Neden Yakın Tarihe Kadar Yüksek Teknoloji Üretemedik (3)

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

 

 

Ülkemize yatırım yapan veya kredi veren kuruluşlar : Kendilerine rekabetçi çıkarmamak için, stratejik alanlarda yatırım yapmaz, büyümenize, teknoloji üretmenize imkan sağlamazlar.

Bunun yanında bir ülkede: Yeterli yerli Ar-Ge çalışması yapılmadan; ithal edilen, bilgi ve teknolojilerle yeni bir ürün geliştirmek mümkün değildir.

Yüksek teknoloji üretmek : Bir toplumun genelinin, politikacılarının, işadamlarının ve medyasının ilgi alanında olmasının yanında, sayılanlar; araştırmacılara her türlü imkanları ile destek sağlamalıdır.

Teknoloji geliştirmek, elbette yeterli bir altyapı, sermaye, insan kaynağı ve toplumun desteğiyle yakından ilgili olmakla birlikte; bilgi-ürün geliştirmek, bir deneyim işidir.

İlim insanları-araştırmacılar bu doğrultuda ancak, deneyerek-öğrenerek başarılı olabilmektedir.

Toplum, bu konuda araştırmacılarına baskıcı, aceleci olmamalıdır.

Tezgahların, (18.asırda) buhar gücü ile (motorlara) fabrikalara dönüşmesi sürecinde: İngilizler ve Fransızlar; sıfırdan bir bilgi-teknoloji üretmemiş, mevcut bilgi-teknolojileri kullanarak, geliştirerek yeni icatlar yapabilmiştir.

Bu manada ilk Sanayi Devrimi’ni yapan İngilizler: Çin ve Müslüman ilim insanlarından esinlenmiş, sonrasında Almanlar, Amerikalılar, Japonlar, Ruslar ve Çinliler geliştirilen bu teknolojilerden yararlanmış, ileriye taşımışlardır.

Osmanlı Devleti, 19.asrın başlarına kadar, tarım ve imalat sanayisi ile kendine yetmektedir.

Bu dönemde: İspanyol, Portekiz, İngiliz ve Fransızlar: Latin Amerika ve Afrika’yı sömürerek elde ettikleri kaynaklarla zenginleşmiş, halklarına refah götürmenin yanında Sanayi Devrimi için gerekli sermayeyi sağlamışlardır.

Osmanlı Devleti ise bahsekonu dönemde: Rusya ve Avrupalı devletlerin kışkırtmaları ile çıkarılan iç isyan ve savaşlarla boğuşmuş: Hem Sanayi Devrimi’ni kaçırmış hem yeterli kaynak ayıramamış hem de savaşların yıkıcı masraflarıyla (Kırım Savaşı örneğinde olduğu gibi), yüksek faizlerle borçlandırılmıştır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Osmanlı Devleti, 2.Bölümde açıklandığı üzere bütçesinin yüzde yirmisini sanayileşmeye ayırabilmiş, birçok alanda yatırım yapabilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmemizle birlikte (Lozan Antlaşması’nı takiben), Kıbrıs Barış Harekâtı sayılmaz ise, yaklaşık, 90 yıllık bir barış döneminde yaşamamıza rağmen, ne yazık ki, 19.asırda sayılan nedenlerle kaçırdığımız sanayileşmede (bilgi-teknoloji üretiminde) yeterli mesafe alınamamıştır.

Peki, Neden?

Bu noktada kişisel yönetici hatalarına girilmeden, eksiklerimizi sayarsak:

-I.Dünya Savaşı sonrasında, sermaye ve meslek sahibi azınlıklar çeşitli nedenlerle bilinçli-bilinçsiz ülkemizden kaçırılmış: Bunlara karşılık, özellikle Balkanlardan tüm malları ellerinden alınarak, soyularak gönderilen kardeşlerimiz üzerinden yoksulluk ithal edilmiştir.

-İşgalcilerin, Yunanlılara, Ege Bölgesini işgal ettirmelerindeki bir amaç da; ülkemizin en zengin bölgesini, tavuk ve köy evlerinin damlarındaki kerestelerine kadar soydurularak, Savaştan sonra yapacağımız kalkınmayı, en az 50-60 yıl geciktirmektir.

-Ülkemizin “elit tabakası!”, zengin-memur-bürokratlar, çocuklarını; yabancı okullara göndererek, onları, halkına ve kendi kültür değerlerine yabancılaştırılmasına, vatanseverlik duygularının köreltilmesine bilmeden zemin hazırlamış, bunların sonucu olarak önlerine bir vizyon, hedef konulamamış; ülkesine, değerlerine yabancılaşan az sayıdaki eğitilmiş-öğrenim görmüş çocuğumuz, ülkelerinde bir gelecek görmediklerini düşündükleri için “Yurt dışına kapağı atmak!” anlayışı ile ülkelerini terk etmişlerdir.

Üç bölümde, “Neden teknoloji üretemiyoruz?” Sorusunun cevaplarını özetlersek :

-Bir çocuğa bir sopa veya bir top verirseniz, yapabileceklerini bir sopa, bir top ile sınırlandırırsınız.

-Çocuklarımız, vatansever yetiştirilmelerinin yanında; kendi kültür değerleri benimsetilmeli ve bunlar örnek olunarak yaşatılmalıdır.

-Çocuğunuza bir hedef, zengin bir hayal dünyası kazandırırsanız : Onu, ülkesine ve insanlığa hizmet edecek bir ilim insanı, bir eğitici, siyasetçi veya büyük bir lider yetiştirebilirsiniz.

-Vatansever olarak yetiştirilmiş ve ülkenin kültür değerlerini özümsemiş bir çocuk, Yurtdışına daha fazla ücret alacağı için gitmeyecek, şartlar zorlasa dahi edindiği deneyimlerle mümkün olan kısa sürede dönecektir.

-Bir ülkenin bürokrat veya tepe yöneticilerinin anlayışı; halkının kültür ve uygarlık değerleri ile çelişmemelidir. Halkı ile (değerlerinin uygulanması konusunda)  inatlaşanlar, inatlaşmadan galip de çıksa, halklarının gönüllerindeki yerlerini kaybetmektedir.

-Çocuklarına gelecek için yüksek bir ideal (amaç) veremeyen toplumlar, onlardan fedakarlık beklememelidir. İdeal sahibi olmayanların, harekete geçmek için bir nedenleri yoktur.

Sonsöz:

Teknoloji üretmek: Elbette bir altyapı, sermaye ve insan kaynağı meselesidir. Eğer, bunları harekete geçirecek vatansever yüce bir ideale sahip insanlarınız varsa.

www.canmehmet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPAM ENGELLEME SORUSU

*

↓