15 Temmuz’da uçurumdan döndük: Bu resmi, resimdekileri yorumlamak akıllara zarar verebilir ! (3)

Önceki Yazı
Resim ile ilgili yazının altında açıklama verilmiştir.

Resimle ilgili açıklama yazının  altındadır.

 

Birinci Körfez Savaşı’nda Baba Bush, Bağdat’ı işgali reddetmişti. İsrail bu duruma çok bozuldu. Zaten uzun yıllardır Kuzey Irak Kürtleriyle temasta olan İsrail işi şansa bırakmak niyetinde değildi. Irak hızlı bir şekilde parçalanmalıydı. Gözüne kestirdiği Kürt tarikatı Kesnizani’lik üzerinden Irak’ın İslâmi hayatını da kontrol altına alacaktı.

Yani MOSSAD damardan girecekti. Ne de olsa önlerinde Birinci Dünya Harbi öncesi ve sonrasında İngilizlerin uyguladığı ve başarılı olduğu Vahabilik (*) vardı, Lavrens (**) vardı.

Birinci Körfez Savaşı’nden sonra, MOSSAD Kesnizani tarikatının önde gelenleriyle muhtelif yollardan temasa geçti ve ilişkileri hızla geliştirdi. Öncelikle Irak Devleti’nin mekanizması içinde yer alanlar, medya mensupları uhrevi yollardan ikna edilemezlerse MOSSAD’ın cömertçe tarikata aktardığı dolarlarla ikna ediliyor, mürid yapılıyordu..“ (1)

 

Fetullahçılık ve Kesnizani benzerliği:

İslam tarihinde, Müslümanların sorumluluk bilincini söndürmek ve “düşünme ve değerlendirme” yeteneğini köreltmek için yine Yahudilerin etkisiyle ortaya çıkan “LA EDRİ” (Arapça: Hiçbir şey bilmiyorum) akımının değişik bir tezahürü olan Irak’taki bu “KESNİZANİ” (Kimse bir şey bilmiyor) tarikatının, şu anda Türkiye’deki benzeri Fetullahçılık örgütlenmesidir.

Bunların Siyonist merkezlerle, masonik çevrelerle ve ABD ile münasebetleri, desteklenmeleri ve ülkemizde, eğitim, emniyet, bürokrasi ve ordu içinde kümelenmeleri ve beyni yıkanmış bütün mensuplarının

Biz iç ve dış siyasetle ilgilenmeyiz. Biz sadece ibadetlerimizi ve büyüklerimizin direktiflerini yerine getiririz! Şeklindeki yalan ve riyakâr tepkileri de, Siyonist şeytanların sinsi ve tehlikeli planlarını hatıra getirmektedir.”

Ralph Peters (Yahudisi) Bir Kez Daha Ortaya Çıkmıştı!

Darbe girişimini “Türkiye’nin son umudu” olarak nitelendiren Emekli Yarbay Ralph Peters’ın Fox News TV kanalında sarf ettiği ve darbe girişimi sonrasında yazısında kullandığı şu ifadeler çarpıcıydı:

-“Türkiye’de darbe başarılı olsaydı, İslamcılar kaybedecek, biz kazanacaktık. Durum çok net. Bu darbe, Türkiye’nin İslami bir diktatörlük olmaktan kurtulması için son şansıdır. Sakın hata yapmalım. Bu darbede rol alanlar iyi adamlar. Umutsuz ve kötü planlanmış darbe başarısızlığa uğradı. İşte şimdi karanlık geliyor!?”

İşte Türkiye’de büyük bir tepkiye yol açan bu ifadelerin sahibi olan Ralph Peters’in, Fox News’in siyasi analisti olarak sunulması kasıtlı bir çarpıtmacaydı. Oysa bu kişi, ismi Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile müsemma olan bir insandı…

Eski ABD Başkanı Bill Clinton’un danışmanlığını da yapan Peters, “Demokrasiyi yaymak ve terörizmin kökünü kurutmak için Ortadoğu’nun sınırlarının yeniden belirlenmesi gerekiyor” çağrısında bulunurken Türkiye’yi de kaybeden ülkeler arasında sıralayan bir Yahudi olmaktaydı.

Makalesinde yer alan BOP haritası ile projeye yeni bir boyut getirmeye çalışan Peters, o haritada Türkiye’yi bölmekte, topraklarının bir kısmını Ermenistan’a, diğer bir kısmını ise Bulgaristan’dan Japonya’ya uzanan coğrafyanın en Batı yanlısı ülkesi” olarak tanımladığı “Özgür Kürdistan”a bırakmaktaydı…”  (2)

**

İlginç bir resim ve ilginç resimdekilerden Tuncay Güney’in anlattıkları :

Neydi bu büyük plan?
Devlet destekli taşeron örgütler kur, kullan, imha et” politikası devreye sokuldu. Uyuşturucu trafiğinden, kara para-devlet mafyası oluşumuna kadar birçok bölgesel plan işleme konuldu. Global uyuşturucu kaçakçılığı bağlantıları da oluşturuldu. Özel bankaların paraları “çamaşır makinesi ile” aklaması, istihbaratların rolü, terörün ve ortaklarının para paylaşımına kadar hepsi ‘Çağdaşlaşan Türkiye‘ sloganı ile yürütüldü. Kirli işler hanedanının kirli paraları çağ atlattı.

Oyunların perde arkası nasıl çözülür?
Türkiyenin darbeler sonrası yakın tarihini diplomatlarımızın öldürülmesi ile başlayan süreci irdeleyerek çözebiliriz. ASALA adı altında tetikçilere öldürtülen bu Türk Dışişleri misyon şeflerinin asıl kilit görevleri neydi? Bunlar hiçbir zaman açıklığa kavuşmadı.

O zaman küresel çete hala bölgemizde!
1980 dönemi öyle bir köprü kuruldu ki; silah tüccarları, para transferleri, istihbarat teşkilatları, kukla iktidarlar ve işbirlikleri bugünlere kadar uzanıyor. Merkezi ABD’nin Chicago kentinde olan bu çete, Irak (Bağdat), İran (Tahran), Hindistan (Bombay), Ürdün, Lübnan (Beyrut), Tel Aviv ve Ukrayna’ya kadar uzanıyor.

Hükümetlerden habersiz nasıl yönetiyorlar bu örgütü?
Bu ülkelerin hepsinde merkezi hükümetten izinsiz, gizli ofisleri bulunmaktadır. Ankara Kızılay’da da küçük ofis var. Büyük ofis Balgat’a taşındı.

Bu anlamda ASALA’dan hemen sonra PKK’nın devreye sokulmasını nasıl yorumlamak lazım?
Global Chicago şebekesinin emri ile PKK’nın doğuşu için öldürülen Türk diplomatlar sürecinden itibaren PKK’nın gelişimine bakmak lazım. Resmi olarak PKK’nın kuruluş tarihi 27 Kasım 1978. 15 Ağustos 1984’e kadar PKK hiçbir eylem yapmadı. Bu süreçte ulusal istihbarat şirketleri ile temas ve çalışma faaliyetlerini geliştiriyordu. Bugün PKK’nın üslendiği ülkeler, küresel Chicago çetesinin ofislerinin bulunduğu ülkelerdir.

1980 askeri darbesini bu sürecin neresine monte etmek gerekiyor?
12 Eylül öncesi bombalar ve tabancalar ülkeye Bulgaristan’dan sokuluyordu. Kaçak Bulgar kapısı bıçak gibi kesildi. Yeni kurulan küresel çete ofisleri devreye girdi. Türkiye Amerikan veya NATO depolarından sözde çalınan silah ve patlayıcılar ile tanıştı

Yani müttefiklerimizin depolarından çıkarılan silahlar bize mi yöneldi?
Türkiye’deki faili meçhul cinayetlerde kullanılan bütün patlayıcı maddelerin Batı ülkeleri veya Amerikalılar’ın kullandığı malzemeler olduğu tespit edildi. Bir anda terör örgütleri patlayıcı madde kulanımında sınıf atladı. Gazeteci ve aydın cinayetleri dışında suikastlar iş dünyasına da uzandı.

BAĞDAT’IN İŞGALİNDE ‘1 NUMARA’NIN ROLÜ
Bu işlerin başında kamuoyunun yakından tanıdığı kimseler var mı? Söz konusu o isimler nerede görev yapıyor?
Bir örnek vereyim. 1 Mart tezkeresi Meclis’ten geçmeyince devreye ‘1 Numara’ girdi. Kısaca özetlersem, ‘1 Numara’, Irak menşeli Kesnizani tarikatı ile gizli görüşmelere başladı. Bu gizli görüşmeler neticesi Amerikan askerlerinin Bağdat’ı kolayca ele geçirmesi sağlandı. Çünkü tarikat, Barzani ailesinden Talabani’nin partisine ve hatta Saddam’ın sarayına kadar uzanan bir güce hakim. Birçok Iraklı general, Türkmen, Arap bu tarikatin gizli müridi. Tarikatin şeyhlerinin birçoğu dönme. Sözde İslam sufizmi ile yoğrulmuş kişiler. Kesnizani tarikatının Mersin’de de şirketleri bulunuyor. Ve ithalat-ihracat yapıyorlar.

Tarikat bu kadar yaygınsa Türkiye’de de mutlaka uzantıları olmalı…
‘1 Numara’nın desteği ile son 20 yıldır var. Türkiye’de şirketleri ve Türk menşeli üst düzey gizli müritleri bulunmakta. Cem Ersever, JİTEM bölge sorumlusu iken tarikatı ziyarete giderdi. Kesnizani tarikatının paralarını Türkiye üzerinden Avrupa ve Amerikan bankalarına hangi özel banka transfer ediyor? Bunlara bakmalı. Geçmiş dönemde banka sahibi ile yaşadıkları sorunda ‘1 Numara’ hangi cumhurbaşkanına devreye girmesi için rica da bulundu? Ve üçlü toplantı yapıldı? “(3)

 

Yazılanlar özetlenirse :

-Hıristiyan Batı’nın en büyük hedeflerinden birisi de : İslam’ı, (Musevilik-Hıristiyanlık gibi) kendi çıkarlarına göre anlamlandırmayı, dizayn etmeyi düşündüğüdür. İngilizlerin içinde olduğu : “Vahhabilik, Ilımlı İslam, Ilımlı Sufi anlayışı”, vb.

-Ve yaşananlarla ilgili Devletin herşeyin farkında olduğudur.

-Peki, farkında olan devlet bunları neden engellemez? Burada iki soru sorulmalıdır :

a) Devlet, olayın içindekilerini kullandığını düşünmekte;

b) Olayların akışına mani olamamakta, zamana ihtiyacı nedeniyle hazırlıklarını tamamlamayı beklemektedir.

 

Devam edecek

-“Büyük Devlet” Olabilmek : Büyük bir iddia sahibi olmakla mümkündür.

www.canmehmet.com

Resim : http://www.gazetevatan.com/ilginc-bir-kare-497578-gundem

(*) Başlıktaki resimle ilgili :  Jonturk.com isimli haber sitesi Fethullah Gülen ile Tuncay Güney’i birlikte gösteren fotoğrafı yayımladı. Fotoğrafları yayımlayan jonturk.com haberi, ‘İşte Fethullah Gülen Tuncay Güney yakınlığının kanıtı!’ başlığıyla verdi. Aynı haberi Aydınlık gazetesi bugün manşetinden okurlarına duyurdu. 1994 yılının 29 Haziranı… Dedeman Otel’de Gülen cemaati tarafından kurulan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın açılış gecesi. Gülen geceye eski CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ile birlikte katılıyor. Cem Karaca da geceye çağrılı ve cemaati kırmayarak icabet ediyor. Karaca salona girdikten sonra Gülen’in ve Gülek’in yanlarına gelerek saygı gösterisinde bulunuyor. Karede Gülen’in hemen yanıbaşında Tuncay Güney de bulunuyor. Ergenekon davası Tuncay Güney’in ifadeleriyle başladı. Güney doksanlı yılların başında Altunzade’deki FEM Dersanesi’nin üst katında bulunan Gülen’in bürosunda çalışıyor. Güney 1972 doğumlu. Cemaatin yayın organı Samanyolu televizyonununun kuruluşunda bulunuyor. 1994 yılında “Doruktakiler” programını hazırlayıp sunuyor. Güney’in STV’de çalıştığı dönem aynı zamanda Gülen’in sekreterliğini yaptığı biliniyor. Randevularını ayarlıyor, günlük işlerini görüyor. Yani Güney, Gülen’e çok yakın bir isim. Bu fotoğrafta da 22 yaşındaki Güney, Gülen’in yanıbaşında görünüyor. Daha fazlası için bakınız : http://www.gazetevatan.com/ilginc-bir-kare-497578-gundem/

(**)Vahabilik : Vahhabilik ya da Vehabilik, kökeni Selefilik’e dayanmakla birlikte tam olarak 18. yüzyılda Muhammed bin Abdülvahhab tarafından kurulmuş olan dinî-siyasi hareket (akım) ya da mezhep.  İngilizlerin kurdurduğu, destekledikleri yaygın iddialar arasındadır. Bin Ladin’in ideolojik görüşlerinin oluşmasında, Muhammed bin Abdülvahhab tarafından oluşturulan Vahhabiliği benimsediğini öne sürerken buna karşı çıkan kaynaklar da bulunur..”  Daha fazlası için bakınız: https://tr.wikipedia.org/wiki/Usame_bin_Ladin%27in_d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce_yap%C4%B1s%C4%B

(***) Ünlü İngiliz casusu Lavrens : Thomas Edward Lawrence (15 Ağustos 1888 – 19 Mayıs 1935) : Britanyalı arkeolog, asker ve diplomat. 1916 – 1918 yılları arasında Arap Ayaklanması ve Sina ve Filistin Cephesi gibi olaylarda Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine karşı üstlendiği rol ile ünlüdür. Buradaki rolü nedeniyle Arabistanlı Lawrence olarak tanınmıştır.  Daha fazlası için bakınız: https://tr.wikipedia.org/wiki/T._E._Lawrence

(1) Evanjelizm, Tanri’yi Kıyamete Zorlamak, Ramazan Kurtoğlu, 2. Baskı, Mayıs 2016- İstanbul

(2)Daha fazlası için bakınız: AHMET AKGÜLSiyaset Bilimci – Düşünür   Araştırmacı & Yazar. http://www.7sabah.com.tr/haber/4333/fetullah-gulen-erbakan-hoca-ve-ahmet-akgul-disinda-herkesi-kandirmisti/

(3) http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/01/26/isin_asalasi_chicago

1718 Toplam Ziyaretçimiz 7 Günlük Ziyaretçimiz

Konu ile ilgili görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Görüşleriniz için tıklayınız

Yorumlar

Peki ne zaman dizginleri ele alabileceğiz. Bu konuda bir öngörünüz varmı.

Değerli Ahmet Bey, Bilirsiniz, rekabetçi devletleri kadar ihtiyacı olan sivil ve askeri yüksek teknolojiyi üretmeyen bir devletin günümüzde tam bağımsızlığını ileri sürmesi pek mümkün değildir. Bununla birlikte; halkımız, (rekabet edebilmemiz için) bir yılda en az yirmibeş (25) kitap okumak ve devletimizin yatırımlarına (kaynak) imkan vermesi için kazancının yüzde yirmibeşini biriktirmek durumundadır. Bizler, bilgi-teknoloji üretmek için yeteri kadar okumuyor, kazancımızın önemli bir kısmını tasarruf etmiyoruz. Devletimiz şu an ihtiyacını dış kaynaklardan sağlamaktadır. Bunlarla birlikte, 2002 yılında, ordumuzun ihtiyacının yüzde yirmisi yerli/milli kaynaklardan karşılanırken; bugün ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde altmışı yerli üretimle karşılanmasının yanında bu ürünleri/sistemleri ihraç ederek birkaç milyar dolar gelir sağlamaktayız. Bunlar yeterli olmamasına rağmen kalkınmamızın hızlı bir çizgiye girdiği söylenebilir. Teşekkür ediyorum, sağlıcakla kalınız.

İyide devlet niye bu kadar bekledi.

Değerli Ahmet Bey, güzel bir soru; “Devlet niye bu kadar bekledi?” Bilirsiniz, “Devlet” bir oluşumdur. Ve bizler de bu oluşumu meydana getiren üyeleri. Bir devletin yükselmesi
hammadde zenginliklerinden daha fazla nitelikli yüksek hedef sahibi halkının çokluğuna bağlıdır. Maalesef bizler yakın döneme kadar demek ki yeterli ölçüde nitelikli ve yüksek hedef sahibi insan kaynağı yetiştirememişiz. Bu konuda dilerseniz, “yabancı okullar” ile ilgili yazıları okuyabilirsiniz. Bunlar sorularınıza az da olsa cevap verebilecektir. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.

Leave a comment

(required)

(required)


SPAM ENGELLEME SORUSU

*