görüleceği şekilde görevli olarak (bir ekiple birlikte) Sultan vahdettin tarafından (İstanbul) İngiliz komiserliğin de onayı ile Anadolu’ya gönderilmiştir.

* * *

19 Mayıs 1919

Bugüne kadar yapılan tartışmalarda ki ana konusu şudur;

“Evet, Mustafa kemal paşa Anadolu’ya Sultan Vahdettin tarafından gönderilmiştir. Ancak Halkta işgale karşı duyulan nefret ve (uyanmaya) başlayan direniş hareketlerini örgütlemek için değil, bastırmak içindir.”

Tartışma bu anlayış üzerinedir.

Bakalım bu konuda tüm taraflar ve belgeler ne demektedir?

Devam edecek…

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Yorumlar

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*